

Voiterra’dan dünyamızı korumaya özen gösteren hediye önerileri İklime olan farkındalık toplumsallaşamadıkça ve iklim krizine dair duyarsızlık engeli aşılamadıkça gezegenin kriz hâli, takvimde yılların değişen rakamlarıyla eş vakitte, giderek kötüleşen bir hâl alıyor. Kendi ölçeğimizde yapabileceklerimizin değişime öncü olacağına inanan Voiterra , küçük bir hediyeden daha fazlası olan; dünyaya dair sorumluluk taşıyan tüketim ürünlerimizi seçerken iklim krizinin aciliyetini göz ardı etmememiz gerektiğini vurguluyor ve bu yılbaşında sevdiklerinizle paylaşmak üzere, dünyamızı korumaya özen gösteren anlamlı hediye önerileri sunuyor. Yeni yılda herkesi harekete geçmeye, dünya için yapabileceklerimizin daha fazlasını keşfetmeye, havalı ve aynı zamanda bilinçli bir şekilde giyinmeye davet eden Voiterra’nın yılbaşı hediyesi önerilerinden ; %80 GOTS (Global Organix Textile Standard) sertifikalı organik pamuk, %20 GRS (Global Recycle Standard) sertifikalı geri dönüştürülmüş polyesterden üretilen ve karbon nötr ürün olma özelliği taşıyan oversize kalıptaki Voiterra sweatshirtler , hoodiler ve Q-zip’ler , “El yapımı seramik elf kupa” ve “kendin boya saksı” olmak üzere iki ayrı seçeneği bulunan, içerisinde GRS sertifikalı geri dönüştürülmüş pamuktan üretilmiş Voiterra çoraplarının da yer aldığı yılbaşı hediye kutuları öne çıkıyor. Dahası: Voiterra, kurum içi çalışanlarla paylaşmaya yönelik, şirketlerin karbon-nötr yolculukları için özel tasarlanan çeşitli kıyafetler veya hediye çekleriyle çalışanların hayatlarına dokunan kurumsal hediyeler de sunuyor. İlk alışverişte %10 indirim fırsatı sunan Voiterra'nın öncüsü olduğu yeni nesil karbon nötr moda hareketine katılmak üzere sevdiklerinize anlamlı yılbaşı hediyeleri vermek isterseniz Voiterra'nın tüm ürün seçkisine buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
ANGST İnsanları'nda iklim krizi, azınlık hakları, kimlik politikaları, döngüsel ekonomi ve aktivist kültürlerle ilgilenen, bunları kendi meselesi hâline getirenleri yakından tanıyoruz. Sekizinci konuğumuz çocukluğundan beri içinde büyüdüğü doğaya dönme arzusuyla Jane Goodall Enstitüsü’ne katılan, doğa ve canlılığın korunması alanına doğrudan katkıda bulunmayı hedefleyen, Roots & Shoots Türkiye'nin Dernek Başkanı Aslıhan Niksarlı.
Röportaj: Alara Demirel
"Gezegenin ihtiyacı olan değişim" senin gündelik hayat pratiklerine nasıl yansıyor? İlham vermek ve değişime öncülük etmek amacıyla yaptıklarını öğrenebilir miyim?
Sanırım dünyadaki tüm insanların nadir ortak noktalarından biri hemen hepimizin gün içerisinde kendini bir şeylerden şikayet ederken bulması! Burada bir çoğumuzun ayrıldığı nokta, bunlara nasıl cevap verdiğimiz. Ben “gezegenin ihtiyacı olan değişim” için harekete geçmeyi tercih ediyorum.
Harekete geçmeye en yakın yer olan kendimden başladım. “Kendi hayatımda neleri değiştirebilirim? Bunun için neler yapmalıyım? Ne kadarını yapabilirim, ne kadarını yapamam?” gibi sorular sordum. "Daha eşitlikçi bir hayat nasıl mümkün?" diye sorguladım önümdeki her şeyi.
