Akıllı ve karanlık fabrikalar

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Fanuc Türkiye Genel Müdürü
Endüstri 4.0; mühendislik, planlama, üretim, operasyonel ve lojistik süreçlerinde kalite, esneklik, dayanıklılık ve verimliliği artırmak üzere birbirleriyle iletişim kuran teknoloji ve cihazlara dayalı üretim süreçlerinin hayata geçirilmesi olarak özetleniyor. Dördüncü Endüstri Devrimi olarak da adlandırılan bu sürecin temel hedefi olan insansız biçimde kendi kendini yönetme kabiliyeti olan, üretimin tamamen otomatik robotlar tarafından yapıldığı karanlık fabrikaların hayata geçirilmesi. Bu hedef doğrultusunda, metodolojik olarak, ABD Federal Ticaret Komisyonu tarafından "günlük kullanımı olan nesnelerin kablolu veya kablosuz bir biçimde internete bağlanıp veri gönderip alabilmesi kabiliyeti" olarak tanımlanan Nesnelerin İnterneti (Internet of Things – IoT) ve siber sistemlerin üretim süreçlerine entegre edilmesi yönünde güçlü çalışmalar ve pratikler mevcut.
Robotlu otomasyon sektörünü tam merkezine alan bu gelişmeler ışığında küresel anlamda özellikle son üç yıl baz alındığında otomasyon sektöründe bir dinamikleşmenin olduğunu net olarak söyleyebiliriz. Otomotiv başta olmak üzere birçok ana ve yan sanayide, içinde bulunduğumuz pandemi krizi öncesinde de robotlaşma yolunda yatırımlar artmaktaydı. Dijital ve karanlık fabrikalara doğru hızlı bir gidişat söz konusuydu.
Küresel bir kriz ortamı yaratan, tedarik zincirlerini koparan, üretimin neredeyse tüm dünyada durma noktasına geldiği pandemi sürecinde üretiminde otomasyona geçmemiş olan yapılar ekonomik anlamda büyük hasar gördü. Üretimini dijitale aktarmış, akıllı ve karanlık fabrikalar kurgulamış, parkurlarında robotik uygulamalar oluşturmuş kuruluşlar ise üretimine kesintisiz olarak devam etti. Sadece üreticiler değil; sektörler, toplumlar, kültürler, yerel ve küresel ekonomiler altyapılarının kapsamı dâhilinde süreçten olumlu ya da olumsuz olarak etkilendi. Bu temelde özellikle Türkiye'de üreticileri Endüstri 4.0 noktasında farkındalığa sürükleyen pandemiyle bir fırsat ortamı da doğdu. Söz konusu uygulamaların bir tercih değil, geleceği şekillendirecek bir zorunluluk olduğu bu deneyim yoluyla kavrandı.
Uluslararası Robot Federasyonu’nun imalat sanayinde 10 bin işçi başına düşen robot ortalamasıyla alınan robotlaşma oranına göre; küresel ortalama 74. Sanayinin lokomotif ülkeleri değerlendirildiğinde bu sayı, örneğin, Singapur’da 918, Güney Kore’de 855, Japonya’da 364. Avrupa’ya baktığımızda bu oranlar Almanya’da 346, İsveç’te 277, İtalya’da 212, Fransa’da 177. Bununla birlikte Türkiye’de bu sayı ortalama 29. Yaklaşık 795 milyar dolarlık gayri safi milli hasılayla Türkiye dünyanın en büyük 17. ekonomisi olmasına rağmen 150 milyar dolarlık otomasyon piyasasındaki cirosunu 1 milyar dolara dahi taşıyamamış durumda. Gelişmiş ülkelere baktığımızda otomasyona gayri safi milli hasıladan ayrılan pay %0,5 ilâ %2 arasında değişirken Türkiye’de bu oran %0,1. Son dönemde gelişen farkındalıkla birlikte rakamların ilerleyen dönemlerde artacağından kuşkumuz yok. İyi bir dönüm noktasındayız. Devamı kaçınılmaz olarak gelecek.
IoT teknolojileriyle donatılacak gelecekte, bugünün çok daha üzerinde bir verimlilikle çalışan fabrikalar göreceğiz. Network üzerinden birbirine bağlı hareket edebilen, karar alabilen ve planlama sunabilen akıllı fabrikalarla donanarak geleceğe yön verecek teknolojilerin kullanılacağı bir platform oluşacak. Bu platform üzerinden modüler fakat kesintisiz veri akışı sağlanan, yüksek enerji verimliliğine sahip, alan tasarrufunun maksimum düzeyde elde edilebileceği ve insan-makine iş birliği üzerine kurulu yeni fırsat alanlarının açılacağı bir üretim dünyasını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de deneyimleyeceğiz. Yolumuz açık olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
12 Ekim Pazartesi sabahından herkese merhaba. Pareto’nun yeni yazı dizisinde bu hafta fintek ekosistemindeki son gelişmeler, akıllı fabrikalar ve esnek ekonomiye dair değerlendirmeler var.
12 Eki 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



