Barajlardaki doluluk oranı düşmeye devam ediyor

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Avrupa yakasının su ihtiyacını karşılayan Terkos ve Büyükçekmece barajlarında su seviyelerinin alarm verici düşüklüğe ulaştığını ifade etti ve mevcut duruma yönelik bir takım tedbirlerin hayata geçirildiğini açıkladı.
- Güncel durum: İstanbul’un içme suyu rezervlerini dolduran barajlardaki su seviyesi, 2007’den bu yana görülen en düşük noktaya inerek %19.62 doluluk oranına ulaştı.
- Veriler: İBB kaynaklarından alınan verilere göre, 2022-2023 yağış döneminde baraj havzalarında kaydedilen yağış miktârı, metrekare başına düşen 579,02 kilogramla son 22 yılın ortalamasının %23 altında kaldı.
- Buna rağmen: Melen Havzası’nın kuraklıktan etkilenmemesi, Ömerli Barajı ile Cumhuriyet Su Arıtma Tesisi sistemlerine 2023 yılı içinde yaklaşık 490 milyon metreküp su transfer edilmesini mümkün kıldı.
- Susuzluk sorununda durum: İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen bilgiye göre, şu anki işletme şartlarında, İstanbul’un kısa ve orta vadede susuzluk sorunuyla karşı karşıya kalması beklenmiyor.
- Çözüm: Beklenen yağışların mevcut barajların su seviyelerini yükselteceği ve yağış mevsiminin bitimine dek barajların maksimum doluluk oranlarına erişeceği tahmin ediliyor. Bu dönemde, İstanbulluların su tasarrufu konusundaki hassasiyetinin büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.




