Bodrumlu Asya restoranı: Tenzo

Avantgarde Refined Yalıkavak bünyesindeki Asya restoranı Tenzo’nun ana fikrini ve imza yemeğinin hikayesini şef Ceren Ercengiz’in Singapur’dan Bodrum’a uzanan mutfak kariyeri üzerinden dinliyoruz.
Bodrumlu Asya restoranı: Tenzo

19 Ekim - Avantgarde Refined - apero
Avantgarde ile birlikte

Kapadokya’ya sanat, Avantgarde ile geliyor 2010 yılından bu yana İstanbul’da ve Bodrum’da şehir ve deniz otelciliğine yeni bir soluk kazandıran Avantgarde Collection, doğayı sessiz lüks ile bir araya getirdiği Avantgarde Refined markasıyla turizm sektörüne yenilik katmaya devam ediyor. Çağdaş sanatın eşsiz seçkileri Kapadokya’da 15. yılına girerken birbirinden özgün sanat projeleriyle ve Contemporary İstanbul’a destekleriyle sanatı destekleyen Avantgarde, kapılarını şimdi Kapadokya’da Avantgarde Refined Caves of Cappadocia ile açıyor. Ürgüp’te yerini alan Avantgarde Refined Caves of Cappadocia, konaklamanın yanı sıra yeni bir sanat merkezine de ev sahipliği yapıyor. Çağdaş sanatı odağına alan Avantgarde Collection, bu alanda üretilen eserlerin en güzel örneklerini Kapadokya’da seyirci karşısına çıkarıyor. Lucis İnitiative ve Artists Collectors partnerliğiyle kurulan etkinlik ve sanat merkeziyle Kapadokya, sadece nefes kesen manzarasıyla değil, sanat temsiliyle de tercih edilen bir bölge hâline geliyor. Sanatçı ve koleksiyoner işbirlikleri, özel seçki sergileri ve etkinlikler, ziyaretçilere yeni bir deneyim sunarken sanatçı rezidans programlarıyla Kapadokya’da sanatsal üretim teşvik ediliyor. Avantgarde Refined Caves of Cappadocia ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşmak, doğa ve sanatın birlikteliğini deneyimlemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Asya ülkelerinde hatırı sayılır bir deneyime sahip olan Şef Ceren Ercengiz, çok dallı Asya mutfaklarında ustalaşmak için epey vakit harcamış. Pan-Asya mutfağına olan merakı ve ilgisi, onu Bodrum'da kendi restoranını açmaya yöneltmiş. Restoranı Tenzo'da geleneksel tekniklere dair bilgisini kişisel dokunuşlarıyla birleştiriyor. Aradan çok da uzun zaman geçmeden Tenzo, Bodrum'un önde gelen otellerinden Avantgarde Refined bünyesine dahil ediliyor. Ceren Şef'in mutfak geçmişini ve Tenzo'yla Avantgarde'ın kesişen hikayesini dinliyoruz.

Farklı Asya ülkelerinde çalıştığınızdan bahsetmiştiniz. Bu deneyimleriniz mutfak yaklaşımınızı nasıl şekillendirdi?

Aslında Asya mutfağıyla tanışmam Portekiz'deki Ritz Carlton’daki Japon restoranında staj yaparken başladı. Orada Japon yemek tekniklerini öğrendim: Sushi, tempura, teppanyaki gibi pek çok yemeği birebir şeflerimden görerek öğrendim. Asya mutfaklarının öncülerinden biri olduğunu düşündüğüm Japon mutfağıyla tanışmam beni derinden etkiledi. 

Sonrasında Singapur’da okumaya başladım ve burada Asya'nın çok çeşitli mutfağıyla karşılaştım. Singapur, Malezya, Hindistan, Endonezya, Filipinler gibi ülkelerin mutfaklarını barındıran bir yer. Her milletten insanın yemeklerinin hakkıyla yapıldığı bu ülkede, farklı Asya mutfaklarını deneme fırsatım oldu. 

