BEN PAMUK PRENSES MİYİM?

“Peri anne”yi çağırmam; güzelliğimle o “yakışıklı prens”i etkilemem; hayatımda hiç dans etmemiş olmama rağmen balo günü dans pistinde “kuğu” gibi süzülmem.
BEN PAMUK PRENSES MİYİM?

1 Şubat - Vanish / Yaşasın Kıyafetler - ANGST
Vanish / Yaşasın Kıyafetler ile birlikte

Uzun ömürlü moda için Yaşasın Kıyafetler Hareketi

Dünyamızın ekolojik ve ekonomik geleceği için moda endüstrisinin uzun ömürlülüğünü sağlayacak bir dönüşüm şart . Moda endüstrisinin sürdürülebilirliğini mümkün kılmak için; malzemenin doğal kaynaklı olması, geri dönüşüm ürünlerinin…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Ece K. Arslan

Gülmek zorunda değilim. Ben Pamuk Prenses miyim? Kuşlarla konuşup şarkı söyleyemem. İyi kalbimle — bunun tam olarak ne anlama geldiğinden emin bile değilim — “peri anne”yi çağırmam; güzelliğimle o “yakışıklı prens”i etkilemem; hayatımda hiç dans etmemiş olmama rağmen balo günü dans pistinde “kuğu” gibi süzülmem. Belki diğer prenseslerle ilgileniyorum; baloda yalnız başıma eğlenmek daha çekici geliyor. Olamaz mı?

Tabii bunları yapmak zorunda olmadığımı çocukken bilmiyordum. Ayağım 34 numarada kalmayınca ya da etrafımdaki herkesi etkim altına alamadığımı görünce sorunu kendimde arıyordum — meğer sorun okuduklarımda, normalleştirdiklerimde ve beklentilerdeymiş.

Çocukken okuduklarımız 

Peri masalları ve çocuk edebiyatı ürünleri, “Sevgi büyülüdür, gerçek aşkın öpücüğü tüm lanetleri bozar!” inancını neredeyse her metinde tekrarlanıyor — ne ki bu sevgi denen şey? Nasıl birdenbire sihir gibi oluveriyor? Neden sevmek zorunda bu insanlar; nasıl sevmeleri gerek? Sevgiyi hak etmek için sürekli verici mi olmak gerek? Sevilmek de lazım üstelik. Bir de kadın atandıysanız sevmeden önce sevilmeniz gerekiyor: ilk adımı erkekler atmalı, ancak yakışıklı prensin dansa kaldırabileceği gibi. 

Hep bir ikilik var — iyi ve kötü; güzel ve çirkin; kız ve oğlan. İnsanlar ikiliklere dalınca daha kolay mı başa çıkılıyor her şeyle? Hayatın bu şekilde formülleştirilebileceğini ve o “mutlak sevgi”yi bu şekilde bulabileceğimizi mi öğretiyoruz? Öyleyse bile denklem bozuk — gözlemlediğim kadarıyla ikiliklerin mutlaklığına denk düşemeyenler karşılanması neredeyse imkânsız beklentilerle boğuluyorlar. Küçükken kitaplarda gördüğümüz resimli dünya büyüleyici bir tablo sunuyor; şimdi o perspektifle yetiştirilen çocuklar, büyüyünce mutluluğu da bu kalıplarla aramaya çalışıyor.

Uyandıran Masallar projesine dâhil olan Öyle Değil, Böyle! kitabından
İllüstrasyon: Pelin Turgut


“Mutlak mutluluk” olamayacağı gibi “mutlak sevgi” de olamıyor. Herhangi bir şeyin sonsuza dek sürmesini beklememek öğütlenirken sevgi için de benzer bir sürecin ihtimalini hatırlatmak durumundayız. Ama nedense çocukken tükettiklerimiz mutlak ve ikilikle dolu oluyor — hâlbuki kadın atananlar daima sevgi dolu, şefkatli, kanında annelik içgüdüsü taşıyan insanlar olarak resmediliyor. Daha sevginin ne olduğunu bile bilemeden başka bir canlıyı sevmenin beklenmesi çok kafa karıştırıcı.

Alice Harikalar Diyarında’yı ilk okuduğumda her açıdan garip olduğunu düşünmüştüm — küçük bir kız, çay saatini boş verip beyaz bir tavşanın peşinden kapkara bir deliğe atlıyor. Olacak iş mi şimdi bu? “Deli bu kız herhâlde,” dedim ama okumaya devam ettim. Şimdi aynı Alice gibi ben de bir delik bulup atlamak, beklentilerin hepsini yıkmak istiyorum — biliyorum, geri döndüğümde bana da deli diyecekler. 

#AwakeNotSleeping ve #GenerationEquality etiketleriyle sosyal medyada tanıtılan Uyandıran Masallar projesi, çocukken okuduğumuz masalları cinsiyetçi kısıtlamalardan kurtararak yeniden yazmayı amaçlıyor. Dünya çapında ilgi gören bu proje dâhilindeki kitapları yaygınlaştırmak, bu ve benzeri projelere hayatımızda yer vermek artık bir şeyleri değiştirmek için bir seçenek değil de standardımız olabilir — böylece çocuklar kitaplarda atanmış cinsiyetlerinden bağımsız olarak kendilerini kendi oldukları için sevebilir, sevilebilir ve sağlıklı ilişkilenebilirler.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

Sevgiye dair anlatılar neden cinsiyetlendirilmiş? bell hooks sevgi edimi hakkında ne düşünüyor? "Sevgi arayışı"nın patriyarkayla ne alakası var?

01 Şub 2022

❤️ ANGST 22: SEVGİ BİR KADIN MESELESİ Mİ?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?