Benzersiz derbi: Celtic-Rangers

Old Firm yani Celtic-Rangers rekabetinin tarihinde kıtlık, göç, mezhep düşmanlığı, modern işçi sınıfının oluşumu ve şekil değiştirmesi var. Hâliyle toplumsal açıdan bir hayli yüklü bu rekabet, benzerlerinden epey farklı.
Benzersiz derbi: Celtic-Rangers

10 Mart - Aktif Portföy - Gündem
Aktif Portföy ile birlikte

Aktif Portföy ile Türkiye’nin dev şirketlerine tek işlemle yatırım yapın Aktif Portföy , Türkiye’nin dev şirketlerine tek işlemle yatırım yapabileceğiz MMH – Aktif Portföy BIST 30 Endeksi Hisse Senedi Fonu ile yatırımcılara hisse senedi yatırımında kolaylık sunuyor. Neler var? Türkiye’nin en değerli 30 şirketinden oluşan BIST 30 Endeksi’nde yer alan hisselere yatırım yapabilirsiniz. Havacılık, sanayi ve enerji gibi farklı sektörlerdeki Türkiye’nin en değerli şirketlerinin hisse senetlerine yatırım yaparak portföyünüzü çeşitlendirebilirsiniz. Hisse senedi yatırımlarınızda %0 stopaj avantajından faydalanabilirsiniz. Not etmeli: MMH – Aktif Portföy BIST 30 Endeksi Hisse Senedi Fonu ve diğer Aktif Portföy fonlarına, yatırım hesabınızın bulunduğu tüm banka ve aracı kurumların şubelerinden veya internet/mobil uygulamaları üzerinden ulaşabilirsiniz. Aktif Portföy ile buradan tanışabilir, fonlar hakkında ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Dünya futbolunun en köklü rekabeti, Celtic-Rangers nam-ı diğer Old Firm derbisinde 445. randevu Pazar günü Celtic Park’ta oynanacak. Ligde geride kalan 29 haftada rakibine 16 puan fark atan Celtic, evinde güçlü bir gösteriyle daha Mart ayından “şampiyon” olduğunu göstermek istiyor. Şubat ayında şampiyonluk treni kaçtıktan sonra hoca değişikliğine giden ve Perşembe gecesi UEFA Avrupa Ligi’nde Fenerbahçe’yi eleyerek moral depolayan Rangers ise büyük oranda prestij için sahada olacak. İkili rekabette tarafların 170’er galibiyeti var dolayısıyla bu, eşitliğin bozulması anlamında da önemli bir maç.

  • Bir adım geriden: Celtic’in de başarılı bir Avrupa sezonunu geride bıraktığını, lig aşamasında 12 puan topladıktan sonra Play-Off eleme turunda Bayern Münih’e kaybettiğini hatırlatalım.

Hoş, tarihte bir Old Firm derbisi yoktur ki “önemsiz” görülsün. Bu takımlar hiçbir zaman gazozuna oynamaz ya gazozuna da oynansa bu rekabetin öyle bir tarihi, öyle sosyal bağlantıları, öyle yüklü bir bagajı var ki Glasgow’da zaman durur ve yüz binlerce insanın gözü kulağı “Paradise”a ya da Ibrox’a çevrilir. Nedir bu rekabeti bu kadar önemli ve amansız kılan denirse elbette Protestan-Katolik çekişmesi ilk sıraya yazılır ama bununla birlikte 19. yüzyıldan bugüne bu rekabeti doğuran ve büyüten kıtlığa, göçe, modern işçi sınıfının oluşumuna, Glasgow’un önce bir sanayi kenti olarak öne çıkmasına sonra endüstrisizleşmesine ve son 50 yılla birlikte değişen sosyal kimliklere bakmak gerekir. Öyle ki artık Glasgow toplumunda dinin rolü bir hayli geriye düşse de Celtic ya da Rangers'lılık kimliği baskınlığını korur.

Kıtlığın ve göçün değiştirdiği Glasgow

Hikayeyi uzun uzadıya anlatmaya yerimiz yok belki ama 1850’lerde İrlanda’da 1 milyon ölüme neden olan kıtlık, Rangers-Celtic rekabetini doğuran koşulları yaratan büyük göçün ilk tetikleyicilerinden biriydi. Kıtlıkla birlikte yüz binlerce çoğu Katolik İrlandalı, ABD, İngiltere, İskoçya ve Avustralya’nın yolunu tutarken Britanya sınırları içinde Liverpool ve Glasgow gibi liman kentleri öncelikli adresti. 

  • Geniş açı: 1830-1914 arası 300.000’den fazla İrlanda doğumlu İskoçya’ya gelirken Glasgow’da İrlanda göçmenlerinin nüfusa oranı 19. yüzyılın ikinci yarısında %20’lere ulaştı.

Glasgow kenti hızla sanayileştiği ve göç aldığı bu dönemde aynı zamanda futbolla da tanışmıştı. Rangers kulübü Mart 1872’de kuruldu. Rangers’ı kuran 4 genç Protestandı ama kuruluşta dinî bir etki yoktu. 1888’de Peder Walfrid tarafından kurulan Celtic’in hedefi ise yoksul Katolik çocuklar için yemek parası bulmak aynı zamanda gençleri kilise etrafında, belli bir ahlak kodu içerisinde tutmaktı. Bu anlamda kulüp Edinburgh’da 1875’te kurulan Hibernians’ın bir benzeri gibiydi ama kısa sürede popülaritesi onu aştı. 

