BİLİNÇ SEVİYESİ

Fashion Revolution'ın tüketiciler üzerindeki araştırmasına göre "sürdürmeye çalışmakta" ne noktadayız?
BİLİNÇ SEVİYESİ

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Endüstriden, konseylerden, markalardan, tasarımcılardan ve attıkları adımlardan sürekli konuşuyoruz. Tüketici alışkanlıklarını da sık sık ele alıyoruz. Fakat bu kez verilere bakarak tüketicinin yönelimlerini konuşalım istedik. Adından da anlaşılacağı üzere modanın ihtiyaç duyduğu devrim için araştırma ve çalışmalar yapan platform Fashion Revolution, 2020’de Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık’ta yaşayan 16-75 yaş aralığındaki 5 bin kişinin yer aldığı bir anket düzenledi. Bu yazıda anket sonuçları arasında dikkat çeken dört konuyu masaya yatırmak istiyoruz. Her biri de ANGST’ta konusu sık sık geçen meseleler.

1- Bunlardan ilki anket yapılan tüketicilerin %69’unun (ki bu oran 2018’de %59 olarak belirlenmiş) giydiklerinin nerede ve ne şartlarda üretildiğini bilmek istiyor oluşu. Bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen tüketici, markaları daha şeffaf olmaya, bugüne kadar açık etmediği üretim bilgilerini gündeme getirmeye davet ediyor. Kimi markalar bu alanda yaratıcı girişimlere imza atmışken, (etikete yerleştirilen QR koduyla ulaşılabilen üretim detayları gibi -ürün üstünde çalışan kişinin adına kadar-) kimi markalar hâlâ bu konuyu duymamazlıktan geliyor. Kitabın kapağıyla ilgilenirken, kitabı karıştırmak isteyen tüketicileri görmezden geliyorlar. Bunun değişmek üzere olduğu, tüketicinin de beklentisi üzerine, markaların şeffaflık yolunda büyük adımlar atması gerektiği ortada. Bununla birlikte, markalar üretim koşullarını ve ülke, fabrika gibi detayları paylaştığında bunların ifade ettiklerini analiz edebilmek için tüketicinin yine belli konularda fikir sahibi olması gerekiyor.

2- Araştırmadan elde edilen bir diğer veri, tüketicilerin %70’inin moda ürünlerinin daha sürdürülebilir bir üretim anlayışı ve sürecine sahip olmasında devletin de rolü olduğunu öne sürmesi. Modanın doğa üzerindeki etkisi sadece endüstriye özgü bir mesele olmadığı gibi aksine dünyada en fazla kirliliğe neden olan ilk üç endüstriden biri olduğu için ekstra özen, tedbir ve gelişim yönünde planlanması gereken inovatif adımlar gerektiriyor. Ancak devletlerin bu meseleyi öncelikleri olarak ele almadığını söylememize sanıyoruz ki gerek yok.

3- Araştırmaya göre, modanın dünyaya etkisini belli ölçüde azaltacak adımlar atma şansına sahip tüketiciler, en basit adımın dahi farkında değil. Tüketicilerin sadece %40’ı çamaşırlarını 30 derece ve altı sıcaklıkta yıkıyor. Kıyafetlerin sadece üretim aşamasında doğada yarattığı kirlilikle bitmiyor iş, bir de tüketiciler olarak o ürünleri alıp kullanmanın ve sonunda “çöpe atmanın” da bedeli var. Çöpe atmak yerine alternatif yolları tercih ettiğimizi varsayarak bu konuyu geçiyoruz. Ürünü kullanırken her yıkamada üründen açığa çıkan mikrofiberlerin denizleri nasıl kirlettiğini daha önce ANGST’ta konuşmuştuk, bu konunun ürünü ne kadar sık yıkadığınızla ve makinenin sıcaklığıyla birebir alakalı olduğunun altını da yine orada çizmiştik.

4- Araştırmada dikkat çekmek istediğimiz son nokta, tüketicilerin %39’unun indirim döneminde alışveriş yaptığı yönünde. Adil ve duyarlı şartlarda üretilen ürünleri alan kesim %19 kadar azken, alışverişlerinde dayanıklı ürünler arayanların oranı %31. İndirimin çekiciliğini hâlâ birçoklarını etkisi altına alırken uzun yıllar giyilebilecek dayanıklı ürün arayışının oransal anlamda indirim tutkunlarının ciddi oranda gerisinde olmaması sevindirici bir haber. Ancak adil, güvenli ve çevreye duyarlı üretim kriteri hâlâ birçok insanın gündeminde ne yazık ki değil.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 13: İHTİYACIN VAR MI?

Varsa "neye" ihtiyacın var? Neden var? Dolaptakine ne oldu? Dolaptakine ne olacak?

24 Oca 2021

ANGST 13: İHTİYACIN VAR MI?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış
AngstAngst

HİKAYE

Yaşamın öğle vakti geldiğinde yavaşlama cesareti: Hayat mı kısa, biz mi çok meşgulüz?

40’lı yaşlar, insanın hem zamanın ne kadar hızlı geçtiğini daha çok düşündüğü hem de hayatın sorumluluklarını daha ağır hissettiği bir dönem. Bir yandan yavaşlamak, daha seçici olmak ve zihinsel gürültüyü azaltmak isterken diğer yandan sürekli erişilebilir olmaya, karar almaya ve yetişmeye zorlanıyoruz. Psikoloji araştırmaları ise bu gerilimin yalnızca kişisel bir kriz olmadığını; yaş alma, zaman algısı ve modern hayatın bitmeyen uyaranları arasındaki daha büyük bir çatışmanın parçası olduğunu gösteriyor.

Cem Arıdağ

·

08 Ağu 2026

Yaşamın öğle vakti geldiğinde yavaşlama cesareti: Hayat mı kısa, biz mi çok meşgulüz?
AngstAngst

HİKAYE

Birleşik Krallık’ta ısı grevi: Aşırı sıcaklara karşı yasal çalışma sınırı isteniyor

Çalışma hayatında sıcak hava dalgalarına maruz kalınan aylar için talep edilen haklar, Birleşik Krallık’ta “Heat Strike” (Isı Grevi) eylemleriyle karşılık buluyor. Avrupa genelinde henüz bağlayıcılığı olan yasal bir ortak düzenleme bulunmazken Yunanistan, İtalya, İspanya ve Belçika’da "azami çalışma sıcaklığı" yasalarla belirlenmiş durumda. Tarihinin en sıcak yazlarından birini yaşayan Birleşik Krallık’ta sendika ve aktivistler, bu hak için mücadeleyi yükseltiyor.

Pelin Cengiz

·

07 Ağu 2026

Birleşik Krallık’ta ısı grevi: Aşırı sıcaklara karşı yasal çalışma sınırı isteniyor
AngstAngst

HİKAYE

Performans toplumunun arayüzleri: Kimliğimiz artık sürdürebildiğimiz alışkanlıklardan mı ibaret?

Pratiklerimizi takip ettiğimiz ve paylaştığımız sosyal uygulamalar, performans toplumunun arayüzleri mi? Duolingo, Strava ve benzeri uygulamalar, yalnızca alışkanlıklarımızı takip etmeyi sağlamıyor; gelişimi görünür ve paylaşılabilir kılarak kimlik kurma biçimimizi de dönüştürüyor olabilir.

Elif Bayram

·

06 Ağu 2026

Performans toplumunun arayüzleri: Kimliğimiz artık sürdürebildiğimiz alışkanlıklardan mı ibaret?
AngstAngst

HİKAYE

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Metin V. Bayrak

·

02 Ağu 2026

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?