Ayrıca okulda da derslerimize Malezya, Japonya, Çin gibi ülkelerden hocalar giriyordu. Bu da Asya mutfağına ilgimi ve sevgimi daha da pekiştirdi. Zaten hep aklımda Asya yemekleri yapan bir restoran açma fikri vardı ve bunu dört yıl önce Tenzo ile hayata geçirdim.

Pan-Asya mutfağı nedir, ne değildir?

Pan-Asya mutfağı, Asya’nın farklı bölgelerinden gelen yemeklerin biraraya getirildiği bir mutfak anlayışıdır. Genellikle Çin, Japonya, Kore, Tayland, Vietnam, Endonezya, Malezya, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerin mutfaklarının geleneksel ya da yorumlanmış hâlleriyle sunulduğu restoran konseptlerini kapsar. Bizim mutfağımızda ise Hindistan ve Pakistan dışındaki Asya ülkelerinin en beğenilen yemeklerini seçmeye özen gösterdik. Başlangıçtan tatlıya kadar her aşamada Asya’nın zengin mutfak kültürünü yansıtmaya çalışıyoruz. Tenzo olarak bu yıl oldukça başarılı olduğumuzu düşünüyorum.

Menünüzü tasarlarken özellikle vurguladığınız pişirme teknikleri ve lezzet profilleri neler?

Asya mutfağının vazgeçilmezlerinden biri, wok’un verdiği isli tattır. Biz de tüm ürünlerimizde wok kullanıyoruz; hazırlık aşamasından yemeğin bitirme aşamasına kadar bizim için çok önemli bir araç. Wok, başlı başına Asya mutfağını temsil edebilir. Bunun dışında kızartma teknikleri, uzun süreli pişirme yöntemleri ve ızgara teknikleri de Asya mutfaklarının kendine özgü yöntemleridir. Bu tekniklerin hepsini bir şekilde mutfağımızda uygulamaya çalışıyoruz. Kesim tekniklerinden pişirme yöntemlerine ve saklama tekniklerine kadar her ayrıntıya önem veriyoruz.

Örneğin çiğ balıkları servis etmeden önce tuzlama işlemi yapıyoruz. Balıkları 20 dakika tuzda bekletip ardından buzda dinlendiriyoruz. Daha sonra bakteri ve parazitlerin ölmesi için 24 saat boyunca donduruyoruz. Bu işlemler tamamlandıktan sonra sushi, sashimi ya da ızgaralarda balıkları servis ediyoruz. Balıklar bazen az pişmiş şekilde talep edilebiliyor, bu yüzden hijyen ve saklama çok önemli.

Genel olarak yemeklerimizde soya bazlı malzemeler kullanıyoruz. Malezya ve Endonezya mutfaklarında sıkça kullanılan “sambal” adlı, salçaya benzeyen ama içinde pek çok farklı malzeme barındıran bir karışım var. Bu, Asya mutfağında çok yaygın kullanılan ve bizim de yemeklerimizde sıkça yer verdiğimiz bir lezzet.

Geleneksel Asya yemeklerine sadık kalmaya çalışırken istediğiniz kalitede malzemeleri bulmakta zorlanıyor musunuz? Reçetelerinize Türkiye’den yerel malzemeler dahil ediyor musunuz? Bunları Asya mutfağına nasıl entegre ediyorsunuz?

İstediğimiz malzemelerin çoğunu burada bulabiliyoruz. Bulamadıklarımızı ise kendimiz üretiyoruz. Üretemediklerimizi ise direkt Tayland, Filipin gibi ülkelerden tedarik ediyoruz.

Bunun dışında, taze sebze ve balık gibi ürünlerin çoğunu Türkiye'den temin edebiliyoruz. Mango, patlıcan, avokado, sarımsak gibi ürünler belki kendi ülkelerinden değil ama Türkiye’nin coğrafi koşullarında yetişmiş şekilde alınıyor. Yani malzeme konusunda büyük bir zorluk yaşamıyoruz.