Rangers ile Celtic arasında ilk maç 28 Mayıs 1888’de dostça oynandı. Maçın ardından oyuncular birlikte akşam yemeği yedi hatta “Old Firm” teriminin de bu eski dostluğa gönderme yaptığı iddia edilir. Birkaç yıl içinde ise ortaya çıkan şuydu: Çoğunlukla işçi sınıfı mensubu olsa da toplumun iki farklı dinî grubuna ait iki kulüp ve bu gruplar arasındaki çekişmenin dönemin en büyük sosyal fenomeni futbola coşkulu yansıması... İki takımın da her maç on binlerce taraftarını tribünlere çektiği bu fikstür, ekonomik açıdan o kadar kârlıydı ki... Onlar “eski dost” olmasın da kim olsun!

Mezhep rekabetini yerleştiren koşullar

Ama dedik ya toplumdaki gerilim sıklıkla tribünlere dolayısıyla sosyal hayata yansıyordu. 1898’de, 1909’da tribünlerin sahaya girdiği olaylar futboldan çok toplumsal hayattaki sorunların habercisiydi. 1912’de İrlanda’daki politik gelişmelerden endişe ederek Glasgow’da büyük bir tersane kuran ve beraberinde binlerce Protestan işçi getiren, meşhur Titanic’in de mimarı Harland&Wolff firması bu gerilimin büyüyeceğinin işaretlerinden biriydi. Artık işçi sınıfı tamamen Protestan/Katolik olarak bölünüyor, şirketler buna göre işçi istihdam ediyordu. Tabii futbola meftun işçiler de tutacakları takımı buna göre belirliyordu. Maviysen Rangers, yeşilsen Celtic!

  • Perspektif: İskoç futbol tarihçisi Andy Kerr, Harland&Wolff’tan yayılan mezhebe göre istihdam politikası, İrlandalı cumhuriyetçilerin 1916 Paskalya Ayaklanması ve 1921’de İrlanda’nın bağımsızlığını kazanmasının Glasgow’da Rangers-Celtic rekabetini geri dönüşü olmayacak biçimde Protestan-Katolik çekişmesiyle eş anlamlı hâle getirdiğini vurgular.

İskoçya'nın olmasa da futbolun başkenti!

Rekabetin, Britanya genelinde bu kadar güç kazanması İskoç futbolunun kalitesiyle de ilgiliydi. İskoçlar, 19. yüzyılın sonundan itibaren İngilizlere göre daha teknik, pasa dayalı ve göze hoş gelen bir futbol anlayışını geliştirmişlerdi. İskoçları “futbolun mucitlerinin kuzey komşusu olmanın” çok ötesine taşıyan bu atılım, dünya futbolunun da Güney Amerika, Avusturya, Macaristan, İspanya, Almanya gibi merkezlerde şekillenişinde, farklılaşmasında rol oynadı. Celtic, 1967’de Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazandığında Avrupa kupası kazanan ilk Britanya kulübü olmuştu. Aynı yıl Rangers, Kupa Galipleri Kupası’nı finalde Bayern’e yenilerek kaybetmişti. Glasgow, uzun yıllar Britanya futbolunun başkentlerinden biri olarak Londra’nın, Liverpool’un, Manchester’ın gerisinde kalmadı.

  • Başa baş: Tarihte Rangers’ın 55, Celtic’in 54 lig şampiyonluğu var. Yeşil-beyazlı ekip bu yıl kazanmaya yakın olduğu şampiyonlukla ikili rekabette uzun bir aradan sonra eşitliği sağlayacak. 2000/01 sezonundan bu yana Celtic’in 18, Rangers’ın 6 lig şampiyonluğu kazanması bir zamanlar Mavilerin lehine olan tabloyu değiştirdi. Tabii bunda Rangers’ın 2012/13 sezonu itibarıyla maddi sorunları nedeniyle İskoç 4. Ligi’ne düşmesinin de payı büyük. Rangers yeniden Premier League’e yükseldiği 2016/17’den beri 1 kez şampiyon olabildi.

1970’ler sonrası Britanya genelinde sanayisizleşmeye, sendikasızlaşma, güvencesizleşme, işsizlik eşlik ederken İskoçya ve Glasgow da bundan payını aldı. Bir yandan toplumda dinin belirleyici rolü de azaldı ama “kutup”lar, -İrlanda sorununun da etkisiyle- varlığını korudu. 1992’de Premier League’in kuruluşu İngiliz kulüplerinin çok daha güçlü ekonomik yapılara kavuşmasını sağladı. Bu, İskoç devlerinin onlarla rekabette geride kalması anlamına geliyordu. Celtic ya da Rangers’ın bir daha Avrupa kupası kazanması güç ama bu, ikili rekabetteki yoğunluğu azaltmıyor. Maç günleri hâlâ Glasgow’da dünya duruyor ve Avrupa’nın geri kalanı da futbol tarihinde benzersiz bir yere sahip olan bu köklü derbiye saygıda kusur etmiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🗳️ IOC seçimleri, Old Firm derbisi

Sırlar imparatorluğu Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin tarihî başkanlık seçimi öncesi havayı kokluyoruz. Futbolun en köklü derbisi Celtic-Rangers'ın dinamiklerini inceliyoruz.

14 Mar 2025

Aktif Portföy ile birlikte
AA

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi