Antitröst ağında Facebook retrospektifi

Büyük bir şirketi yönetmek kolay değildir, peki bir sektörü yönetmek? Bu, başınıza büyük işler açabilir. Tıpkı Facebook’a olduğu gibi.
Antitröst ağında Facebook retrospektifi

Bitpanda #n
Bitpanda ile birlikte

Kripto paraların adresi: Bitpanda 2020 yılının son günlerinde birim fiyatı 20 bin doların üzerine çıkan Bitcoin, hikâyesinin başladığı noktadan bu yana çok yol kat etti. Öyle ki bu yeni yatırım aracının eskinin "güvenli limanı" altına benzetildiği yorumlar dâhi yapıldı. Hem kısa hem de uzun vadede büyük kazanımlar vadettiği düşünülen kripto paralar, sınırlı arzları sebebiyle yatırım riskini en aza indirmek, enflasyondan korunmak ve portföy çeşitlendirmek amaçlarını taşıyan yatırımcılar için cazibesini her geçen gün artırıyor. Viyana'da kurulan ve bugün 1,5 milyonun üzerinde kullanıcıya hizmet veren dijital varlık yatırım platformu Bitpanda da 2020 sonunda başladığı Türkiye operasyonlarını yeni yılda hızlandırarak sunduğu dünya standartlarındaki hizmetlerle Türkiye’deki kripto para ilgisinin yeni odağı olacak gibi görünüyor. Bitpanda: Avusturya - Viyana merkezli bir finans teknolojisi (fintech) şirketi olan Bitpanda, 2014 yılında Eric Demuth, Paul Klanschek ve Christian Trummer tarafından kuruluyor. Bugün 1,5 milyonu aşkın kullanıcısına hizmet veren Bitpanda, kripto paraların ve blok zinciri teknolojisinin yenilikçi gücüne inanan 250 kişiyi aşkın bir ekipten oluşuyor. Kişisel finansın önündeki engelleri kaldırmayı ve geleneksel finansal ürünleri 21. yüzyıla taşımayı görev edinen Bitpanda; PSD2 ödeme hizmeti sağlayıcı lisansı, son teknoloji ürünü güvenli altyapısı ve modern kullanıcı deneyimiyle hem yeni başlayanlar hem de uzmanlar için popüler bir yatırım platformu olarak hizmet veriyor. Bitcoin, Ethereum gibi 50'den fazla kripto para alım satım işleminin gerçekleştiği Bitpanda Avrupa'nın lider alım satım platformu olarak geçtiğimiz yılın sonunda başladığı Türkiye faaliyetlerine 2021 itibarıyla hız veriyor. Bitpanda Türkiye: Üyelerinin hızlı ve güvenli işlem yapmalarını mümkün kılan, kullanımı kolay bir platform sunan Bitpanda, Türkiye'de de kripto para yatırımcılarının ilgisini çekiyor. Türkiye ve MENA bölgesindeki kripto para yatırımcılarına dünya standartlarında hizmet sunmayı amaçlayan Bitpanda Türkiye; mevzuatlara uyumlu bir çerçevede güvenli ve şeffaf bir yatırım platformu olmayı, hisse senedi ve ETF gibi yeni ürünler sunarak kapsamlı bir yatırım atmosferi yaratmayı amaç ediniyor. Bitpanda Türkiye kullanıcıları; Avrupa regülasyonlarıyla uyumlu, 50'den fazla kripto para birimini listeleyen, Fransa ve Avusturya'da lisanslı, PayPal ve Palantir gibi şirketlerin kurucusu Peter Thiel'ın yatırımcılarından olduğu Valar Ventures'tan 52 milyon dolar yatırım almış, AML5 uyumlu bir platforma erişme şansına sahip oluyor. Dakikalar içinde hesap açılabilen ve 1 lirayla dahi yatırım yapmaya başlanabilen platform, dijital varlıklar konusunda deneyimsiz olan kullanıcılardan işin uzmanlarına, herkese hitap eden bir platform sunuyor. Türkçe dil desteği ve yerelleştirilen operasyonlarıyla Bitpanda Türkiye'de kripto para yatırımcıları; EFT/havale, kredi kartı ve Papara ile işlem yapabiliyor. Bitpanda’yı daha yakından tanımak için Quando’nun gelecek sayılarında yayımlanacak içerikleri takip edebilir, Bitpanda’yı ilk keşfedenlerden biri olmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Büyük bir şirketi yönetmek kolay değildir, peki bir sektörü yönetmek? Bu, başınıza büyük işler açabilir. Tıpkı Facebook’a olduğu gibi.

2020 yılında oldukça sık duyduğumuz “antitröst” kavramı, Big Tech şirketlerinin başını oldukça ağrıtmıştı. Bir önceki bültenimizde de bahsettiğimiz, Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) 2020 şubat ayında büyük şirketlerin tekelleşmesine yönelik başlattığı ve hâlâ devam eden soruşturmadan en çok darbe alan şirket, hem FTC hem de 48 eyalet tarafından antitröst davasıyla karşı karşıya kalan Facebook oldu.

Olay bu noktaya nasıl geldi?
 

Facebook; Mark Zuckerberg tarafından insanların fotoğraf yükleyebileceği, ilgi alanlarını paylaşabileceği, diğer insanlarla bağlantı kurabileceği bir platform olarak 2004'te kuruldu. Başlangıçta yalnızca Harvard Üniversitesi öğrencilerinin kullanabildiği platform, hızlı bir şekilde büyüdü ve yakındaki üniversitelere de yayılmaya başladı. 2006’da global olarak bilinen bir uygulama olan Facebook, 2007'de kullanıcıların ürün veya hizmetleri satmak için sınıflandırmalar yapmasına olanak tanıyan pazar yerini ve geliştiricilere kendi uygulamaları ile oyunlarını yaratmaları için Facebook Uygulama Geliştirici platformunu kullanıma sundu.

2009’da, Facebook artık 132 milyon aylık tekil kullanıcısıyla dünyanın en popüler sosyal platformu oldu. 2012’de Facebook halka arz edildi ve hemen sonra 1 milyar dolar karşılığında Instagram’ı satın aldı. 2014 yılında ise 19 milyar dolara WhatsApp’ı satın alarak ikinci en büyük satın almasını gerçekleştirdi. Facebook, satın almalarını teknolojisini geliştirme veya yetenekleri kendi ekibine dahil etme amacıyla yapıyordu. Satın almalar devam ederken kullanıcı sayısı da hızla büyüyen Facebook için kullanıcı çeşitliliği nedeniyle yayılan yanlış bilgiler sorun çıkartmaya başladı. 2018’de, Facebook daha büyük bir sorunla karşı karşıya kaldı: Cambridge Analytica skandalı.

Facebook, on milyonlarca insanın verilerini toplayarak Cambridge Analytica şirketine sattığının ortaya çıkmasıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. FTC tarafından hakkında soruşturma başlatılan Facebook, üzerindeki kara lekeden kurtulamadı. Facebook’u incelemeye alan FTC, 2019’da Facebook’a karşı bir antitröst soruşturması başlattı ve bir daha peşini bırakmadı.

Kilit duruşma
 

Antitröst davalarının zirve anlarından biri, 2020 temmuz ayında Apple, Google, Facebook ve Amazon şirketlerinin katıldığı Temsilciler Meclisi Yargı Komitesi'nin antitröst oturumuydu. Google’ın arama motorundaki üstünlüğü, Apple’ın uygulama geliştiriciler için koyduğu kurallar, Amazon’un hem büyük bir satış alanı sunması hem de kendi ürünlerini satışa çıkarmasıyla sağlamış olduğu düşünülen rekabet üstünlüğü davasında Facebook, WhatsApp ve Instagram’ı satın almasının yanında küçük şirketleri de satın alarak sosyal medyadaki rekabeti etkisiz hâle getirdiği gerekçesiyle ifade verdi. Facebook’un, para ve veri hazinesini kullanarak potansiyel tehdit olarak algıladığı şeyleri ezdiği veya engellediği iddia ediliyordu.

Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’ün 2008’de attığı ortaya çıkan e-postası davaya tuz biber oldu. Zuckerberg, e-postada “Satın almak rekabetten daha iyidir” ifadesini kullanmıştı. Dört yıl sonra, “son derece rahatsız edici” bulduğu fotoğraf paylaşma uygulaması Instagram’ı satın aldığında ise çalışma arkadaşlarına gönderdiği “Instagram bir tehditti...” e-postası, Zuckerberg’ün Instagram’ı onun rakip olarak yükselme potansiyelinin önüne geçmek ve bundan yararlanmak için satın aldığı iddialarını güçlendirdi.

E-postaları ortaya çıkaran ABD Temsilciler Meclisi üyesi Jerrold Nadler, şirketin satın alma stratejisini “haksız yere birinin arazisine el koymak” anlamına gelen “land grab” olarak nitelendirdi ve “potansiyel rekabet tehditlerini ortadan kaldıran birleşme ve satın almaların antitröst yasalarını ihlal ettiği” gerekçesiyle Zuckerberg’ü suçladı. Zuckerberg’ün suçlamalara karşı, “Sıkı rekabet ediyoruz. Adil rekabet ediyoruz. En iyisi olmaya çalışıyoruz” şeklindeki cevabı en çok vurgulanan nokta oldu ancak bu yeterli değildi.

Vurucu darbe: Dava
 

Aralık ayında; Federal Ticaret Komisyonu ve 48 eyalet başsavcısından oluşan bir koalisyon, Facebook’un WhatsApp ve Instagram’ı satın almasına yönelik antitröst suçlamasıyla dava açtı. Facebook’un, değeri 10 milyon doları geçen başka satın almalar yapmasının engellenmesi ve yasal sınırları aşan satın alımlara konu olan şirketlerin elden çıkarılması veya yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyorlardı: Facebook’un WhatsApp ve Instagram’ı satmasını istiyorlardı. Şikayetlerinde, Facebook’un uygulamalarından birinin küresel olarak her ay üç milyardan fazla kullanıldığını ve bu yüzden sosyal ağlara hükmettiğini belirttiler. Facebook’un bu satın alma davranışlarını sektördeki hâkimiyet konumunu kaybetme korkusundan gerçekleştirdiğini söylediler.

Facebook’un savunması: Facebook bu suçlamalara, baş hukuk müşaviri Jennifer Newstead tarafından yazılan "FTC ve eyalet başsavcıları tarafından açılan davalar revizyonist tarihtir" başlıklı kapsamlı bir gönderide yanıt verdi. Gönderideki ilk savunma, Instagram ve WhatsApp’ın satın alınma işleminin müşteriler için daha iyi ürünler sağlaması oldu. Öte yandan yayımlanan gönderide, her iki satın alma olayının da beş yıldan daha eski olduğu ve zamanında düzenleyici kurumlar tarafından onaylandığı vurgulanıyordu. Davada öne çıkan iddialardan biri de, Facebook’un potansiyel rekabetçi ürünleri platformundan çıkardığı ve rakiplerini ihtiyaç duydukları kullanıcı tabanından mahrum bıraktığı yönündeydi. Bu suçlama özellikle Vine, Twitter tarafından satın alınır alınmaz Vine’daki Facebook API işlevlerinin dışarıda bırakılmasına yönelikti. Facebook, savunmasında bu tür bir API kısıtlamasının platformlar için temel işlevlerin tekrarlanmasının önüne geçmek amacıyla yapılan standart bir uygulama olduğunu belirtti.

Öte yandan: Facebook, başka bir firmanın veya geliştiricinin güçlü koduna ve kullanıcılarının karmaşık ilişkiler ağına erişebilmesine izin vermeyi, böylece sosyal ağın kendi versiyonunu daha kolay oluşturabilmelerinin sağlanabileceğini önerdi ancak FTC, bu önerinin rekabet endişelerini tam olarak çözemediğine inandığı için fikri reddetti.

