Bir boru hattı nasıl patlatılır?


Prizma Expanded: Algının Poetikası Akbank Sanat ’ta
Prizma Expanded: Algının Poetikası Nedir? Sergi. Türkiye sinemasının üç farklı jenerasyonundan öne çıkan üç yönetmen ve üç film profesyonelinin çalışmalarından oluşan Prizma Expanded: Algının Poetikası sergisi; sosyal medya, kapsayıcı…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: How to Blow Up a Pipeline
Yönetmen: Daniel Goldhaber
Yapım yılı: 2022
Süre: 104 dakika
Bir yerlerde; artık uzak geleceği değil bugünü, gelecek nesilleri değil bizzat bizleri etkilemeye başlamış ve sistematik olarak büyütülen bir krizi çözmek için örgütlenen insanlar var. Barışçıl protestolarla seslerini duyurabileceklerine dair inançları kalmadığı ve zaman hızla akmaya devam ettiği için, somut eylemlerle söz konusu sistemi sekteye uğratmaya, sistemin belli çarklarını imha etmeye çalışıyorlar. Hedefteki düzenin ve sistemin “eko-terörizm” olarak adlandırdığı sabotaj odaklı iklim ve çevre aktivizmi; insanlara değil şirketlere zarar vermeyi, vatandaşlara değil patronlara korku salmayı hedefliyor.
Aktivistlerin (ya da “eko-teröristlerin”) hiçbir insana zarar vermemek koşuluyla fabrikaları, petrol borularını, santralleri ya da barajları kullanılmaz hâle getirmek için bir araya geldiği hikâyeler güncel sinemanın da bir konusu oluyor ister istemez. Ben bu güncel örgütlenmeyle If a Tree Falls: A Story of the Earth Liberation Front (2011, Marshall Curry & Sam Cullman) belgeseli aracılığıyla tanıştım. Son yıllarda Kelly Reichardt’tan (Night Moves, 2013) Paul Schrader’a (First Reformed, 2017) birçok sevdiğim sinemacı da bu konuyu ele aldı.
Eko-terörizmin motivasyonları
Eko-terörizmi sinemaya taşıyan son örnek, ilk gösterimi geçtiğimiz Toronto Film Festivali’nde gerçekleşen How to Blow Up a Pipeline. Andreas Malm’ın aynı adlı kurgu dışı kitabından uyarlanan film, sabotajın iklim aktivizminin doğal bir parçası olduğunu savunan yazarın fikirlerinin izinden gidiyor ve verdiği yaşanmış örneklerdeki karakterlerden ilham alıyor. Film, uluslararası bir iklim aktivzmi eylemi yöntemi olarak dünyanın dört bir yanındaki SUV araçları hedef alan Tyre Extinguishers'a (lastik söndürücüler) selam çakarak açılıyor. Filmin adına taşıdığı rehber olma iddiası, ilerleyen sahneler nedeniyle kelimesi kelimesine algılanabilir. Oysa henüz ilk sahnede izleyicisini tanıştırdığı eylem ve film boyunca geri dönüşlerle ya da fona yerleştirilen tartışma ve görüntüler filmin iklim aktivizmine ve “eko-terörizmin” motivasyonlarına dair bilgilendirici niteliğini pekiştiriyor.
Malm’ın kitabından farklı olarak filmdeki boru hattını patlatmaya çalışanlar kurgusal bir grup: Petrol şirketlerinin eylemleri nedeniyle hastalığa yakalananlar, sevdiklerini yitirenler, topraklarını kaybedenler ya da sadece harekete geçmek isteyenler... American Honey filminden tanıyabileceğin Sasha Lane ve The White Lotus dizisinden tanıyabileceğin Lukas Gage’in de aralarında bulunduğu, genç ve yetenekli oyunculardan oluşan bir kadronun canlandırdığı sekiz kişilik grup; boru hattının içlerinden birinin sahip olduğu topraklardan geçmesinin de yardımıyla Batı Teksas'ta bir araya geliyorlar. Sekiz kişiyi tanıtan geri dönüşler, bu aktivizm ders kitabının içine serpiştirilmiş duygusal molalar ve karakter derinliği yaratan kanallar olarak ara ara karşımıza çıkıyor. Karakterleri tanıdığımız sıralama sayesinde her şeyin çok direkt gözüktüğü bu eylemde şüphe ve gizem sıcak kalıyor, gerilim ve aksiyon korunuyor.
Nerede izleyebilirsin? How to Blow Up a Pipeline, 30 Haziran'da Başka Sinema salonlarında gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Night Moves (2013, Kelly Reichardt)
- The East (2013, Zal Batmanglij)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Beş yeni bölümün ardından bir Black Mirror değerlendirmesi, Başka Sinema salonlarında haftanın filmi How to Blow Up a Pipeline.
26 Haz 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!




