Albüm incelemesi: blink-182, ONE MORE TIME...


Akbank 41. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi devam ediyor Nedir? Karma sergi . 30 yıldır Türkiye’nin sanat ekosistemine önemli katkılar sunan Akbank Sanat ve Resim ve Heykel Müzeleri Derneği iş birliğiyle gerçekleşen sergi, çağdaş sanat alanındaki gelişmeleri teşvik etmek ve genç sanatçılara destek olmak amacıyla düzenlenen Akbank 41. Günümüz Sanatçıları Ödülü Yarışması ’nı taçlandırıyor. Nerede ve ne zaman? 4 Kasım’a kadar Akbank Sanat’ta ziyaret edebilirsiniz. Neden gitmeli? 1020 başvuru alan yarışmanın sonunda jüri tarafından seçilen genç sanatçılar; Nazif Can Akçalı, Melike Şevval Akın, Cemil Arslan, Şener Yılmaz Aslan, Mustafa Yasin Aydoğan, Nur Bardakçı, Uğur Bişirici, Ahmet Dündar, Hüseyin Güler, Şeyma Güzelaydın, Yazı Ece Köz, Can Memişoğulları, Nazan Özaras, Okay Özkan, Monica Papi, Defne Parman, Fatih Umdu, Deniz Varlı, Ece Yazıcıgil’in yer aldığı sergide , Spinoza’ya saygıyla, ünlü düşünürün ‘Conatus’ kavramı üzerinden farklı ifade biçimleriyle yorumlanan eserleri keşfedebilirsiniz. Not almalı: Küratörlüğünü Ferhat Özgür ’ün üstlendiği sergi, bir konuşma serisine de ev sahipliği yapıyor. Özgür öncülüğünde gerçekleşen seri, Spinoza’nın ‘Conatus’ kavramına hem de çağdaş sanatın mevcut durumuna ışık tutmayı amaçlıyor. Sergi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: blink-182, ONE MORE TIME...
Süre: 50 dakika
Plak şirketi: Columbia Records
Yayın tarihi: 20 Ekim 2023
2000’lerin başına denk gelen ergenliğimde en çok dinlediğim gruplardan biri kesinlikle blink-182’du. O zamanlar kliplerini yüzlerce kez izler ve çok gülerdim. Çünkü her şeyin ciddi olduğu bir dünyada pop punk yaparak eğlenen ve her şeyle dalga geçebilen üç adam vardı karşımda. Adam’s Song ve bir emo şaheseri olan I Miss You şarkısında hüzünlenip şarkının sözlerine referans olan The Nightmare Before Christmas’ı izleyemeye bayılırdım. Anlayacağın fazlaca klişe bir ergendim. blink-182’un eski kliplerinin tamamını izlersen,neredeyse 90’lar sonu 2000’ler başına dair tüm popüler figür ve akımlara şahit olursun.
Grup, 2005 yılına gelindiğinde bir anda blink-182 projesine ara verdiklerini duyurdu. 2008’de Travis Barker, bir uçak kazası geçirdi. 4 kişinin öldüğü kazada Travis sağ kurtuldu ama vücudunda ciddi yanıklar oldu. Grup, Travis’in iyileşme sürecinde bir araya geldi ve yeni şarkılar yaptı. Fakat 2015’e gelindiğinde Tom DeLonge gruptan yeniden ayrıldı. Travis ve Tom yanlarına Matt Skiba’yı alıp iki albüm kaydetti. Bu albümler o dönem pek de ses getirmedi. Vokalist ve basçı Mark Hoppus’a, 2021’de 4. evre lenfoma kanseri teşhisi konulduğunda ise eski dostlar yeniden bir araya geldi ve dünya turuna çıkmaya karar verdi. Bu sırada dokuzuncu albümleri ONE MORE TIME...’ı da kaydetmeye başladılar. Hatta bu birleşmenin nedenini Tom, şu sözlerle anlattı: “Eşime ‘Bir daha müzik yapacağımı ya da bir daha turneye çıkacağımı sanmıyorum’ dediğimi hatırlıyorum. Mark bana hasta olduğunu söyleyene kadar… Ben de bir anda ‘Yapmak istediğim tek şey müzik’ diye düşünmeye başladım. Bana hasta olduğunu söylediğinde sanki hiçbir şeyin önemi yokmuş gibiydi. Bu sanki ‘Bu boktan kurtulacaksın ve biz de yanında olacağız’ gibiydi.”

blink-182, ONE MORE TIME...
"Beni özlediğini duymak için ölmem mi gerek?"
Tom, bu albümün grubun çıkışından bu yana yaptıkları en iyi müzik olduğunu söyledi. Ancak 17 şarkılık albümü dinlediğimde bu cümle pek de gerçekçi gelmedi bana. Diğer yandan şarkıların sözlerinde bu sefer çok daha kişisel bir anlatım var. Grubun başından geçenleri şarkı sözleri üzerinden takip etmek mümkün. Özellikle albüme adını veren ONE MORE TIME...’da tüm bu detaylar mevcut. Tom’un Mark’a kanser teşhisi konduğunu öğrendikten sonra gruba dönmesi ve üçünün ortak geçmişine dair sözler bunlar. Pop punk romantizmine sahip bu şarkıdaki nostaljik havayla bir çırpıda grubun mazisine ışınlanmak mümkün:
I wish they told us, it shouldn’t take a sickness
Or airplanes falling out the sky
…
Do I have to die to hear you miss me?
Do I have to die to hear you say goodbye?
I don’t wanna act like there’s tomorrow
I don’t wanna wait to do this one more time
Tekrara düşen şarkılar
50’li yaşlarda olup zamansız kalabilen bu üç adam, Kaliforniya’nın yaşam sevincini ve espri anlayışlarını koruyarak yeniden müziklerine ekledikleri albümlerini, Anthem Part Two’un devamı olan Anthem Part 3 ile açtı. Travis Barker, adeta bir stadyumda çalıyormuş hissiyle girişte bizi görkemli davullarıyla karşıladı. Ve ardından pop punk köklerine döndükleri Dance With Me ile albüm devam etti. Şarkıdaki “olé olé olé” diye haykırışları bir pop nakaratı olarak hafızada takılıp kaldı. Şarkı bittiğinde sadece bu sözler dönüyordu zihnimde. Fell in Love’da da The Cure’un Close To Me parçasına bir göndermede bulundular.
Albümü sıralı bir şekilde dinlediğimde enerjisinin zaman zaman kaybolduğunu fark ettim. Ve sanki tüm şarkılar birden tekrara düşüyormuş gibi hissettirdi. Bu ilerleyişte yarım dakikalık Turn This Off!’taki öfke patlaması vitesi arttırdı. When We Were Young’ta melodik bir pop-punk şarkısında yine ve yeniden geçmişe dair fazlaca göndermeler işittim:
When we were young
Are you still running free like every other
When we were young
Nothing’s too fast ‘cause we’ve run together
Oldukça sert yarım dakikalık hardcore türündeki Fuck Face ’te gruba Tim Armstrong eşlik etti. Albümün kapanışı da Childhood şarkısıyla yapıldı. Şarkı, geçmişe duyulan özlem duygusunun yanı sıra şimdiki zamandan kopukluk hissini de sahip. Grup, “Where did our childhood go? I wanna know” sözleriyle bitirirken albümü yetişkinliğe geçişi anlatıp çocukluktaki o masumiyetin kaybına dair derin bir özlemin altını çizmeyi ihmal etmedi. Tom, bir röportajında bu kapanışın son olmadığını da hatırlattı: “Bu sefer yaptığımız müziğe değer vereceğiz, onu besleyeceğiz, onunla ilgileneceğiz ve bunun için minnettar olacağız. Bu konuda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız.”

blink-182 | Fotoğraf: Jeff Kravitz
Albümün tamamına hakim olan nostaljik hava
ONE MORE TIME... ile kendi tarihinin en uzun albümünü yapan blink-182’un yeni şarkılarında 2000’lerdeki eğlenceli bir gençlik komedisi izliyormuş hissi hakim. Arada genç bir kız ya da erkeğin sevgilisiyle kavuşması gibi duygusal anların da yaşandığı o tanıdık hissi. Grup, söz yazımı konusunda oldukça içten olmasına karşın müzikal anlamda bir o kadar da yenilikten uzak. Her şeyin olanca hızıyla değiştiği bir dünyada grup, eski şarkılarını hatta blink-182 dışında yer aldıkları gruplardaki parçalarını evirip çevirip yeniden kaydetmişler gibi.
Öte yandan grubun köklü hayranları bir değişim istiyor muydu? Dünya turnesinde biletlerinin çok pahalı olmasına rağmen tamamen tükendiğini düşünürsek hiç sanmıyorum. Zaten grup da pop punk devrimi yapma gibi bir dertte olmadığını her ifadesinde belli etti. Sadece eğlenerek daha çok sahnede olma peşindeler. Ve tabii bu albümün yeniden birleşen blink-182’un her üyesi üzerinde duygusal ve derin etkisi olduğu da aşikâr. Belki de grup, kariyerine yeniden başlıyormuş hissini vermek istedi ya da bu hisse büyütmeye ihtiyaçları vardı.
İtiraf etmeliyim Mark ve Tom’un sesini birlikte yeniden duymak bütün yazı boyunca altını çizdiğim o nostaljik zamanları yeniden yaşıyormuşum gibi hissettirdi. Tüm albüm boyunca da uzun süre görüşmediğim bir arkadaşla sohbet eder gibiydim. Bu yüzden albüm biter bitmez bu şarkıların daha iyi versiyonları olan yani blink-182’un eski şarkılarına dönüş yaptım!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türler arası bir deneyim sunan ve pek çok ismin İstanbul'daki ilk konserlerine ev sahipliği yapacak MIX Festival'a ön hazırlık yaptık, blink-182'in nostalji dozu yüksek albümünü inceledik.
30 Eki 2023

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



