Öner Eren: 'Bergama Tiyatro Festivali’ni özel kılan Bergama’nın kendisi'


Rota oluşturuldu: İBB Kültür AŞ ile rehberli sergi turları Sanat dünyasının farklı his ve fikirlere yelken açan, yer yer dalgalı yer yer dingin sularında İBB Kültür AŞ ile keşfe çıkıyoruz. Nasıl? Sanatseverleri hem keyifli hem öğretici sanat rotalarına davet eden İBB Kültür AŞ , ücretsiz sergi turlarıyla bizleri İstanbul Modern ’de kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Rehber eşliğinde 19 Temmuz’da başlayan sergi turlarının ilki, dünyaca ünlü sanatçı Olafur Eliasson ’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Senin beklenmedik karşılaşman özelinde gerçekleşti. Eliasson’un 30 yılı aşkın kariyerinde odaklandığı temaları keşfeden katılımcılar, sanatçının yaratıcı sürecine ve sanatsal vizyonuna dair bilgiler edinirken rehber eşliğinde gerçekleştirilen bu sergi turuyla sanatçının eserlerine dair yeni perspektifler kazanma şansı da buldular. Nerede ve ne zaman? Radar Türkiye uygulaması üzerinden kayıtların alınacağı rehberli sergi turları, haftada bir gün İstanbul Modern’de yer alan sergileri sanatseverlerle ücretsiz buluşturmaya devam edecek. Sergi turlarına katılmak için Radar Türkiye uygulamasını indirerek kolaylıkla kaydını oluşturabilirsin. Gelecek sergi turlarından haberdar olmak için www.kultur.istanbul adresini ve @kultur_istanbul ’u takip edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Festivallerin yasaklandığı bir ülkede tiyatro festivali yapmak hiç kolay iş değil. Ekonomik kriz başta olmak üzere birçok zorlukla baş etmek gerekiyor. Fakat her türlü zorluğa rağmen festival yapmaktan geri durmayan bir ekip var karşımızda. Bu yıl 5. kez seyirciyle buluşacak Bergama Tiyatro Festivali, sezondaki oyunları ilçesine getirmekle kalmıyor, yerelden oyunların sahnelenmesine de alan açıyor. Festivalin direktörü Öner Eren Arıkan’la Bergama Tiyatro Festivali’ni konuştuk.
Öncelikle tiyatroların ayakta durmaya zorlandığı bir dönemde sizin beşinci kez bir tiyatro festivali yapmanız çok değerli. Kendi adıma teşekkür ederim. Nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?
Ben de bize ayırdığınız alan ve zaman için teşekkür ederim. Bergama Tiyatro Festivali (BTF) süreci her sene kendi içinde oldukça fazla zorluk yaşadı. Her sene, dünya ve ülke gündemi festival üzerinde belirsizlik ve baskı yarattı ama sanırım en zoru bu sene oldu. Festival ne kadar 3-4 günlük bir sürede gerçekleşiyor gibi görünse de hazırlığı neredeyse bütün yıla yayılıyor. Bir önceki festivalin “kapaması” raporları kendi içinde en az bir iki ay sürüyor. Hemen ardından da yeni yılın çalışmaları başlıyor. Özellikle ilişki ve kaynak geliştirme süreçleri oldukça yoğun ve vakit alıyor. Programa dair hazırlık süreci başlayana kadar o senenin operasyonuna nasıl bir zemin üzerinden ilerleteceğimizi anlamaya çalışıyoruz. Tahmin edileceği gibi ödenekli veya bir kurum operasyonu olmadığı için sene başında hazırlanmamız gereken operasyonun kaynağını ve kapasitesini bilmeden yola çıkıyoruz. Tüm bu süreç aslında ufak ufak önümüzde duran belirsizlikleri belirgin hâle getirmek ve süreç içinde ortaya çıkan kaynaklarla nasıl bir “şey” yapabileceğimizi anlamakla geçiyor.
Bu sene de bu belirsizliklerin en yoğun olduğu sene oldu. Özellikle ülkedeki ekonomik gerçeğin etkisiyle özel sektör desteğini netleştirmek, bunun yanında yerel seçimler ve sonrasında yaşanan değişikliklerin festival üzerindeki etkisini görme süreci bizim için müthiş bir belirsizlik ve zorluk yarattı.

Öner Eren Arıkan
İnsanlar neden şehir dışından Bergama’ya gelsinler. Festival seyircilere ne vadediyor?
Artık herhalde tüm ekibin dilinde olan bir cümle var. Bence sorunuzun en sade cevabı orada: “Bergama Tiyatro Festivali’ni özel kılan şey Bergama’nın kendisi.” Bergama, festivalden bağımsız, oldukça özel bir kent. Hem coğrafyası hem tarihi hem de bu sene biraz daha kulak vermeye çalıştığımız hikayeleriyle… Tüm bunların tiyatroyla, performansla buluşuyor olması, 2.000 senedir insan yaşamının kesintiye uğramadan devam ettiği bir kültür mirasına ev sahipliği yapıyor oluşu ve bizim de bu mirasa konu mekanları, meseleleri, hikayeleri program kurgusu içinde festivalle harmanlıyor oluşumuz festivali özel kılan. Biraz da bu sebeple buraya gelen seyirci sadece bir iş izlemekle de kalmıyor aslında bir kenti geçmişini, hikayelerini bizimle keşfediyor. En azından bugüne kadar elimizdeki imkanlarla oluşturmaya çalıştığımız böyle bir buluşma.
Festival programında neler var? Geçen sene “Neşe” vurgusu vardı. Bu sezonun teması belli mi?
Bu sene, festivalin 5. yılı olması sebebiyle biraz heyecanlıyız aslında. 2018’de başlayan, tarihinde birbirinden farklı onlarca badire atlatan festival bir şekilde 5. edisyonuna ulaştı. Merkezin dışında gerçekleştirilen, bağımsız bir tiyatro buluşması olması sebebiyle biz bu 5. yılı oldukça değerli buluyoruz. 5. yılda biraz kendi hikayemizi, hedeflerimizi, hayallerimizi anlatmak istedik. Kendi hikayemizle birlikte elbette Bergama’nın hikayelerine kulak verelim, başka hikayelerle Bergama’yı buluşturalım istedik. Böylece aslında “Her taşın altında bir hikaye” cümlesi ağırlık kazanmaya başladı. Bu hedef sene boyunca yaşanan gelişmelerin ışığında biraz törpülenmiş olsa da programda kulak verecek hikayeler oldukça keyifli.
Yerel halkın festivale bakışı nasıl? Bergamalıların da oyunlarını sahneleyeceğini gördüm.
Festival ile Bergama’nın ilişkisi her sene güçleniyor. Bunu her yıl artan destek ve gönüllü başvurularından da görebiliyoruz. Festivalin yürütücü ekibi her geçen sene çok daha fazla Bergamalının sorumluluk aldığı ya da bir önceki sene aldığı sorumluluğu büyüttüğü bir yapıda ilerliyor. Bu durumun yaratıcı endüstriler adına oldukça heyecan verici olduğunu düşünüyoruz. Bir festival kentin gençleri, esnafı, sivil toplumu ve sanayicisiyle gelişen bir ilişki kuruyor ve bununla birlikte karşılıklı fayda temelli ilişkiler her sene gelişerek büyüyor. Bu ilişki bu kadar güçlü ve sağlam olmasa mevcut gerçeklikte festivalin gerçekleşmesi de pek mümkün olmazdı sanki.
Bunun dışında her sene yerelde, Bergama’da yaşayan ve tiyatro yapan herkese alan açmaya çalışıyoruz. Bir festival, o kentin festivali ise, kentin tiyatro yapıcılarına da alan açmayı öncelemeli. Bu noktada her sene Bergamalı ekiplerin işleri festival programına dahil oluyor. Elbette bunu sadece bir oyun gösterim alanı olarak görmemek lazım. Kurulan ilişkiler, atölyeler ile gelişim potansiyeli oluşturacak bir işbirliği de kurmaya çalışıyoruz.

Bir de KİOSK diye adlandırdığınız bir kısım var. Bundan bahsedebilir misiniz? Ne demek KİOSK?
KİOSK, İzKF (İzmir Kültür Fonu) destekleriyle hayata geçirilen bir kapasite geliştirme showcase programı. Bu sene ilk defa gerçekleşiyor ve yolculuğuna BTF ile eş zamanlı başlıyor. Temel hedefimiz Ege bölgesinde tiyatro, dans, performans alanında üreten “bölgesel üretici”yi bu alanda çalışan “sektör profesyonelleri”yle biraraya getirip bu iki tarafın da fayda sağlayacağı buluşmalara, tanışmalara zemin oluşturmak. KİOSK aslında bir tanışma ve deneyim aktarma programı.
Festival sadece yetişkinlere mi hitap ediyor? Geçen sene çocuk oyunları bulunuyordu. Bu sezon çocuklar için çalışmalarınız var mı?
Bu sene festival programını oldukça zorlu koşullarda oluşturduk. Ama festivalin gerçek anlamda geleceği olarak gördüğümüz çocuklar için bir tane de olsa bir içerik olmasını istedik. Umarız bu durum önümüzdeki yıllarda yine çeşitlenerek çok daha güçlü bir noktaya gelecek.
Son olarak neler eklemek istersiniz?
Yerel yönetimler başta olmak üzere merkezi yönetim, STK’ların ve özel sektörün dahil olduğu bir kültür stratejisi oluşturulması gerekiyor, her 4-5 senede bir dönüp dönüp baştan başlamak istemiyorsak. Geçmiş tecrübelerin üzerine koyup büyüterek, büyüyerek ilerlemek istiyorsak konu kimin ne kadar para verdiğinden, harcadığından, ne kadar “çok” insana dokunduğundan da biraz farklı olarak 4-10 yıllık planlar yapabilmek olmalı diye düşünüyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Festivallerin yeşile, denize ve hatta Ege'ye çağırdığı haftada birçok etkinlik için de yine açık havadayız.
06 Ağu 2024

YAZARLAR

Emrah Akbaş
Editör ve tiyatro yazarı.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.




