Aptar / Xavier Susterac: "Türkiye olunması gereken bir yer"

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
ABD merkezli AptarGroup, Türkiye’nin güzellik ambalaj çözümleri sağlayıcılarından 7M’i satın aldığını açıkladı. Şirket satın alımı küresel büyüme vizyonunun bir parçası olarak duyururken, bu sayede Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Doğu Avrupa pazarlarında güçlü bir üretim ve dağıtım üssü oluşturmayı hedefliyor.
- AptarGroup ABD merkezli bir paketleme, kozmetik ve ilaç dağıtım teknolojileri şirketi. 75 yıldan uzun süredir faaliyet gösteren şirketin dünya genelinde 18 ülkede üretim tesisi ve yaklaşık 13 bin 800 çalışanı bulunmakta. Şirketin küresel satış gelirleri 2024 yılında, yaklaşık 800 milyon dolarlık kısmı Avrupa’da olmak üzere 3,6 milyar dolar seviyesinde yer alıyordu.
Satın alımla ilgili “Bu satın alma ile Türkiye’nin cazip ve büyüyen pazarına erişim sağlarken, aerosol valf, aktüatör ve pompa teknolojilerimizle Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’da yeni büyüme fırsatlarının kapısını aralayacağız” diyen Aptar Beauty EMEA Başkanı Xavier Susterac, yatırım süreciyle ilgili Aposto’nun sorularını yanıtladı.
“Burası olunması gereken bir yer”
Türkiye’ye yatırım süreciyle ilgili Aposto’ya konuşan ve Türkiye pazarının kozmetik sektörü açısından önemli, büyüyen ve her zaman cazip bir pazar olduğunu söyleyen Susterac, Türkiye’yi “olunması gereken bir yer” olarak tanımlayarak, “Türkiye’ye düzenli olarak yatırım yapmaya devam edeceğiz. Yalnızca 3-5-10 yıl içinde değil. İlerleyen iki yılda bir sürü şey olacak” ifadelerini kullandı.
“Şahsen Türkiye’nin büyük bir hayranıyım. Burası olunması gereken bir yer. Her zaman söylüyorum, rekabetçilik açısından Türkiye dünya standartlarında bir yer. Mühendislik, know-how ve uzmanlık konusunda Avrupa’daki en iyi ülkelerden bir tanesi.”
Kozmetik sektöründe üretimin tüketiciye yakın noktada olması gerektiğine inandıklarını söyleyen Susterac, Türkiye ve MENA bölgesinde pek çok müşterilerinin olduğunu, bu yüzden de burada üretim yapmaları gerektiğini düşündüklerini söyleyerek, “Kozmetik modaya bağlı bir sektör ve moda sürekli değişir. Sürekli yeni bir ürün istenir. Kozmetik sektöründe müşterilerinize yakın olmak zorundasınız. Eğer yakın değilseniz başarılı olamazsınız” dedi.
“Piyasanın nerede olduğunu, tüketimin nerede olduğunu biliyoruz. Aptar olarak tüketicilerimize yakın olmak istiyoruz. ABD’deki üretimimizi ABD pazarı için, Avrupa’daki üretimimizi Avrupa için, Çin’deki üretimimizi Çin için yapıyoruz. Şimdi Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi için üreteceğiz.”
Susterac süreçle ilgili Aposto'nun sorularını yanıtladı
Türkiye’deki üretime öncelikle montaj aşamasından başlayacaklarını ve zamanla ne kadar ek yatırım yapmaları gerektiğine karar vereceklerini söyleyen Susterac, “Öncelikle losyon pompaları ve fısfıs üretimi için gereken makineleri getireceğiz. Her şeyi ilk günden yapmayacağız. Önce ürünlerimizi burada birleştireceğiz ve sonra zamanla ne kadar entegre olabileceğimizi göreceğiz” dedi ve üretim sırasında Türkiye’den pek çok ara mal üreticisi şirketle de çalışacaklarını da söyledi.
İstanbul’un konumu nedeniyle ihracata çok uygun olduğunu ve Türkiye üzerinden Ortadoğu ve Afrika’ya ihracat yapmak istediklerini söyleyen Susterac, şöyle devam etti:
“Almanya’da, İtalya’da ve Fransa’da da üretim tesislerimiz var. Ancak örneğin Almanya’dan Kenya’ya bir gemiyi gönderemezsiniz ve orası da büyük bir kozmetik pazarı. İstanbul’dan bunları yapabilmek mümkün ve bu sadece bir örnek. 7M ile üretimi Türkiye’de yapıp Ortadoğu ve Afrika’ya da ihracat yapacağız. Bu Türkiye’nin ticaret dengesi açısından da pozitif bir şey”
Türkiye’den başka bir şirkete de yatırım yapmayı değerlendirip değerlendirmediklerine dair soruyu da yanıtlayan Susterac, “Makine yatırımlarını kesinlikle sürdüreceğiz. Belki şirketlere de yatırım yapabiliriz. 7M ile valf teknolojileri üzerindeki varlığımızı güçlendirdik. Dahasını da yapacağız, diğer teknolojilere de yatırım yapacağız” şeklinde yanıt verdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.