Geniş Perspektif
 

Facebook’un büyüme hırsıyla kullanıcı verileri, küçük startuplar ve rakiplerine karşı sergilediği tavırlar, artık hükümetler tarafından yakın takibe alınmış durumda. Yetkililer, Facebook’un Instagram ve WhatsApp’ı satmasını talep ediyor. Facebook’tan bağımsız bir Instagram ve WhatsApp sizce nasıl olurdu?

FTC ve kongre üyeleri; ABD'de yaşayanların mahremiyetini korumak, şirketlerin gücünü kısıtlamak ve çevrim içi ifade özgürlüğüyle güvenliği dengelemek için kuralları daha erken gözden geçirmiş olsaydı, belki de Google ve Facebook aleyine kazanılması zor davalar açılmasına gerek kalmayacaktı. Şimdi harekete geçmelerinin nedeni ise yetkililer ile hükümetin, ABD’nin teknoloji süper güçlerine duyduğu hayal kırıklığı için birlik olması ve daha kapsamlı değişiklikler için hazır olması.

Büyük teknoloji şirketlerinin en tepede kalmak için verilerle beslenerek daha büyük pazar payının peşinde koşarken yaptığı dikkatsiz hamleler, onların başını daha çok ağrıtacak gibi görünüyor.

1998'de teknoloji devlerinden Microsoft'a, ABD Adalet Bakanlığı ile 20 eyaletin başsavcıları tarafından Microsoft'un işletim sistemine ek programlar eklemesi, özellikle tarayıcı yazılımını ücretsiz sunarak Netscape'in çökmesine sebep olması ve tekelci eylemlerde bulunduğu iddiasıyla antitröst suçlamasında bulunulmuştu. Bill Gates, 2019’da verdiği bir röportajda, antitröst davaları yüzünden dikkat dağınıklığı yaşanmasaydı Microsoft’un dünyanın en popüler akıllı telefon sistemi olabileceğini söylemişti.

Facebook ve diğer büyük teknoloji şirketleri de bu davalara karşı büyük bir güç kullanmak zorunda kalacak, belki onlar da Microsoft gibi büyük bir bedel ödeyecek. Ancak Cardozo Hukuk Fakültesi profesörü Sam Weinstein’ın dediği gibi:

"Bu davalardan ne çıkarsa çıksın, önümüzdeki 20 yıl için antitröst yasasının seyrini belirleyecek."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

👀 Büyük biraderler ve antitröstler

Gözetim teknolojilerinin hayatımızdaki çok önemli yeri ve Facebook'un olmazsa olmazı, antitröst davaları.

07 Oca 2021

Bitpanda ile birlikte
Axios

YAZARLAR

Elif Özçakmak

Bir çocuğun merakı ve heyecanıyla bir yetişkinin olgunluğunu içinde barındıran bir ruha sahip, araştırmayı ve paylaşmayı seven bir İşletme Mühendisi.

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Doğa Yurduneri

·

13 Tem 2026

Meta, Brain2Qwerty’yi duyurdu: Klavyenin sonu mu geliyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Ümit Alan

·

10 Tem 2026

Influencer çağının son evresi: Yalnızlık paylaşılır, paylaşılırsa etkileşim alır
QuandoQuando

HİKAYE

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Doğa Yurduneri

·

09 Tem 2026

Verimlilik miti: AI gerçekten maliyet tasarrufu sağlıyor mu?
QuandoQuando

HİKAYE

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Doğa Yurduneri

·

06 Tem 2026

OpenAI, Jalapeño’yu duyurdu: Şirketler neden kendi AI çiplerini geliştiriyor?
QuandoQuando

HİKAYE

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?

Ümit Alan

·

03 Tem 2026

'Ben aslında yoğum': Ticaret Bakanlığı’nın yapay zeka düzenlemesi bir paradoksa yol açar mı?