Bağda büyülü döneme veda: Véraison biterken…

Bağa düşen "ben"lerle üzümlerin beneklendiği bu dönem Fransızca "véraison" olarak tanımlanıyor. Üzümün karakterini kazanarak "ben" olma hâlinin adımları, yaşamın dönüşümünü renkleriyle gösteren bu hikayede.
Bağda büyülü döneme veda: Véraison biterken…

10 Ağustos - Coffee Department - Gündem - Apero
Coffee Department ile birlikte

Coffee Department ’ın zengin lezzet yelpazesi ile tanışın Coffee Deparment , kahve tutkunlarına keşfedilmeyi bekleyen yeni tatlarla geliyor. 14 orijinal kahve çeşidi sunan Coffee Deparment; lezzeti yeni, rengarenk ve %100 geri dönüştürülebilen paketlerde evinize getiriyor. Colombia / Caramanta: Kolombiya’nın kuzeybatısında, Antioquia bölgesindeki And dağlarında yaşayan kahve üreticilerinin mahsullerinden damaklarda iz bırakan bir kooperatif kahvesi. Kırmızı elma, kivi ve salkım üzüm tatlarıyla temiz bitişli bu lezzet, klasik Kolombiya sevenler için ideal. Ethiopia / Alaka: Etiyopya kahvelerinin Coffee Deparment’ta yeri ayrıdır; özellikle de bergamot, nektarin ve armut tat profiliyle Ethiopya / Alaka’dan bahsediyorsak. Kahvenin anavatanından gelen bu zarif ve meyvemsi lezzet, Guji bölgesinde Alaka köyünde bulunan küçük kahve üreticilerinin mahsulu. Kenya / Azamia: Tanıyıp sevdiğimiz, her yudumda domates notaları aldığımız Kenya kahveleri bir yana, kırmızı meyve tatları sunan Kenya / Azamia bir yana... Kırmızı frenk üzümü aromalarını alabileceğiniz, frambuaz ve misket limonu tatlarıyla Kenya / Azamia, bölgenin en kaliteli kahvesinin üretildiği Kenya Dağı’nın batı yamaçlarından geliyor. Coffee Deparment lezzetleriyle tanışmak, her yudumda tropikal iklimin sunabileceği en özgün tatlara kavuşmak için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Fotoğraflar: Selçuk Uzanır

Véraison, "ver-ra-zon" diye okunan Fransızca bir bağcılık terimi. Asmanın yıllık yaşam döngüsünde üzüm tanelerinin olgunlaşma sürecinin başladığı döneme işaret ediyor. Üzüm taneleri renk değiştiriyor ve benek benek oluyorlar. Bu sebeple véraison Türkçe’ye ben düşme ve beneklenme olarak çevriliyor. 

Asmanın yıllık yaşam döngüsünde birkaç adım geriye, epey bir derece soğuğa gidelim: Mevsimlerden kış, asma uykuda. Henüz bağlar yeşillenmemiş, üzüm taneleri yok. Kıştan bahara doğru hava ısınmaya başlıyor, ilk renkler ortaya çıkıyor. Baharın habercisi yeşilin tonları bağda beliriyor. Genellikle günlük ortalama sıcaklık 10°C'yi aştığında büyümeye dair ilk işaret olan tomurcuklanma başlıyor. Buna bağların uyanması da deniyor. Sonra tomurcuklar patlıyor. Yeni ve genç sürgünler oluşup yapraklar gelişiyor. 

Aylar geçiyor, yaz kapıda. Çiçeklenme başlıyor, ardından çiçekler üzüme dönüşüyor. Üzüm dediğime bakma, bildiğin üzümlerden değil. Dışarıdan bakınca salkım salkım görünse de ama henüz çok ufak ve çok sert. Koruk hâlinde: Acımtırak, ekşi, mayhoş.

