Bir Emmy sohbeti


Ses ve ışığın eşsiz dansı: Boşlukta Mevcut Boşlukta Mevcut sergisi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İBB Kültür AŞ iş birliğiyle düzenlenen Boşlukta Mevcut , 28 Eylül ’e kadar Taksim metrosunun -1. katında bulunan Taksim Sanat ’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Nedir? İBB Kültür AŞ ’nin 2022 yılındaki dördüncü sergisi olan Boşlukta Mevcut , ses, ışık ve kent üzerine düşünen, mekânsızlığı hem içerik hem form bağlamında bir deney alanı olarak ele almayı amaçlayan ve günümüz sanat pratiklerinde yapıt-mekân ilişkisine yönelen bir tema etrafında biçimleniyor. Kimler var? Küratörlüğünü Derya Yücel ’in, proje asistanlığını Merve Duran ’ın üstlendiği sergi; Ali M. Demirel, Ardan Özmenoğlu, Aytaç Aybak, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Çağrı Saray, Çınar Eslek, Fırat Engin, Murat Germen, Ramazan Can, Seda Boy, Vahap Avşar ve Volkan Kızıltunç ’un ses ve ışık enstalasyonlarından oluşuyor. Şehirdeki görülme ve duyulma ihtiyacımıza odaklanan Boşlukta Mevcut sergisi hakkında daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sinemayla televizyon arasındaki sınırların bu denli belirsizleştiği bir çağda böyle bir cümle kurmak, böyle kalın çizgilerle iki dünyayı birbirinden ayırmak oldukça yanlış. Fakat hayatım sinema etrafında döndüğünden, televizyon yapımlarını genellikle günü gününe takip etmekte zorlanıyorum. Primetime Emmy Ödülleri, her yaz izlemem gereken diziler konusunda bana bir rehber oluyor; adaylar açıklandıktan sonra eksiklerimi kapatıyor, yerkürenin geri kalanına yetişiyorum. Fakat tabii ki bu yüzden sosyal medyada ya da arkadaş ortamlarında dönen dizi sohbetlerden mahrum kalabiliyorum. 74. Primetime Emmy Ödülleri'ne birkaç gün kala, yaz boyunca izlediğim dizileri konuşmak için, parçası olduğu yayınları ve bugünlerde Oksijen'deki yazılarını ilgiyle takip ettiğim yazar ve editör Elçin Yahşi'yle buluştuk.
Emre: Önce büyük üçlüyü bir konuşalım mı? En fazla adaylıklar dramada Succession (25), komedide Ted Lasso (20) ve mini-dizilerde The White Lotus’a (20) ait. Bu üç dizi özelinde ne düşünüyorsun ve sence ödüller de bunlara mı gider? Ben mesela Ted Lasso’nun ilk bölümüne katlanamadığım için hiç sevemedim ve gerisini izlemedim bile.
Elçin: Peki ben de hiç Ted Lasso izlemedim desem? Ama "Pozitiflikten, dünyaya dair umut beslemekten bize ne?" diyerek ferah ferah Succession ve The White Lotus konuşabiliriz tabii. Benim geçen yıldan tartışmasız iki favorim. Succession’ın ilk ikisi kadar iyi olmayan üçüncü sezonuna rağmen sırf sezon finali bile yeterdi. Aslında ikisi de aynı insanları anlatıyor ve iyi ki iki ayrı kategoride adaylar. Ödüllendirilmesini istediğim başka bir sürü dizi var elbette ama bu ikisi tüm ödülleri alsa hiç itirazım olmaz. Klasikler ödüllendirilir.

Emre ve Elçin'in dizi tahminleri
Emre: Succession’ın üçüncü sezonunun ilk ikisi kadar iyi olmadığına katılıyorum. Hatta bence ödül için Severance ya da Squid Game daha öne çıkıyor bu yıl. Yine de ödül Succession’ın olacak gibi geliyor.
Elçin: Aslında bu bizde olmayan platformların yapımlarını konuşmasak keşke hiç, gelsinler kardeşim onlar da! Ben Severance izlemedim. Ama tabii tavşan dağa küsmüş misali platformu protesto ettiğim için değil. İlk bölümünü izledim sadece ve devam etmedim sonra. Kasıtlı olarak değil de araya başka şeyler girdi, merak da etmedim. Etmeli miyim?
Emre: Genelde Netflix ve HBO dizilerini, hatta şimdi Disney+ sayesinde Hulu dizilerini takip eden daha çok insan olduğu için Apple TV+ dizileri böyle gölgede kalabiliyor. Benim favorim o aslında. Ofis yaşamı ve "gerçek hayatı" ayrı tutmak ve bu ayrımın verimliliği üzerine bir distopya inşa ediyor. Hikâyesi sürükleyici, yönetmenlik çok başarılı, karakterler derin yazılmış, final bölümü muhteşem… Bence izlemelisin o yüzden. Bir ara da herkes Squid Game konuştu, sosyal medyada kolektif izlenen ve birkaç günde tüketilen dizilerden biri hâline geldi. Bense Squid Game’i aylar sonra, tüm o sohbetten uzak bir şekilde, hiçbir şey bilmeyerek izleme lüksünü tattım. Yine de beklentilerim çok yükselmişti, o yüzden çok da tatmin etmedi beni. Squid Game bir de Primetime Emmy Ödülleri’nde ana kategorilerde varlığı bu kadar belirgin olan ilk “yabancı dildeki” dizi. Hak ediyor mu sence bu kadar ilgiyi, onu bu kadar özel yapan şey nedir?
Elçin: Bütün dünyanın fakirleştiği, %1’le aranın açılmaktan öte uçuruma döndüğü bir zamanda herkes kendinden bir şey bulabildi herhalde bu yarışmacı karakterlerde. Bunun dışında Netflix etkisinden söz etmemek mümkün değil, çünkü altyazılı dizi/film izlemeyi her yerde yaygınlaştırıyor. Hak ediyor mu bu ilgiyi… Valla etmiş demek ki, artık neredeyse izlediğimizi bile unutmuşken Emmy adayı oldu.

Emre ve Elçin Teşvikiye sokaklarında; bolca Succession, Severance ve The White Lotus övdükleri Emmy sohbetinin ortasında, Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Emre: Better Call Saul da büyük finalini yaptı ama aslında bir önceki sezonuyla yarışıyor. Sence finalin bu seneye etkisi olur mu yoksa bir sonraki seneyi mi beklerler?
Elçin: Bu konuda tahminde bulunamam ama ben olsam bu yıl verirdim Bob Odenkirk’ün ödülünü. Gerçi sen böyle bir örnek daha olduğundan bahsetmiştin galiba değil mi, dizi bittikten sonraki yıl ödüllendirilen?
Emre: Evet, Better Call Saul’a çok da uzak bir dizi değil hatta, Breaking Bad. (Telefonundan IMDb’yi kontrol ediyor.) Gerçi Bryan Cranston’ı da diziyi de daha önce ödüllendirmişler. Ama 2013 yazında yayımlanan sezon tam bir sene sonrasında 2014’teki törende hem dizi hem de üç oyuncusu güzel bir vedayla ödüllendirilmiş. Oyuncu demişken, herhangi bir kategorideki oyuncu adaylarından iki kişinin ödüllendirilmesini garantileyebilecek olsan bunlar hangi iki oyuncu olurdu?
Elçin: Yürüyen, konuşan, hatta partileyen bir ızdırap anıtını sanki canlandırmayan da bizzat yaşayan Jeremy Strong (Succession) ve şöyle bir geri dönüp baktığımızda Hollywood’un kafamıza kazınmış ‘eski güzel filmlerinin’ çoğunda yer almış, içinde olduğu her işi güzelleştirmiş ve 1993 yapımı Tales of the City ile de benim kişisel tarihimde özel bir yeri olan Laura Linney (Ozark).

Emre ve Elçin'in drama kategorisinde iyi oyuncu tahminleri
Emre: Laura Linney'nin kazanması için ben de dilek çemberine katılabilirim. Peki Ted Lasso sevmeyenler olarak komedi cephesindeki alternatifimiz nedir?
Elçin: Buna Abbott Elementary diyelim o zaman. Sitcom'la aramı düzeltmek için bir ilkokulun öğretmenler odasına toplanmış ‘süper kahramanlar’ gerekiyormuş demek.
Emre: Kesinlikle! Daha ilk bölümünden kahkahalarla güldüğüm sitcom sayısı azdır. Genelde birkaç bölüm izleyip karakterlere ısınınca gülmeye başlarım. Ama Abbott Elementary daha ilk bölümden çok güldürdü beni. Mini-dizilere gelecek olursak, ben bu sene mini dizileri The White Lotus haricinde hiç takip edemedim. Benim gibi fırsat bulamamış olanlara törenden önce bir ya da iki mini-dizi adayı önersen bunlar hangileri olurdu ve tabii neden?
Elçin: Bu sene The White Lotus dışındaki mini dizilerin hepsinin gerçek hayat hikâyeleri olmasına ne diyorsun peki! Ben gerçek hayatın her zaman her türlü kurgudan daha çarpıcı olduğunu söylerim. Bu dizilerin dördünü de yani Dopesick, The Dropout, Inventing Anna ve Pam and Tommy’yi öneririm esasen. Ama tek bir tane dersen içlerinde dizi olarak en az öne çıkan Inventing Anna’yı söylerim. Bu çağda, habire kendine yepyeni bir hayat kurarak insanları sömüren böyle sosyopatlarla karşılaşmak o kadar mümkün ki… İbretle izleyiniz (Gülüyor).

Emre ve Elçin'in komedi dalında en iyi oyuncu tahminleri
74. Primetime Emmy Ödülleri töreni 12 Eylül Pazartesi'yi 13 Eylül Salı’ya bağlayan gece TSİ 03:00’da gerçekleşecek. Türkiye'de töreni canlı yayınlayan bir televizyon kanalı bulunmuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elçin Yahşi’yle 74. Primetime Emmy ödülleri sohbeti, Soderbergh’in Rear Window güzellemesi, Kenny Beats’in ilk solo albümü Louie.
09 Eyl 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



