Bihter Ayyıldız’la yapay zeka, iklim krizi ve eko akıl üzerine

Plume Mag’in "yerel kalkınırsa değer katlanır" mottosuyla düzenlediği Green Up Meetings’in yedincisi 22 Ekim’de QNB Kristal Kule’de yapılıyor. Yapay zekanın işgücünden hukuka, ekonomiden doğaya uzanan etkilerinin masaya yatırılacağı buluşma öncesinde Plume Mag ve Greep Up Meetings kurucusu Bihter Ayyıldız’la yapay zekanın iklim krizine etkisini ve çevre meselelerinin gündemdeki yerini konuştuk.
Bihter Ayyıldız’la yapay zeka, iklim krizi ve eko akıl üzerine

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Plume Mag’in "yerel kalkınırsa değer katlanır" mottosuyla düzenlediği Green Up Meetings’in yedincisi 22 Ekim’de QNB Kristal Kule’de yapılıyor. Yapay zekanın iş gücünden hukuka, ekonomiden doğaya uzanan etkilerini Local Makers kurucusu Yağmur Çoban, kent politikaları danışmanı Talya Aydın, Aposto kurucu ortağı Umutcan Savcı, Türetim Ekonomisi Derneği Başkanı ve Good4Trust kurucusu Uygar Özesmi, Deniz Yaşamını Koruma Derneği Başkanı ve Valmira Kurucusu Volkan Narcı gibi isimlerden dinleyeceğimiz buluşma öncesinde Plume Mag ve Greep Up Meetings kurucusu Bihter Ayyıldız’la yapay zekanın iklim krizine etkisini ve çevre meselelerinin gündemdeki yerini konuştuk.

Green Up Meetings 22 Ekim’de 7. kez “yapay zeka ve eko akıl çağında insan” temasıyla düzenleniyor. Bu temaya nasıl karar verdiniz ve “eko akıl” çağıyla kastettiğiniz nedir, biraz anlatır mısınız?

Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil, çağın düşünme biçimini yeniden şekillendiren bir zemin. Biz de bu dönüşümü, “eko akıl” kavramıyla birarada düşünmek istedik. Çünkü ekolojik akıl, insanın doğayla, toplumla ve teknolojiyle kurduğu ilişkiyi yeniden ahenkli bir dengeye oturtma çabası. Sürdürülebilir bir gelecek artık yalnızca çevreyle ilgili değil; insanın kendi farkındalığıyla, değerleriyle, seçimleriyle de ilgili. Green Up Meetings’in bu edisyondaki teması, bu bütünsel bilinci çağırıyor. “Eko akıl” dediğimiz şey, aslında insan merkezli değil, yaşam merkezli bir akıl.

Mekan ve konuk seçimlerinizde ne gibi faktörler rol oynuyor? Etkinlikte üzerine konuşulacak konulardan sizi en çok heyecanlandıranlar hangileri?

Her edisyonda mekanın da söylemin bir parçası olmasını önemsiyoruz. Bu yıl QNB Finansbank Kristal Kule’deyiz çünkü teknolojinin merkezinde, finans dünyasının kalbinde, insan odaklı bir dönüşüm konuşmak istedik. Konuk seçiminde ise farklı disiplinlerden sesleri biraraya getirmek temel prensibimiz. Akademiden teknolojiye, sanattan girişimciliğe uzanan bu çeşitlilik, Green Up Meetings’in asıl ruhu. Bu yıl özellikle yapay zekanın etik boyutu, yeni nesil iş modellerinde “vicdan” kavramının nasıl yer bulacağı ve doğa temelli inovasyon konuşmaları beni en çok heyecanlandırıyor.

Özellikle Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturmasının ardından iklimle ilgili konular hem gündeme eskisi kadar gelmiyor hem de iklim ve ekoloji çalışmalarına ayrılan ödenekler azalıyor. Bu durum sosyal bir girişimci olarak sizi nasıl etkiliyor? Sesinizi duyurmanız zorlaşıyor mu?

Aslında bu tür politik gerilemeler bize ne kadar bağımsız olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Green Up Meetings gibi platformlar, tam da bu yüzden var. Çünkü değişim sadece hükümetlerden ya da fonlardan gelmiyor; kolektif bilinçten, topluluklardan, bireylerden geliyor. Bizim için mesele sesimizi duyurmak değil, doğru yankıyı bulmak. Politik atmosfer zaman zaman zorlayıcı olsa da, insanlar artık daha bilinçli, sorgulayıcı ve dönüşüme açık. Bu da umut veriyor.

Bu duruma paralel olarak Türkiye’de sosyal etki alanındaki çalışmalara yapılan yatırımlarda ve halkın ilgisinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?

Türkiye’de son birkaç yılda büyük bir dönüşüm var. Eskiden “sürdürülebilirlik” daha çok bir marka söylemiydi; şimdi insanlar bu konuyu kişisel bir sorumluluk alanı olarak görüyor. Sosyal etki girişimleri daha profesyonel, ölçülebilir ve işbirliğine açık hâle geldi. Halkın ilgisi de duygusal tepkiden somut çözümlere doğru evriliyor. Green Up topluluğunda da bunu net biçimde gözlemliyoruz; insanlar artık sadece dinlemek değil, dahil olmak istiyor.

Yapay zeka ve iklim kriziyle mücadele ilişkisi bir yandan da veri merkezlerinin harcadığı su ve enerji nedeniyle çokça eleştiriliyor. Sizin bu konuda görüşleriniz neler? Giderek derinleşen bu krize yapay zeka uzun dönemde destek mi köstek mi olacak?

Yapay zeka, doğrudan bir tehdit değil, nasıl kullandığımızla ilgili bir araç da olabilir. Evet, enerji tüketimi ve veri merkezlerinin çevresel yükü ciddi bir mesele ama aynı zamanda yapay zeka sayesinde kaynak verimliliğini, enerji optimizasyonunu ve döngüsel ekonomiyi hızla geliştirebiliyoruz. Buradaki mesele, “aklı” yalnızca verimlilik için değil, etik bir çerçevede yeniden tanımlamak. Eğer insan merkezli bir yaklaşımdan yaşam merkezli bir yaklaşıma geçebilirsek, yapay zeka bu dönüşümün en güçlü destekçisi olabilir.

Dijital bir yayın olarak bu ortamda finansal sürdürülebilirliğinizi nasıl sağlıyorsunuz? Yeşil aklamadan (greenwashing) kaçınmak için neler yapıyorsunuz?

PlumeMag ve Green Up Meetings, bağımsızlıkla güven arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bizim için önemli olan, yalnızca “yeşil” görünmek değil, gerçekten dönüştürücü olabilmek. Bu nedenle ticari işbirliklerinde çok seçiciyiz. Her ortaklıkta marka değerleriyle etik çizgilerimizin örtüşmesini şart koşuyoruz. Finansal sürdürülebilirlik; topluluk desteği, doğru partnerlikler ve editoryal dürüstlük üzerine kurulu. Greenwashing’ten kaçınmanın tek yolu da bu: Görünürlükten çok, anlam üretmek.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?
AngstAngst

HİKAYE

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Metin V. Bayrak

·

13 Eyl 2026

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?
AngstAngst

HİKAYE

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Pelin Cengiz

·

09 Eyl 2026

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor
AngstAngst

HİKAYE

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Cem Arıdağ

·

06 Eyl 2026

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.

Ayça Örer

·

06 Eyl 2026

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?