Koruklar büyümeye başlıyor. Asit birikiyor, bazı aroma bileşikleri ve aroma öncüleri de gelişiyor. Mesela Cabernet Sauvignon’a dolmalık biber kokusu veren metoksipirazinler bu dönemde ortaya çıkıyor. Tanen kendini gösteriyor. Büyü, tam da burada başlıyor. 

Yaz başı, haziran sonu ya da temmuz başı. Tam tarihler bağdan bağa değişkenlik gösterse de en çok görülen ve en genele vurabileceğimiz aralıklar bunlar. O yüzden ben diyeyim temmuz başı, sen de haziran ortası. Paylaşacağım ortalama tarihler etrafında olacak bu büyü. Küresel ısınma malum, her sene biraz daha erken başlıyor süreç. Bölgeden bölgeye, bağdan bağa, yüksekten alçağa değişiyor zamanlama. İlerleyen satırları bunu göz önünde bulundurarak okuyalım.


Véraison dönemi, duraklama evresi

Véraison döneminde üzüm büyümesi bir süreliğine yavaşlıyor, hatta duraklama evresi olarak da anılıyor. İçerideki kimyasal ve dışarıdaki fiziksel dönüşümlere hazırlıklar sürüyor. O küçük, sert üzümlere bir rahatlama geliyor; biraz esnek biraz yumuşak hâle geliyorlar. Tanelere yeşil rengi veren klorofil parçalanıyor. Siyah üzümler için "antosiyanin" adı verilen ve üzüme rengini veren bileşik sentezlenmeye başlanıyor. Renk dönüşüyor, taneler renklenmeye başlıyor, benekler beliriyor. Öküzgözü'nü Öküzgözü yapan o rengi tam da burada oluşmaya başlıyor. Bir salkıma baktığında benek benek bir desen görüyorsun sanki. Bir üzüm mora çalarken yanındaki hâlâ yeşil. Véraison’un Türkçe’ye ben düşme ve beneklenme olarak çevrilmesi de bu sebeple.

Renk değişimi sürecin görünen yüzü. Bir de içerideki değişime bakalım. Güneş ışığı ile bir enerji çıkıyor ortaya. Bu enerji ile üzümün içerisindeki asit parçalanıyor ve şeker oluşmaya başlıyor. O acımtırak ve mayhoş tat yerini şekere ve  karmaşık tat bileşenlerine bırakıyor. Tokat’ın medarı iftiharı Narince’nin  beyaz çiçeksi notları, Shiraz’ın baharatları tam olarak bu dönemde kendini bulmaya başlıyor. Narince, Narince oluyor; Shiraz, Shiraz hâline kavuşuyor. 

Üzümler olgunlaşmaya başlayarak kendi karakteristik özelliklerini inşa ediyorlar bu dönemde. Her biri "ben" oluyor. Kişinin kendini bulması, keşfetmesi gibi véraison’u da üzümler için "ben" olma dönemi olarak anlıyorum. Bu yüzden Türkçeye "ben düşme" ve "beneklenme" olarak çevrilmesini çok anlamlı buluyorum. Véraison döneminin asmanın yaşam döngüsünün en büyüleyici dönemi olduğunu düşünüyorum.


Ya sonra? Olgunlaşma

Artık üzümlerin rengi dönmeye başladı. Ben düştü ve benek benek oldu. Aromatik bileşenler kendini gösterdi, asidite düşmeye başladı ve şeker göz kırptı. Şimdi hızlanma zamanı. Olgunlaşma sürecinde üzümler hızla genişliyor, tanelerdeki şeker ve su artarken asidite düşüyor. 

