Streaming platformları: Karıştır, seç, oynat


Daima temiz evler için hesaplı çözümler: iRobot Roomba Tarihler 1901'i gösterdiğinde Birleşik Krallık doğumlu bir mühendis olan Hubert Booth, elektrikli süpürgelerin ilk örneklerinden birini tanıttı. Bir ev içinde kullanılamayacak kadar büyük ve hantal olsa da bu örnekler bugünün elektrikli süpürgeleriyle benzer bir prensiple çalışıyordu. Sonraki dönemde, her ne kadar lüks olsa da daha küçük ve ev kullanımı için uygun elektrikli süpürgelerin ilk örnekleri ise 1915'te görülmeye başlandı. Tarihler 2002'yi gösterdiğinde ise geleceğin temizlik anlayışını şekillendirecek bir devrime imza atıldı: Robot süpürgeler. Robot süpürgelerin mucidi iRobot, bugün temel modelleri Roomba 605 ve 606 ile robot süpürge teknolojisini herkes için erişilebilir kılıyor, hesaplı fiyatlarla evlere taşıyor. Roomba 605 ve Roomba 606: iRobot Roomba'nın temel modeleri olan 605 ve 606, kaliteli temizlik için ihtiyaç duyduğunuz her şeyi sunuyor. Her türlü sert zemini ve halıyı temizleyebilen Roomba 605 ve 606, iAdapt navigasyon sistemiyle 100 metrekareye kadar alanları kusursuz biçimde tanıyabiliyor. Döner yan fırça, karşılıklı dönen iki fırça ve güçlü emiş motoruyla üç aşamalı bir temizlik sistemi vadeden bu iki robot; ANTITANGLE özelliğiyle kablolara dolaşmamayı, sensörleriyle merdivenlerden düşmemeyi başarırken Wall Follow sistemiyle ev içinde erişilmesi zor köşeleri etkin biçimde temizleyebiliyor. Sanal Duvar fonksiyonu ise yalnızca robotun algılayacağı görünmez bir engelle robotun dilediğiniz alanlara ulaşmasını engelleme olanağı sunuyor. Mikrofiber AeroVac® filtresiyle en küçük toz taneciklerini dahi yakalayabilen 605 ve 606; kolay kullanım, hassas temaslı tampon ve 60 desibel altındaki sesiyle kimseye rahatsızlık vermeden, gün boyu sessiz temizliği mümkün kılıyor. iRobot: iRobot'un hikâyesi, robotik sektörünün dünyayı değiştireceğine inanan üç idealist insanın; Colin Angle, Helen Greiner ve Rodney Brooks'un bir araya gelmesiyle başlıyor. 1990 yılında kurulan şirket, ilk aşamada NASA gibi kurumlarla çeşitli uzay ve barış görevlerinde kullanılan robotlar geliştiriyor. 2002 yılında ise iRobot'un ev temizliğinde devrim yaratan ürünü, dünyanın ilk robot süpürgesi Roomba üretiliyor. O günden bugüne 30 milyondan fazla satılan ve robotik dünyasının son gelişmeleriyle ilerleyen iRobot Roomba, temel modellerinin yanı sıra i7 gibi modelleriyle daha büyük mekânlarda, daha profesyonel bir temizlik arayanların hayatını kolaylaştırıyor. iRobot ürünlerini, iRobot markası güvencesiyle Türkiye’deki tedarikçilerden satın almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
2020’nin streaming sektörü için önemli bir yıl olacağının sinyalleri 2019'dan gelmeye başlamıştı. Disney+ ve Apple TV+ piyasaya sürülmüş, HBO Max ve Peacock ise seyircilerle buluşmak için gün sayıyordu. Yıllardır sektörü domine eden Netflix, Amazon Prime ve Hulu için de rekabet çanları çalmaya başlamıştı. Artan oyuncu sayısının yanı sıra pandeminin hayatımıza girmesiyle restoranlarda, konserlerde, sinemalarda geçirdiğimiz vakti ekran başında geçirmeye başlamamız da sektörün büyümesini hızlandırdı. Kalabalık salonlarda, dev ekran önünde elimizde popcorn'larla tecrübe ettiğimiz sinema deneyimi evdeki küçük ekranlara sığmaya başlayınca sinema endüstrisi ile çevrim içi yayın platformları için farklı fırsatlar ve stratejiler ortaya çıktı.
- Mutlu son? Pandemi öncesinde Hollywood, 2 milyondan fazla kişiyi ve 400 bin ABD merkezli işletmeyi desteklerken Birleşik Krallık film ve televizyon endüstrisi ise ülkenin ekonomisine her gün yaklaşık 60 milyon sterlin değer katıyordu. Küresel film prodüksiyonu ve dağıtımının yaklaşık üçte birine katkı sağlayan film gişe gelirleri, 2020’de sinema salonlarının kapatılması ve yapım aşamasındaki bazı filmlerin çekimlerinin durdurulmasıyla 2019'a göre %71,5 azalarak 20 yıl sonra ilk kez 13 milyar doların altına düştü.
- Yeni stratejiler: Yapım şirketleri, büyük meblağlar harcadıkları filmlerin vizyon tarihlerini sürekli ertelerken yeni stratejiler geliştirmek zorunda kaldı. İlk olarak Disney, eylül ayında Mulan’ı sinemalarla eş zamanlı olarak 30 dolar karşılığında Disney+ üzerinden yayınlama kararı aldı. Ardından Warner Bros., Wonder Woman 1984'ün Noel gösterimini bir kez daha geciktirmeyeceğini; bunun yerine filmi bazı seçkin sinemalarda ve çatı şirket WarnerMedia'nın yeni yayın hizmeti HBO Max üzerinden aynı anda yayınlayacağını açıkladı. Böylece gişe rekorları yerine çevrim içi yayın abone sayısı önem kazanmaya başladı. Nitekim ViacomCBS’in alt şirketi Paramount Pictures, filmlerini sinemalarda göstermek yerine Netflix'e satmayı tercih etti. Warner, 2021'de HBO Max ile ilgili 17 uzun metrajlı film yayınlayacağını; Disney+ ise yatırımcılarına yaptığı sunumda 10 yeni Star Wars filmi, 10 yeni Marvel filmi ve 30 yeni film/dizi daha ekleyeceğini açıkladı.
- Netflixlendiniz: Yeni oyunculara rağmen büyümeye devam eden Netflix, %70'lik pazar payını koruyarak 200 milyonu aşkın aboneyle dijital yayın platformları arasında ilk sıraya yerleşti. Çoğu platformun pandemi sebebiyle prodüksiyon kesintileri yaşadığı bu dönemde, Netflix'in içeriklerinin önceden hazırlanmış olması şirketi henüz emekleme aşamasında olan şirketlere karşı da avantajlı konuma soktu. Şirket, şu anda post-prodüksiyonda olan veya platformda piyasaya sürülmeye hazır 500'den fazla içerik olduğunu açıkladı. 2020'de 37 milyon yeni abone elde eden platform, cirosunu son çeyrekte %24 artarak 25 milyar dolara; işletme gelirini ise %76 artarak 4,6 milyar dolara çıkardı.
- Disney+: 87 milyon kullanıcıya ulaşarak Netflix'in yedi yılda elde ettiği abone sayısına bir yılda ulaşan Disney+ ise sektörde Netflix'in en güçlü rakibi olarak yerini aldı. Yeni dönem stratejisini kaliteli içerik üretmek üzerine kurgulayan Disney+; 2024’e kadar yıllık içerik bütçesini 8,5 milyar dolara, kullanıcı sayısını ise 260 milyona çıkarmayı hedefliyor. Spor içerikleri üreten ESPN+ ve Hulu'yla birlikte ise yılda toplam 14-16 milyar dolar harcayacak. Rakamlar sizi yanıltmasın; sadece 2020'de 17 milyar dolarlık harcama yapan Netflix'e göre bu rakam oldukça küçük kalıyor.
- Diğer oyuncular: Disney+'a göre sektöre yavaş bir giriş yapan HBO Max'ın aralık ayı itibarıyla yaklaşık 12,6 milyon abonesi bulunurken çatı şirketi AT&T, 2025 yılına kadar platforma yaklaşık 5 milyar dolar harcayacaklarını ve 50 milyon aboneye ulaşmayı hedeflediklerini açıkladı. Ampere Analysis’in tahminlerine göre Apple TV+'ın yaklaşık 43 milyon; Amazon Prime’ın ise 141 milyon abonesi var. MoffettNathan araştırma şirketi; Apple TV+ abonelerinin yaklaşık %62’sinin, şirketin donanım cihazlarının alıcılarına sunduğu ücretsiz promosyon teklifinden yararlandığını ve %29'unun promosyon süresi bittikten sonra yeniden abone olmayacağını iddia ediyor. Aralık ayında 26 milyon aboneye ulaştığını açıklayan Peacock ise büyüme stratejilerini Universal Studios, DreamWorks gibi grup şirketlerinin de katkısıyla orijinal içerikler üretmek üzerine kurguladığını açıkladı.
- Başarısızlık hikâyesi: Sektöre iddialı bir giriş yapan Quibi'nin macerası ise üç ay sürdü. Hollywood kalitesindeki içerikleri 10 dakikadan kısa bölümler hâlinde sunmayı ve abonelik/reklam gelir modeliyle ilerlemeyi planlayan Quibi, Disney ve Alibaba gibi yatırımcılardan toplamdan 2 milyar dolar yatırım alarak sektöre arkası sağlam girmişti. Fakat karantina sürecinde kullanıcıların kısa içerik formatı için ödeme yapmak istememesi deneme sürecinin ardından şirketin hedeflediği 7 milyon aboneye karşılık sadece 500 bin aboneye ulaşmasına neden oldu ve şirket kapandı. Geçen haftalarda ise ABD merkezli yayıncılık şirketi Roku, Quibi'nin arşivini 100 milyon dolara satın aldı.
- Yerli yapım: Türkiye pazarında da sektöre yeni giriş yapanlar oldu. JustWatch verilerine göre hâlihazırda Türkiye'de %43'lük pazar payıyla BluTV lider konumunda bulunuyor. Sektörde dengeleri değiştirmesi beklenen Exxen ve Gain de 2021 itibarıyla yayına başladı. Girişimi için yıllık 900 milyon TL bütçe ayırdığını belirten Acun Ilıcalı, Exxen'in ilk 3 gününde 500 bin aboneye ulaştığını duyurdu. Exxen kütüphanesini daha çok TV8 benzeri yapımlar ve popüler YouTuber’ların içerikleriyle şekillendirirken Gain Medya‘nın mobil cihazlara yönelik Gain platformu ise daha kısa süreli, hızlı tüketilebilen yapımlara öncelik veriyor. Yeni gelen platformların başarısına bağlı olarak hem küreselde hem de yerelde streaming pazarının hareketlenmesi ve her bireyin birden fazla platforma aboneliğinin olması ise kaçınılmaz görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
25 Ocak Pazartesi gününden herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde pandemi döneminde hızla büyüyen yayın akışı platformları, kepenkleri kapatan sinema salonları, gişe hasılatından feragat eden yapım şirketleri ve podcast sektörü var.
25 Oca 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