Tenzo menüsünden mutfak tarzınızı en iyi yansıtan bir imza tabak seçseniz bu hangisi olurdu? Tabakta kullanılan teknik, malzeme ve tat profilinden bahseder misiniz?

Kaburgalı udon kesinlikle imza tabaklarımızdan biri. Bu tabak, oldukça emek gerektiren bir tarif. Udon eriştesinden kaburga etine ve sosuna kadar her aşaması özenle hazırlanan bir yemek. Tüm malzemeler wok'ta pişiyor. Udonu hazırlamak yaklaşık 6 saat sürüyor. Aynı şekilde kaburga etini de 6-8 saat arası pişiriyoruz. Sosunun hazırlanması ise neredeyse yarım gün alıyor. "Tare" adı verilen bir sos kullanıyoruz ve bu sos, bonito (palamut talaşı), kombu ve kurutulmuş shiitake mantarları gibi malzemelerle yapılıyor. Her malzemenin pişme süresi farklı olduğundan sabır ve dikkat isteyen bir süreç. Bu tabak, uzun bir emeğin sonucu olarak ortaya çıkıyor.

Tabağın ortaya çıkış hikayesi nedir? Bu tabak, kişisel mutfak yolculuğunuz hakkında ne anlatıyor?

Kaburgalı udon, aslında sevdiğim iki lezzetin birleşimi. Bir yanda günlük hayatta steakhouse'larda yediğimiz asado, diğer yanda ise Japonya'nın kalın kesim noodle’ı olan udon. Asya’da her fırsatta yediğim udon ve Türkiye'de sıkça karşıma çıkan asado, bu tabakta buluşuyor.

Sosunu da yine kendi damak zevkime uygun olarak tasarladım. Menümüzdeki yemeklerin çoğu, benim sevdiğim tatlardan oluşuyor. Çok sık yemeyeceğim lezzetleri menüye koymamayı tercih ediyorum.

Bodrum gibi sezonluk bir lokasyonda, bağımsız bir restoranla karşılaştırıldığında, bir otelin içinde yer almak restoranınızın genel kimliğini ve deneyimini nasıl etkiliyor?

Otel bünyesinde olmanın birçok avantajı var. Bu avantajlardan biri, otel ile birlikte tanınırlık kazanmanız. Otel size bu anlamda büyük bir destek sağlıyor ve daha fazla insana ulaşma şansınız oluyor. Ayrıca bir sistemin parçası oluyorsunuz ve bu sistemle birlikte işlerinizi yürütüyorsunuz. Bu da işletmeyi operasyonel anlamda rahatlatan bir faktör; siparişlerden muhasebeye kadar pek çok konuda otelin desteğini alıyorsunuz ve bu süreçler daha sorunsuz işliyor.

Öte yandan, geçmişte bağımsız bir restoranken şimdi otel bünyesinde yer almamız, bazı eski misafirlerimizin fiyat artışlarına dair endişe yaşamasına yol açabiliyor. Ancak biz bunu fiyatlarımıza yansıtmıyoruz. Çoğu ürünü dışarıdan almak yerine el yapımı tercih ediyoruz, bu da maliyetleri düşük tutmamızı ve makul fiyatlarda hizmet vermemizi sağlıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🪑 Yalıkavak'ta yazın son sofrasından

Avantgarde Refined'da kurulan sofraları dinlemeye devam ediyoruz. Asya restoranı Tenzo’nun hikayesini şefinin Singapur’dan Bodrum’a uzanan muftak kariyeri üzerinden takip ediyoruz. Eskiyer’in denize nazır yaz sofrasının tadını anımsıyoruz.

19 Eki 2024

Avantgarde ile birlikte
Yalıkavak'ta Eskiyer Restoran'dan

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli