Başkaldırı ve isyan: Léa Mysius

Yükselişteki yönetmen Léa Mysius, Ava (2017) ve The Five Devils (2022) filmleriyle dikkat çekiyor.
Başkaldırı ve isyan: Léa Mysius

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2022 eylülü. Festivali ilk ziyaretimden tam bir sene sonra yine Ayvalık’ta, film festivalindeyim. Programımdaki ilk filmi izlemek için Vural Sineması’nın koltuklarından birini seçiyorum. Perdede, Cannes Film Festivali’nin güzel keşiflerinden olduğu söylenen The Five Devils (2022) var. Fransa Alpleri’nin eteğindeki küçük bir köyde yaşayan tuhaf ve yalnız bir kız çocuğu, olağandışı bir koku alma duyusuna ve beğendiği kokuların aynılarını yapabilme yetisine sahip. Halasının anılarının içine dalıp geçmişe tanık olmaya, hatta halasının yaşamına etki etmeye başlıyor. 

Léa Mysius’un filmini izlediğimde hafızanın farklı duyularla birleşerek oynadığı oyunların beni büyülediğini hatırlıyorum. Bir de her ne kadar hayatım filmlerle geçiyor ve tarihleri filmlerle, filmleri nerede, kiminle izlediğimle özdeşleştiriyor olsam da benim hafızamın oyunlarının filmlerle bağlantılı olmadığını... Ben “o anlara”, “o kişilere” şarkılar ya da kokular duyduğumda gidiyorum. Film de tam bunun, şarkıların ve kokuların hafızayla birleşerek oynadığı oyunların izini sürüyor. 

Ava | Kaynak: İKSV

Sıfır noktası: Onunla tanıştığım filmi The Five Devils olsa da, Léa Mysius adını ilk duyuşum değil. Üç kısa filminin ardından ilk gösterimi Cannes Film Festivali'nin Uluslararası Eleştirmenler Haftası’nda yapılan Ava (2017) onun sıfır noktası. Batı Fransa'da bir sahil kasabasında geçen, kalabalık bir plajda başlayan filme adını veren 13 yaşında bir genç kadın. Ava’nın tadını çıkarmaya çalıştığı yaz tatili, kötü bir haberle altüst oluyor: Kısa bir süre içinde, karanlıkta görme yetisini yitireceğini öğreniyor. Haberi alan Ava'nın anne sorunları ve ergenlik sancılarıyla harlanan öfkesi karşısına çıkan ilk çıkış yoluna sapmasına neden oluyor. Polisten kaçan bir göçmen olan Juan ve Ava'nın çok kısa süre sonra kaderi olacak karanlığı anımsatan köpeğiyle tanışıyor ve başka birine dönüşüyor. Büyüyor.

Léa Mysius | Kaynak: Trois Brigands Productions

Vicky ve Ava. The Five Devils büyülü, kiminin saçmalık diye nitelendirebileceği kadar çizgi dışı bir film aslında. Öte yandan ezilmiş, kenara itilmiş ve dışlanmışların; farklı, ayrıksı ve azınlık olanların iç dünyasıyla yakından ilişkili. Tıpkı Carrie (1976) ya da Chronicle (2012) gibi, onların fantastik güçlere sahip olduklarında neler olabileceğini, toplumun onları nasıl dışlayabileceğini gösteriyor. Vicky’nin tanık oldukları ve halasının kişisel dışlanmışlığı aracılığıyla toplumsal bir isyana ve politik bir başkaldırıya dışarıdan bakıyoruz. Ava’daki başkaldırı ise fantastik süslerden azade. Ava onu bekleyen karanlığa karşı koymak için kuralların dışına çıkıyor, sınırları aşıyor ve isyan ediyor. Önce yeni gerçekliğine alışmak için onun köpeğini, ardından anı yaşamak ve cinselliği keşfetmek için Juan'ın kendisini kullanıyor. Feminist ve özgürlükçü isyanında Ava, fantastik güçleri olmasa da bir anlamda "cadılıkla" suçlanıyor. Mysius'un sineması başkaldırı ve isyanın sesi oluyor.

Başka bir şapka. Sadece yükselişteki bir yönetmen değil, yetenekli bir senarist o aynı zamanda: Sorbonne’da edebiyat, Le Férmis'de senaryo eğitimi alan Mysius, 2013-2016 yılları arasında kendi yönettiği 3 kısa filmin yanı sıra 5 kısa filmin de senaristliğini üstlenmiş. Ava’yı çektikten sonra da farklı yönetmenler için kalemini kullanmaktan geri durmamış: Ve izlediğinde sen de hak vereceksin; günümüz Avrupa sinemasının önemli isimlerinden Arnaud Desplechin (Ismael’s Ghosts (2017) ve Oh Mercy! (2019)), Jacques Audiard (Paris, 13th District (2021)) ve Claire Denis (Stars at Noon (2022)) ile yaptığı işbirlikleri hep tatmin edici sonuçlar vermiş. 

Sırada ne var? Mysius, hem yönetmen hem de senarist kimliğiyle çalışmaya tam gaz devam ediyor. Yönetmenliğini üstleneceği üçüncü uzun metrajlı filmi için çalışmaya başlamış olsa da henüz hakkında konuşmak için çok erken olduğunu düşünüyor. Öte yandan koreograf Benjamin Millepied’in ikinci filminin senaryosunda da birlikte çalışıyorlar; bir başka dünyayı, dans dünyasını onunla keşfediyor olmaktan mutluluk duyduğunu belirtiyor.

Diyor ki... Günümüzdeki birçok feminist gibi, cadı figürü ve kadınların yenilmez gücü benim de aklımı fazlasıyla kurcalıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎞 Wes Anderson sineması, yükselişte bir yönetmen Léa Mysius

Wes Anderson sinemasının dünü, bugünü ve var olmayanı hakkında bir fikir yazısı. Yükselişteki yönetmen Léa Mysius'a yakın bir bakış.

14 Haz 2023

Fotoğraf: NurPhoto

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?