Bir boru hattı nasıl patlatılır?


Prizma Expanded: Algının Poetikası Akbank Sanat ’ta Prizma Expanded: Algının Poetikası Nedir? Sergi. Türkiye sinemasının üç farklı jenerasyonundan öne çıkan üç yönetmen ve üç film profesyonelinin çalışmalarından oluşan Prizma Expanded: Algının Poetikası sergisi; sosyal medya, kapsayıcı deneyimler sunan teknolojiler ve interaktif hikâye anlatıcılığı gibi iletişim ağlarının önerdiği yeni düşünme biçimlerinden yola çıkarak genişletilmiş sinematik sanat formlarını araştırıyor. Nerede? Akbank Sanat ’ta. Ne zaman? 11 Mayıs’ta açılan sergiyi 2 9 Temmuz’a kadar salıdan cumartesiye 11.00 – 19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin. Kimler var? Lara Kamhi küratörlüğündeki sergide yönetmen ve sinema profesyonelleri Reha Erdem ve Florent Herry, Zeynep Dadak ve Çiçek Kahraman, Deniz Tortum ve Alican Çamcı olmak üzere üç ikilinin ortak üretimleri olan sinematik eserler sergileniyor. Bu yıl otuzuncu yaşını kutlayan Akbank Sanat ’ı buradan ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: How to Blow Up a Pipeline
Yönetmen: Daniel Goldhaber
Yapım yılı: 2022
Süre: 104 dakika
Bir yerlerde; artık uzak geleceği değil bugünü, gelecek nesilleri değil bizzat bizleri etkilemeye başlamış ve sistematik olarak büyütülen bir krizi çözmek için örgütlenen insanlar var. Barışçıl protestolarla seslerini duyurabileceklerine dair inançları kalmadığı ve zaman hızla akmaya devam ettiği için, somut eylemlerle söz konusu sistemi sekteye uğratmaya, sistemin belli çarklarını imha etmeye çalışıyorlar. Hedefteki düzenin ve sistemin “eko-terörizm” olarak adlandırdığı sabotaj odaklı iklim ve çevre aktivizmi; insanlara değil şirketlere zarar vermeyi, vatandaşlara değil patronlara korku salmayı hedefliyor.
Aktivistlerin (ya da “eko-teröristlerin”) hiçbir insana zarar vermemek koşuluyla fabrikaları, petrol borularını, santralleri ya da barajları kullanılmaz hâle getirmek için bir araya geldiği hikâyeler güncel sinemanın da bir konusu oluyor ister istemez. Ben bu güncel örgütlenmeyle If a Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front (2011, Marshall Curry & Sam Cullman) belgeseli aracılığıyla tanıştım. Son yıllarda Kelly Reichardt’tan (Night Moves, 2013) Paul Schrader’a (First Reformed, 2017) birçok sevdiğim sinemacı da bu konuyu ele aldı.
Eko-terörizmin motivasyonları
Eko-terörizmi sinemaya taşıyan son örnek, ilk gösterimi geçtiğimiz Toronto Film Festivali’nde gerçekleşen How to Blow Up a Pipeline. Andreas Malm’ın aynı adlı kurgu dışı kitabından uyarlanan film, sabotajın iklim aktivizminin doğal bir parçası olduğunu savunan yazarın fikirlerinin izinden gidiyor ve verdiği yaşanmış örneklerdeki karakterlerden ilham alıyor. Film, uluslararası bir iklim aktivzmi eylemi yöntemi olarak dünyanın dört bir yanındaki SUV araçları hedef alan Tyre Extinguishers'a (lastik söndürücüler) selam çakarak açılıyor. Filmin adına taşıdığı rehber olma iddiası, ilerleyen sahneler nedeniyle kelimesi kelimesine algılanabilir. Oysa henüz ilk sahnede izleyicisini tanıştırdığı eylem ve film boyunca geri dönüşlerle ya da fona yerleştirilen tartışma ve görüntüler filmin iklim aktivizmine ve “eko-terörizmin” motivasyonlarına dair bilgilendirici niteliğini pekiştiriyor.
Malm’ın kitabından farklı olarak filmdeki boru hattını patlatmaya çalışanlar kurgusal bir grup: Petrol şirketlerinin eylemleri nedeniyle hastalığa yakalananlar, sevdiklerini yitirenler, topraklarını kaybedenler ya da sadece harekete geçmek isteyenler... American Honey filminden tanıyabileceğin Sasha Lane ve The White Lotus dizisinden tanıyabileceğin Lukas Gage’in de aralarında bulunduğu, genç ve yetenekli oyunculardan oluşan bir kadronun canlandırdığı sekiz kişilik grup; boru hattının içlerinden birinin sahip olduğu topraklardan geçmesinin de yardımıyla Batı Teksas'ta bir araya geliyorlar. Sekiz kişiyi tanıtan geri dönüşler, bu aktivizm ders kitabının içine serpiştirilmiş duygusal molalar ve karakter derinliği yaratan kanallar olarak ara ara karşımıza çıkıyor. Karakterleri tanıdığımız sıralama sayesinde her şeyin çok direkt gözüktüğü bu eylemde şüphe ve gizem sıcak kalıyor, gerilim ve aksiyon korunuyor.
Nerede izleyebilirsin? How to Blow Up a Pipeline, 30 Haziran'da Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Night Moves (2013, Kelly Reichardt)
- The East (2013, Zal Batmanglij)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Beş yeni bölümün ardından bir Black Mirror değerlendirmesi, Başka Sinema salonlarında haftanın filmi How to Blow Up a Pipeline.
26 Haz 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.




