İç içe geçmiş hikâyeler barındıran şehir: Berlin

Mahalle: Charlottenburg, Mahalleli & Yazı: Yağmur Rüzgar. Fotoğraflar: Elif Bayram & Yağmur Rüzgar.
İç içe geçmiş hikâyeler barındıran şehir: Berlin

13 Şubat - instax - Soli
instax ile birlikte

instax Mini Evo ile Dünyayı Nasıl Gördüğünü Göster Bazen diyar diyar bazen mahalleler arası keşfe çıkan sevgili Soli okurunu nasıl tanırsın? Biz söyleyelim; doya doya yaşadığı her anı, tanımaya can attığı her yeni sosyal varlıkla paylaşmaya doyamaz; yeni dünyalara, insanlara, şehirlere ve farklı renkler barındıran kültürlere meraklı bir ruha sahiptir. Deneyimlediği her anı kendi hayat dosyasına kaydetmekle kalmaz, gerçek dünyaya bu eşsiz anlardan izler bırakmayı sever. Çekmek yetmez, paylaş sloganıyla gezgin, sosyal ruhların en yakın dostu olan instax da bize katılıyor ve Soli okurunun yaşadığı eşsiz anlardan aldığı keyfin geleceğe aktarımını üstleniyor. Kullanıcılarının hayatlarına, deneyimlerine keyif katan bir “sosyal bağlayıcı” olan instax , bugünün bülteninde bizi dünyayı nasıl gördüğümüzü herkesle paylaşmamız için instax serisinin yeni üyesi, instax Mini Evo ’nun tanışmaya can attığımız ruhunu keşfetmeye davet ediyor. Fujifilm’in çok sevilen instax serisinin yeni üyesi, instax Mini Evo Üretken ve interaktif bir dünya yaratmayı hedefleyen instax ; geliştirdiği ürünler ve sunduğu çözümlerle “kişiselleştirebilirlik” algısını ön planda tutuyor; instax Mini Evo’da bu yaklaşımın en yeni temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor. Yenilikçi özellikleriyle dikkatleri üzerine çeken instax Mini Evo hibrit şipşak fotoğraf makinesi; 100 farklı efekte sahip gelişmiş fonksiyonları, kullanılabilirliği, baskı kalitesi ve yepyeni uygulamalarıyla beraber zengin renkler sunan "instax-Rich" modu ve daha yumuşak bir dokunuş katan "instax- Natural" modlarını barındırıyor. Klasik tasarımı ve gövdesindeki gümüş kaplamasıyla şık bir görünüme sahip olan instax Mini Evo; baskı kolu, lens kadranı ve film kadranı bulunan ilk instax kamera olma özelliği taşımasının yanı sıra saydığımız yeni detayları sayesinde kullanıcılarına analog makine kullanıyor hissi veriyor. "Soft Focus" ve "Light Leak" dâhil olmak üzere 10 lens efekti ve "Monochrome" ve "Retro" dâhil olmak üzere 10 dahili film efektiyle toplamda 100 farklı çekim özelliğiyle unutulmaz anlarda yaşanılan duyguları en iyi şekilde yansıtmaya teşvik ediyor. Dahası: instax Mini Evo ile aynı gün satışa çıkan ve Evo ile birlikte kullanılabilecek "Gray Stone” filmi de çekilen fotoğraflara zarif bir dokunuş katıyor. Sıra sende: Benzersiz deneyimler için #ÇekmekYetmezPaylaş . Anların cazibesini instax Mini Evo ile paylaşmak için burayı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Kitleleri kendine çeken şehirlerin karakterleri; yıllar, hatta asırlar içinde oluşan kolektif hafıza, nesillerden nesillere geçen alışkanlıklar, sokak adabı, tüm bunların mimariye ve günlük hayata yansıması gibi etmenlerden oluşuyor. İlk bulguları 12. yüzyıla dayanan Berlin, aktif kültürel ve politik faaliyetlerinden göçle gelen toplulukların katkılarına, Berlin Duvarı ve Hitler’in master planlarından (Germania) Bauhaus akımına, bünyesinde iç içe geçmiş çeşitli hikâyeler barındırıyor. 

Berlin’e özel olmasa da Almanya’nın var olanı koruma ve korumayı önceliklendirme yaklaşımı, tüm bu hikâyelerin bıraktığı izleri katmanlar hâlinde şehrin mimarisine ve sokaklarına yansıtıyor. Örneğin bir yapının planlanan fonksiyonu artık geçerli ya da gerekli değilse yapı muhafaza ediliyor ve günün ihtiyacına göre yeni işlevler atanıyor. Bunun beni en çok etkileyen örneklerinden biri, İkinci Dünya Savaşı sırasında üç metre kalınlığındaki duvarlarıyla sığınak olarak inşa edilen Boros Bunker. Burası savaşın bitimiyle birlikte yıllar içerisinde hapishane, tekstil atölyesi, seks fuarı, tekno kulüp, tropikal meyve deposu, emlak ajansı olarak kullanılmış ve bugün özel bir sanat galerisi. 

Bu örnekler çoğalıp yayıldıkça katmanlar hâlinde yaşamaya devam eden hikâyeler kentin bugünkü zengin yapısını oluşturuyor ve herkesin kendine göre bir şey bulabileceği bir mekân hâline geliyor. Maxim Gorki Tiyatrosu’nun 4. Berliner Herbstsalon sergisi için tam da bu konuyu irdeleyen bir enstalasyon hazırlamıştım.

Yağmur, Berlin'de


Berlin’in ilk master planları oluşturulurken sadece aksların ve blokların yerleşimi planlanmış ancak bloklara yapıların nasıl yerleşeceğine dair net kurallar koyulmamış; zamanla ihtiyaca göre doldurulmuşlar. Sokağa paralel, muazzam bir tek çizgi hâlinde konumlanan yapılar, ilk inşa edilenler. Arkalarında dışarıdan fark edilmeyen, nüfus arttıkça sayısı artan binalar ve avlular var. Bu sebeple yapı bloklarında avludan avluya geçiş ve çeşitlilik hâkim. Sokakta yürüyenin fark etmediği başka bir yaşam alanı var orada. Bazen açık bir kapı bulursam hızlıca içeriye girip avluları geziyorum.

Pahalı şehirler listesinde yeni bir isim

Berlin, özellikle kış güneşinin kendini neredeyse hiç göstermediği bir şehir. Bu sebeple sokağa bakan geniş daireli binalar bir statü göstergesi olarak zenginler için, arkalardaki avlulara bakan nispeten küçük dairelerse hizmetliler ve düşük gelirliler oturacak şekilde tasarlanmış. Bu yapıların cepheleri işlemesiz; evlerin kapıları alçak ve koridorları dar. Günümüzde bu fark böylesine belirgin olmasa da özellikle fiyatlandırmada hâlâ etkisini gösteriyor.

Mahalleliler


5-6 yıl öncesine kadar düşük kiralar, teşvik edici devlet yardımları ve kentin çok kültürlü yapısı sebebiyle en ilgi çeken ve yaşanılabilir kentlerden biri olma özelliğini koruyordu. Sanat, medya ve teknolojideki önderliğinin arkasındaki en büyük nedenlerden birinin de bu ulaşılabilirlik olduğunu düşünüyorum. 2013 yılında staj yapmak için geldiğimde aradığım her şeyi veren yapısına rağmen bu kadar ucuz olmasına çok şaşırmıştım. 

Bugün %80’i kiracılardan oluşan Berlin, hızla artan ilgi ve göçe ek olarak devletin kira/kiracı koruma politikalarındaki zayıflama sebebiyle bu özelliğini kaybetmeye başladı. Birkaç sene önce ev tutabilmiş olanlar kendilerini şanslı sayarken son iki yılda neredeyse iki katına çıkan kiralar sebebiyle yeni gelenler ya da yeni ev aramak zorunda kalanlar için Berlin pahalı şehirler listesine girmiş durumda.

Kapsamlı toplu taşıma ağı sayesinde bir yerden bir yere giderken metro kullanmak çoğunlukla arabadan daha avantajlı. Şehrin kendine has karakterini koruması ve kentsel belleğin sürdürülebilirliği için sakinlerinin kolayca yer değiştirip kamusal alanlarda bir araya gelmelerinin çeşitliliğe ve bütünlüğe katkıda bulunması önemli. Çok merkezli oluşu da buna olanak sağlıyor. Benim en sevdiğim özelliklerinden biri birkaç blokta bir bir parka rastlayabilmek ve metroyla kolayca bir kent ormanına erişebilmek. Özellikle pandeminin etkisiyle sosyal olanaklarımızın kısıtlandığı bir dönemde şehrin sunduğu bu imkânlar büyük bir önem kazanıyor.

Charlottenburg'un apartmanları


Berlin'de "yabancı" olmak

Her ne kadar ülkenin doğusunda kalsa da Berlin kendi içinde hem batının öncülerinden hem de doğunun temsilcilerinden. Hem Almanya’nın farklı hatta bazen uç kültürlerinin bakış açılarının taraftarları burada yaşıyor hem de göçle gelenlerin — içinde çok fazla zıtlığı barındırıyor ve bir şekilde yine de herkes burada ya da buraya gelmek istiyor. Bana göre bu şehir Amsterdam, Paris ya da Venedik gibi büyüleyici, göze hitap eden klasik bir Avrupa şehri değil. Karmaşık, karanlık, biraz çirkin ama tüm bunlara rağmen fazlasıyla çekici, hareketli ve bazen de çok güzel. Oldukça büyük bir şehir olduğu için de herkesin zamanı değerli ve kısıtlı. İstanbul doğumlu biri olarak ben, bu özellikleri sebebiyle bazen İstanbul’la çok fazla ortak noktasını yakalıyorum. Bu “evde hissetme hissi” belki de yaşamak için burayı seçmemin arkasındaki en etkili nedenlerden biri.

Berlin’de Berlinli bulmak zor. Hatta “gerçek Berlinli” kavramı da günlük hayatta bir övgü konusu olarak karşımıza çıkıyor çünkü aslında azınlıktalar. Berlinli, Berlin’de doğanlardan çok burada kendine bir hayat kuranları temsil ediyor. İlk göçler, özellikle Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Berlin’e göre daha pahalı olan başkentlerden başlamış; 1950-60’larda iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere Türkler gelmiş, şu anda da hem Türkiye’den hem de yine New York, Paris, Londra gibi şehirlerden aynı anda göç alıyor. Mahalleler, bu akışlara ayak uydurmak amacıyla sürekli bir değişim içinde.

Hamburger Bahnhof'un önünde


Cazibe merkezi: Türk mahalleleri

En çarpıcı örneklerinden biri, aslında belki 10 yıldır devam eden bir süreç olarak Kreuzberg ve Neukölln gibi Türk-Arap mahallelerinin yeni gelen expat'lar, Berlin’de yaşayan öğrenci ve kreatifler için bir merkez hâline gelmesi. Sonuç çok aşina olduğumuz bir durum — artan kiralar; yerlilerin evlerinden çıkmak durumunda kalması; uygun fiyatlı yeni mahalle arayışlarının başlaması ve bir kısır döngü. Söz konusu etkiyi; soylulaştırma, mahalle karakterlerindeki değişim ve kiralardaki artıştan bağımsız olarak düşünürsek Türk mahalleleri özellikle Almanlar için büyük bir cazibeye sahip. Berlin’in en merkezî yerlerinde dahi akşam 9’dan sonra sessizleşen sokaklar yerine hayatın geç saatlere kadar devam ettiği bu mahalleler büyük rağbet görüyor.

1960’larda Almanya’ya gelen ve buranın bir parçası hâline gelen Türkiyelilerin ve Türk kültürünün, son birkaç yıldır yeniden hızlanan Türkiye-Almanya göç dalgasında büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Buna kültürlerin tanışıklığının, dil kolaylığının, tanıdıkların olmasının ya da kolay bulunmasının yanı sıra Berlin’in hâlihazırda çok kültürlü yapısının ve Türk mahallelerinin bu yapıya büyük katkısının da önemi var.

Mahalle manzaraları


Mahalle: Charlottenburg

Ben ilk olarak Bauhaus Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmak üzere Weimar şehrine geldim. Berlin’e iki saat uzaklıktaki 60 bin nüfuslu Weimar, iki üniversitesi ve katmanlı kültürel geçmişiyle yabancıları bünyesine kolaylıkla kabul eden bir şehir. Ancak Almanya’nın doğusunda kalan diğer şehirler için aynı şeyi söylemek her zaman mümkün değil. Eğitim olanakları ve eğitim seviyesi, geçmişten gelen deneyimler, çok kültürlülük ve çok seslilik gibi özellikler, bu kentlerin açık görüşlü bir imaj çizmesinde rol oynuyor.

Ne yazık ki yeni mezun olmuş, sanatçı vizesiyle Almanya’da kalan yani düzenli maaş bordosu olmayan bir Türk, Almanya'daki ev sahipleri için cazip bir seçenek değil. Bu sebeple Berlin’e taşınma süreci benim için biraz tatsız başlamıştı. Ama şansım yaver gitti ve bunların hiçbirini umursamayan, işlerini de çok sevdiğim mimar bir ev sahibine denk geldim. Charlottenburg, mahalle olarak seçtiğim değil, yakaladığım fırsatla yerleştiğim bir mahalle oldu. Berlin’de tersinin olması da zaten çok mümkün değil.

Charlottenburg, şehrin doğusuyla 5 km² büyüklüğündeki dev Tiergarten parkı sebebiyle ayrışıyor. Bunun, aynı Duvar gibi, sadece fiziksel değil algısal da bir ayrım yarattığını düşüyorum. Mitte taraflarında arkadaşlarımla buluştuğumda uzun bir yol geldiğimle ilgili yorumlar yapılıyor, nasıl geri döneceğimle ilgili endişeleniliyor. Ancak bir İstanbullu olarak — hatta aslında herhangi bir megakent yaşamı göz önünde bulundurulduğunda — yarım saatlik bir metro yolcuğu uzun sayılamaz. Bu tepkilerin oluşmasında mesafeden ziyade mahalleler arasındaki doğulu-batılılık, yaşam tarzı ve alım gücü gibi algısal farklılıklar etkili oluyor.

Mahalleli scooter'ıyla


Akışın bir sonraki durağı

Aslında bu mahalle, çevremdekilerin ev ararken listeye eklediği bir seçenek değildi. Ancak son zamanlarda Neukölln’den çıkmadan hayatını geçiren birkaç insandan “Sanırım artık o taraflarda ev bakmaya başlayacağım,” gibi cümleler duymaya başladım, hatta birkaç arkadaşım da yakın zamanda buraya taşındı. 

“Soylu” itibarına zıt olarak hip Berlin mahalleleriyle kıyasla kiraları uygun sayılan Charlottenburg, belki de akışın bir sonraki durağı olacak. Asya'dan, Fransa'dan ve Rusya'dan gelen aileler sebebiyle bünyesinde bu yerlerin mutfaklarına ait harika restoranlar barındırıyor. Ama bu komüniteler yerleşmiş durumda — ziyaretçi değiller ve gelişleri yeni değil. Bu sebeple gözle görülür bir değişim yaratmıyorlar. Bunun olabilmesi için nispeten genç, aktif, kreatif bir komünitenin buraya taşınması lazım. 

Sanatçılar, azınlık gruplar veya göçmenler burada yaşamıyor. Kamusal alanda bunun yansımaları hemen fark ediliyor. Berlin’de Späti’lerin (tekel/bakkal karışımı dükkânlar) önünde masalar oluyor — insanlar içeriden içkilerini uygun fiyata alıp Späti önünde takılıyor; geç saatlere kadar açık fast food mekânları bulunuyor. Bu enerji de sokağa yansıyor. Ancak tahmin edeceğiniz gibi Charlottenburg’ta Späti bulmak zor. Böyle küçük ayrıntılar aslında mahalle yaşamı ve mahalleli hakkında fark ettiğimizden daha fazla şey anlatıyor.

Burada yaş ortalaması oldukça yüksek — Duvar zamanından kalma batılı alışkanlıkları olan, orta ve üst gelir gruplarını barındıran, sessiz sakin bir yerleşim yeri. Charlottenburg, sosyalleşme dışında günlük hayatta her şeyi bulabileceğin bir mahalle. Aslında Berlin’in çoğu mahallesi böyle ve bu sebeple yaşadığı yerin sınırlarından çıkmayan çok fazla insan tanıyorum. Ancak benim için şehir zaten mahallelere ayrılmıyor; burası bir bütün, kendi başına bir keşif alanı. Bu sebeple başka bir mahalleye gitmek için bir bahanemin olması beni mutlu ediyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

🏙 İç içe geçmiş hikâyeler barındıran şehir

Yağmur Rüzgar’la dışarıdan fark edilmeyen, nüfus arttıkça sayısı artan binalar ve avlular arasında geziyoruz Berlin sokaklarında.

13 Şub 2022

instax ile birlikte
Fotoğraf: Elif Bayram

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

Elif Bayram

·

12 Tem 2026

Seyahatin yeni değer önerisi: Yediğin içtiğin senin olsun, bana öğrendiğini anlat
SoliSoli

HİKAYE

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

Deniz Aytekin

·

12 Tem 2026

12 Ağustos tam güneş tutulması rehberi: Nereye gitmeli, ne yapmalı?
SoliSoli

HİKAYE

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Doruk Başkır

·

11 Tem 2026

Paris'in en şık kaosu: Paris Erkek Moda Haftası'ndan notlar
SoliSoli

HİKAYE

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Orhun Canca

·

10 Tem 2026

Gölgeden çıkan zanaat: Türkiye'de bağımsız saatçiliğin sessiz yükselişi
SoliSoli

HİKAYE

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.

Elif Bayram

·

08 Tem 2026

6'dan 6'ya İstanbul | Mitte Brot'ta gecenin son, sabahın ilk durağı