Tüm bunları yaparken çocukları, gençleri, farklı disiplinlerden insanları dinledim ve dinliyorum. Zaman içinde gördüm ki becerebildiklerimi, bocaladıklarımı, hayal kırıklıklarımı ve güç aldığım şeyleri aktarmak da en az dinlemek kadar güçlü bir araçmış. Dinlemenin ve paylaşmanın harekete geçirici gücüyle hiçbir zaman yalnız olmadığımı fark ettim!
İlham oluyor muyum bilmiyorum ama herkesten, canlı-cansız tüm varlıklardan ilham alıyorum. Farklı fikirlere kulak kabartıyorum, yeniliklere ve tecrübelere açık olmaya gayret ediyorum, korkularım ve kaygılarımla yüzleşiyorum ve tüm bunları yaparken de doğanın sahibi değil bir parçası olduğum bilinciyle hareket etmeye çalışıyorum.
Şimdilik elimden gelenin en iyisi bu ama yarının getireceği her şeye açığım. Gezegenin ihtiyacı olan değişim olana kadar durmak yok! 🌻

Aslıhan ve annesi, namıdiğer Mama Roots & Shoots, İklim Grevi'nde
Eşitlik mücadelesi sadece bir ekosistemi kapsamıyor. Mesela toplumsal cinsiyet eşitliği, dünyaya duyarlılıkla el ele. Bunu kendi deneyimlerinden örneklendirebilir misin?
Son günlerde hepimizin en sık duyduğu kelimelerden biri “sürdürülebilirlik.” Hepimiz günlük hayat pratiklerimizde bunu ilke olarak benimsemeye ve “doğa dostu” yaşamaya çalışıyoruz. Ancak “sürdürülebilir olan” gerçekten ekosisteme hizmet ediyor mu?
“O ürünü üreten insanlar iyi koşullarda çalışıyorlar mı? Adil ücret ödeniyor mu? Çocuk işçi çalıştırılmış mı, kadın hakları gözetiliyor mu?” gibi bir çok soruyu cevaplamamız gerekiyor. Hepimiz ve her hareketimiz birbirimizi etkiliyor. Tam da bu noktada belki de hareket etmeden önce, önce kendimize daha sonra da karşımızdakine daha fazla soru sorma cesaretini göstermeye başlamalıyız diye düşünüyorum.
Roots & Shoots Türkiye'de gençlere "dünyanın ihtiyacı olduğu değişim" olabilmeleri için kapsayıcılık ilkesi bağlamında nasıl destek oluyorsunuz?
Biz Roots & Shoots Türkiye’yi “Yaşama tüm çeşitliliğiyle ev sahipliği yapan bir gezegen” düşüyle kurduk. Bunu yaparken bu doğrultudaki itici gücün çocuk ve gençler olduğu bilerek yola çıktık.
"Dünyanın ihtiyacı olduğu değişim" için çocuk ve gençlerle tüm çalışmalarımızı eşitlik, doğa dostu olma, insan hakları, çocuk hakları, hayvan hakları ve şiddetsizlik ilkelerini gözeterek tasarlıyor ve uyguluyoruz. Herkese farklılıklarıyla birlikte katılım için alan açıp çocuklara, gençlere ve tüm topluluk üyelerine saygıyla ve eşit davranıyoruz.
Bunlarla birlikte doğal-kültürel duyarlılıklara ve toplumsal cinsiyet eşitliğine önem veriyor ve cinsiyet, yaş, engellilik, etnik köken, din, dil, ırk, milliyet, fiziksel görünüş, kimliğin diğer yönlerine bakılmaksızın tüm insanların ve insan olmayan canlıların temel haklarına saygı duyuyoruz!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dünyanın ihtiyacı olduğu değişim olmak nasıl mümkün? HeForShe hareketinin Türkiye sözcüsü Kerem Bürsin ve Roots & Shoots Türkiye'nin Dernek Başkanı Aslıhan Niksarlı'yla tanış.
14 Ara 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.



