‘’Black Lives Matter’’ protestosu ışığında: Heykeller mi, düşünceler mi yıkılıyor?
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

ABD’de George Floyd’un öldürülmesinin ardından polis şiddeti ve ırkçılık karşıtı gösteriler tüm dünyaya sirayet etti. Protestolar sırasında eylemciler ırkçılığın sembolü hâline gelmiş olan heykel ve anıtları hedef aldı. Birleşik Krallık'ta 80 binden fazla Afrika kökenli bireyi Amerika kıtasına köle olarak satan köle taciri Edward Colston'ın heykeli sökülüp nehre atıldı, Avrupalı sömürgecilere Amerika kıtasının kapılarını açan kâşif Kristof Kolomb’a ait heykeller de saldırıya uğradı.
- Konfederasyon heykelleri: ABD’deki heykellere karşı olan protestolar senelerdir süregeliyor. 2019’da yapılan bir çalışmada toplam 23 eyalette konfederasyona atfedilen 780 anıt bulunduğu ortaya çıktı. Konfederasyon heykellerinin çoğu iç savaştan sonra 1890 ila 1929 yılları arasında dikildi.
- 2017’de olanlar: ABD’deki bu heykeller ayrıca, ‘’Unite the Right’’ adlı ırkçı gösterilerin toplanma alanı da olmuştu. 2017’de gerçekleştirilen bu gösterilerde konfederasyon generali Robert E.Lee’nin ırkçılığı tasvir eden heykelinin kaldırılmasına karşı çıkılmış; olaylarda birçok kişi yaralanmış, bir kişi de hayatını kaybetmişti.
- Görüşler: Harvard Üniversitesi tarih profesörlerinden Khalil Gibran Muhammed ise konfederasyon heykellerinin ırkçılığın ve beyaz üstünlüğünün en önemli simgesi olduğunu ve bu kültür değişmeden ABD’nin siyah vatandaşlara yönelik politikasının değişemeyeceğini söylemişti. Amerikan Tarih Derneği yöneticisi James Grossman ise heykellerin yalnızca ırksal üstünlüğü sembolize etmediğini, ilk etapta doğrudan bu durumu kabul ettirmek için dikildiklerini düşünüyor.
- Haziran 2020: George Floyd'un öldürülmesinin ardından New York'taki Doğa Tarihi Müzesi'nin basamaklarında 80 yıldır sergilenen ve ırkçılık karşıtı protestocuların hedefi hâline gelen Theodore Roosevelt heykelinin kaldırılacağı açıklandı. Müze Başkanı Ellen Futter, dünyanın "sistematik ırkçılığın güçlü ve acı veren sembollerine odaklandığını" belirterek kararlarının Roosevelt'e karşı değil, heykelin kompozisyonuna karşı olduğunu söyledi. ABD Başkanı Donald Trump ise Twitter'daki mesajında karara katılmadığını ‘’Saçma. Yapmayın’’ cümleleriyle dile getirdi. Floyd’un öldürüldüğü Minnesota’da da Kolomb’un üç metrelik bronz heykeli devrildi. Boston ve Miami’de de protestocular Kolomb heykellerine saldırırken, Boston’da şehir merkezindeki heykelin başı çıkarıldı. Virginia eyaletine bağlı Richmond'da ise Konfederasyon Başkanı Jefferson Davis’in heykeli yıkılırken kentte aynı gün Kolomb’un bir heykeli kaidesinden indirildikten sonra yakılarak göle atıldı.
Bilgi Üniversitesi Hukuk Bölümü'nü bitiren İlayda, şu an bir hukuk bürosunda avukatlık yaparken bir yandan da İstanbul Üniversitesi'nde Edebiyat okuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta İspanya’da yeniden alevlenen restorasyon tartışmalarını, 77. Venedik Film Festivali’ni, akıllı şehir sempozyumunu, yerli tiyatroya destek projesini, ABD’de yıkılan heykelleri ve çok daha fazlasını ele aldık.
26 Haz 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