Üzümdeki şeker oranı kritik rolde. Olgunlaşmanın başında çok hızlı ilerliyor, sonra yavaşlıyor. "Nereden geliyor bu şeker?" dersen yapraklarda fotosentez yoluyla üretiliyor. Temel besin kaynağımız fotosentezi bir hatırlayalım: Fotosentez, bitkilerin güneş ışığını, suyu ve karbondioksiti kullanarak enerji üretme süreci. Bu süreçte, bitkiler yapraklarındaki klorofil pigmenti aracılığıyla güneş ışığını yakalıyorlar ve bu enerji ile su ve karbondioksiti glikoza dönüştürüyorlar. Yan ürün olarak da oksijen açığa çıkıyor. Besin kaynağı olan glikoz, bitkinin büyümesi ve hayatta kalması için gerekli enerjiyi sağlıyor. 

Üzümün véraison ve olgunlaşma döneminde güneşin varlığı ve etkisi oldukça önemli. Bu nedenle soğuk hava veya sürekli bulutlu yıllarda fotosentez hızı üzümlerindeki ulaşılmak istenen şeker seviyelerini engelleyebiliyor. Ya da tam tersi olarak çok sıcak ve kuru koşullar fotosentezi yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyor. Dolayısıyla şeker oluşumuna engel olabiliyor. Anlaşılacağı üzere güneş ve su etkisi bu süreçte mühim: Dışarıdan göründüğü gibi sade bir denklem yok, parametre çok.

Olgunlaşma aşamasında şeker yapraklardan üzüme taşınıyor. Bu taşınma, yani üzümdeki şeker miktarı üzümün terleme hızına bağlı olarak değişiyor. Ne kadar çok terlerse o kadar çok şeker hareketi olduğunu düşünebiliriz. Genelleme yaparsak sıcak ve kuru koşullarda üzümün terlemesi ve dolayısıyla şeker birikimi, soğuk ve nemli koşullara göre daha hızlıdır denilebilir. 

Sıcak koşullarda bu şeker birikimi çok hızlı olabilir. Aromatik bileşenler ve tanenler tam olarak gelişmeden şeker yüksek seviyelere ulaşabilir. Bu bizim için neden önemli? Küresel ısınma ile artan sıcaklıklar şeker seviyeleri artabiliyor ve fenolik olgunluğa ulaşmadan şeker uçuşta olabiliyor. Çok detaya girdim gibi görünse de üzüm, bağda pek çok parametreye bağlı olarak büyüyor ve kadehe ulaşana kadar epey karmaşık bir süreçten geçiyor. Bağcılarımıza selam ederek devam ediyorum.

Bu dönemde siyah üzümler için tanen hızla yükseliyor, benekler tamamen rengine dönüyor ve bir dizi aroma aroma bileşikleri gelişiyor. Hasada doğru olgunlaşma dönemi. Véraison dönemini ergenlikten yetişkinliğe geçiş gibi düşünürsek üzüm burada artık yetişkinlikten olgun bir birey olma hâlinde. Bu olgunluk süreci bittikten sonra ise Kuzey Yarımküre'de Ağustos-Eylül, Güney Yarımküre'de Şubat-Nisan aylarında sırayı hasat alacak.

Bağlarda véraison dönemini ufak ufak geride bırakıyoruz. Süreç o bağdan bu bağa, bölgeden yüksekliğe, sıcaklık değişimlerine göre değişse de genelleme yaparak ortalama bu dönem içerisinde ilk benler düştü, bazı bağlar şu anda benek benek, bazı benekler ise tam rengini alıyor. Yaşamın dönüşümünü renkleriyle gösteren bu hikaye oldukça romantik. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🍇 Bağda véraison biterken, kadehler yerel üzümle dolarken

Bağa düşen "ben"lerle üzümlerin beneklendiği "véraison" dönemi ve üzümün karakterini kazanarak "ben" olma hâlinin adımlarını takip ediyoruz. Bağdan kadehe yerel üzümlerin keşif, canlanış ve varoluş hikayeleri ise üreticilerinden.

10 Ağu 2024

Coffee Department ile birlikte
Birkaç yıl evvel, Bozcada bağlarından. Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu

Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli