Altın Koza: Adana’da ödüller

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde ödüller 28 Eylül’deki törende dağıtıldı:
Belgesel Film Yarışması:
En İyi Belgesel: Zamanın Kıyısında Sınav (yön. İlkay Nişancı)
Jüri Özel Ödülü: Sürgün Asla Bitmez (yön. Bahar Bektaş)
Uluslararası Kısa Film Yarışması:
En İyi Film: Her Gün Biraz Daha Kolay (yön.Çağıl Bocut)
Jüri Özel Ödülü: 21 Weeks Later (yön. Nasrin Mohammadpour)
Mansiyon: Dilan Hakkında Konuşmalıyız (yön.Umut Şilan Oğurlu)
Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması:
En İyi Belgesel Film: Yirmili Yaşlarımın Başında (yön. Yağmur Canpolat v e Berna Oduncu)
En İyi Canlandırma Film: Sans terre (yön. Enes Kılıç)
En İyi Deneysel Film: Taş (yön. Ayşenur Ateş)
En İyi Kurmaca Film: Kötü Bir Gün (yön. Yaşar Güney Yurdakul)
Jüri Özel Ödülü: 220 (yön. İsmail Hakkı Koçak)
Adana Kısa Film Yarışması:
En İyi Film: Zamanın Ustası (yön. Muhittin Yüceli)
Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması:
En İyi Senaryo: Şükran Yiğit (Burası Radyo Şarampol)
Jüri Özel Ödülü: Barış Kefeli, Hakan Bıçakçı, Nüket Taneri (Uyku Sersemi)

Murat Fıratoğlu ve Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri ekibi, En İyi Film ödülünü Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’dan aldı.
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması:
En İyi Film: Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri (yön. Murat Fıratoğlu)
Yılmaz Güney Film Ödülü: Gecenin Kıyısı (yön. Türker Süer)
Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: Hiçbir Şey Yerinde Değil (yön. Burak Çevik)
En İyi Yönetmen: Burak Çevik (Hiçbir Şey Yerinde Değil)
En İyi Senaryo: Erkan Tahhuşoğlu (Döngü) ve Selen Örcan ile Doğuş Algün (Ölü Mevsim)
En İyi Kadın Oyuncu: Funda Eryiğit ile Ece Yaşar (Ölü Mevsim)
En İyi Erkek Oyuncu: Ahmet Rıfat Şungar (Gecenin Kıyısı) ve Erdem Şenocak (Ölü Mevsim)
En İyi Müzik: Son of Philip (Yeni Şafak Solarken)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Peter Zeitlinger (Yeni Şafak Solarken)
En İyi Sanat Yönetmeni: Erim Gayretli (Hiçbir Şey Yerinde Değil)
En İyi Kurgu: Rainer Nigrelli (Gecenin Kıyısı)
Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu: Nesrin Uçarlar (Ölü Mevsim)
Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu: Serkan Ercan (Ölü Mevsim)
Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Tuana Almacı (Hakkı)
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Ömer Akalın (Hêvî / Umut)
SİYAD En İyi Film Ödülü: Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri (yön. Murat Fıratoğlu)
FİLM-YÖN En İyi Yönetmen Ödülü: Hikmet Kerem Özcan (Hakkı) ile Erkan Tahhuşoğlu (Döngü)
Adana İzleyici Ödülü: Hakkı (yön. Hikmet Kerem Özcan)

Not: Cinemascot Instagram hesabı, 30 Eylül gecesi yaptığı “Geleceğin Sinemacıları!” başlıklı paylaşımla, ödül töreniyle ilgili önemli bir konuya dikkat çekti:
“31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ödül Töreni’nde ilk kez Kısa Film ve Belgesel Ödülleri takdim edilmeden önce canlı yayın veya başka bir nedenle Uzun Metraj Film Ödülleri dağıtıldı. Ödüller dağıtıldıktan hemen sonra ana jüri, uzun metrajlı film ekiplerinin bazıları, izleyicilerin, sinema yazarlarının ve gazetecilerin çoğu salondan ayrıldı! Belgesel ve Kısa Film Ödülleri esnasında salon boştu! Sansür ve görünürlük sorunu yaşayan bu alanlara sinema dünyasının ilgisizliği cidden inanılmaz boyutlarda! Neyseki bu durumu sahnede dile getirenler oldu. En garip olanı ise bir kez daha sinemamızı değerlendiren yazarlar ve gazeteciler izlemedikleri belgesel ve kısa filmlerini ve ödüllerini anmadan festival ve hatta yıl sonu değerlendirmesi yapacak. Geleceğin sinemacılarının, belgesellerin ve kısa filmlerin her açıdan yok sayılması üzerine daha çok konuşmalıyız!”
Kısa film ve belgesel üretimini teşvik etmesini, genç ve yeni sinemacılara görünürlük sağlamasını beklediğimiz film festivallerinin bu gibi kararlarını kabul edilemez buluyorum. Koltukların taştığı 2.000 kişilik salonda bir anda 200 kişi kalmış olması tamamen organizasyonun suçu değil elbet; bir zamanlar kısa filmleriyle orada bulunan sinemacıların, nedense uzun metrajlı filmlerin kısa filmler ya da belgesellerden daha çok haber değeri taşıdığını düşünen sinema yazarlarının da ayıbı.
Öte yandan bu hakkaniyetsiz durum, uzun metrajlı film ödüllerini her zaman olduğu gibi törenin sonunda dağıtarak önlenebilir, birçoğu çok güzel konuşmalar yapan (en azından konuşma hazırlamış olan) sinemacıların dinlenmesi ve görünmesi, filmlerinin ve kendilerinin isimlerinin daha çok kişi tarafından duyulması sağlanabilirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali notları, Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Jerzy Skolimowski ile röportaj.
02 Eki 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.




