

Finansmana kolay, hızlı ve güvenilir erişimin adresi: Figopara 2016’dan bu yana teknolojideki gücünü arkasına alarak işletmelere alternatif bir finansman modeli sunan Figopara , hem alıcı hem de tedarikçi firmaların kolay, hızlı ve güvenilir bir şekilde finansmana erişimlerine aracılık ediyor. Figopara, KOBİ’lerin ve işletmelerin hayatını kolaylaştıran iki temel hizmet sunuyor: Figopara Tedarikçi Finansmanı ve Figo Kolay Finansman . Büyük ölçekli şirketler, Figopara Tedarikçi Finansmanı ile tedarikçilerinin faturalarının vadesinden önce alacaklarını bugünden tahsil etmesine olanak sunuyor. Böylece, tedarikçi uygun koşullar altında tahsilatını gerçekleştirirken likidite sorununu çözebiliyor, alıcı firmaların da bu avantajdan yararlanabilmesi sayesinde firmalar tedarikçileriyle sürdürülebilir bir iş ilişkisi kurabiliyor. Figo Kolay Finansman ile KOBİ’ler mali verileri ve ticari faaliyetlerinin değerlendirilmesi sonucunda oluşan puanlarına göre tahsil edebilecekleri faturalar için uygun ve avantajlı banka tekliflerine ulaşıyor. Seçilen teklifle tahsilat kolayca gerçekleşirken, sürecin dijital yürütülmesiyle işlemler hızlı ve güvenli bir şekilde sonuçlanıyor. Siz de Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarına ve 4.500’ün üzerinde KOBİ’ye hizmet veren Figopara ile işini ileriye taşıyanlar arasında yer almak isterseniz burayı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD tahvil faizi oranları, tıpkı diğer ülke tahvil faiz oranları gibi ekonomiye ilişkin beklentileri gösteren önemli işaretlerden biridir. Enflasyon ve faizler genel seviyesine dair beklentilerinin hızla yansıdığı bu göstergeler çeşitli vadeler için adeta birer çıpa veridir.
ABD ekonomisi dünyanın en büyük ekonomisi, ABD Doları ise küresel rezerv para birimi olduğundan bu göstergedeki değişimler küresel görünüm açısından da büyük önem taşır.
ABD gösterge tahvili, vadesine 10 yıl kalan devlet tahvilinin işlem gördüğü tahvildir. Bu tahvilin piyasada belirlenen faiz oranı ise sözü edilen referans faiz oranıdır.
Enflasyon beklentilerinin yükseldiği, faiz artırımlarının güçlü bir şekilde devam etmesinin beklendiği ve Fed’in tahvil alım programına son verdiği günümüzde tahvil faiz oranlarında hızlı bir yükselişe tanık oluyoruz.
Bu durum, inatçı enflasyon beklentilerinin doğal bir sonucu zira enflasyon, sabit getirili menkul kıymetlerin “düşmanıdır”. Yatırımcılar enflasyon karşısında kendilerini koruyamama ihtimaline karşı, güvenli liman olan bonodan farklı yatırım araçlarına kayma eğilimi gösterir. İlgili varlıktan yaşanan bu çıkış, varlığın fiyatını düşürür ve (hedef vadedeki getiri sabit olduğundan) faiz oranını artırır.
Salgın döneminde %1’in üzerine çıkması için gayret sarf edilen bu gösterge, sadece bir ay süre zarfında 70 baz puan daha arttı. Söz konusu seviyeler, 2008 krizinin fiyatlamalarına denk.
Bu noktada, ülkede ABD'nin 30 yıl vadeli tahvil faiz oranının %3,5 ile sekiz; 5 yıl vadeli tahvilin faiz oranının ise %3,7 ile son 14 yılın rekorunu kırdığını da ifade etmekte fayda var…
Kısaca, bütün bu fiyatlamalar, piyasalardaki tedirginliğin matematiksel yansıması diyebiliriz. Bu alanda “normalleşme”ye ise daha çok uzun bir yol var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Borsa İstanbul devre kesiciyi devreye soktu. Ekonomistlerin beklentisi TCMB'nin 50 baz puan faiz indirimi yapacağı yönünde. Avro bölgesinde resesyon beklentisi giderek büyüyor.
20 Eyl 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?



