Çalışırken yaşamayı unutmamak


Fibabanka’da dört mevsim Kiraz mevsimi
Birikim yapmak; kararlılık, strateji, sabır ve ne gerektirir? Cevap Fibabanka ’dan geliyor: “Kiraz Hesap gerektirir” .
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yoğun iş temposu ve özellikle sosyal medyada sıkla altı çizilen “başarılı olmaya mecbur hissetme hali”, günümüzde pek çok kişinin iş tarafından domine edilmiş bir yaşamı sorgusuz sualsiz kabullenmesine yol açıyor. Fakat uzmanlara göre iş ve kişisel yaşam arasında denge kuramamak, sağlık üzerinde önemli etkiler yaratıyor. Compare the Market’tan Steven Spicer, bu etkilerin stres, anksiyete bozukluğu, kilo kaybı, kilo alımı ve tükenmişlik sendromu gibi birçok olumsuz belirtiyle kendini gösterebileceğine işaret ediyor.
Çözüm önerisi: Keyif alınan boş zamanlara sahip olabilmenin önemine dikkat çeken Spicer; iş yaşamında yoğun dönemler geçiren, düzenli olarak geç saatlere kadar çalıştığını fark eden ve sürekli olarak stresli ve endişeli hissetmeye başlayan çalışanların bir adım geri atıp iş-yaşam dengesini korumaya odaklanması gerektiğini söylüyor.
Peki ama nasıl? Compare the Market Avustralya, iş-yaşam dengesini korumaya yönelik atılması gereken adımları 3 maddede özetliyor. Tüm bu maddelerin özünde ise kişinin hem kendisi hem çalışma arkadaşlarına ilişkin sınır koyabilme kabiliyeti yatıyor. Bu sınırlar, kişisel ve profesyonel yaşamı ayrı tutmaya büyük oranda yardımcı oluyor.
- Uzmanlara göre yeri geldiğinde görevleri başkalarına devretmeyi öğrenmek, iş-yaşam dengesini korumada önemli bir rol oynuyor. Üzerinde çok fazla sorumluluk olduğunu fark eden ve işlerini yetiştirmek için sürekli geç saatlere kadar çalışan bir kişinin yapması gereken ilk şeyin, görevleri çalışma arkadaşları, yöneticileri veya çalışanlarına devretmek olduğu ifade ediliyor.
- Yıllık tatili atlamamak da iş-yaşam dengesini korumada hayati bir önem taşıyor. Tatiller, çoğu zaman çalışanların rahatlaması, zihinlerini sıfırlaması, yeniden enerji kazanması ve işe enerji dolu bir şekilde geri dönmesine olanak tanıyor. Bu nedenle tatil için herhangi bir planı olmayan çalışanların bile izinleri atlamadan kullanması öneriliyor. Uzmanlar, gün içerisinde yapılacak kısa molaların da zihnin sıfırlanması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
- İş ve kişisel yaşam zamanları arasında net sınırlar oluşturmak da denge kurmada önemli bir etken… Bu noktada uzmanlar, belli bir saatte bilgisayarı kapatmak ve telefondan iş iletişiminin kurulduğu kanallara erişmiyor olmanın bir çözüm oluşturabileceğini dile getiriyor. Çoğu zaman “Hayır” demek, hem çalışanlar hem patronlar için oldukça zor olabiliyor. Fakat sektör uzmanları, düzenli olarak çalışma saatleri dışında iletişime geçilmesi veya iş-yaşam dengesini tehlikeye atabilecek ekstra sorumluluklar verilmesi durumunda “Hayır” demenin oldukça önemli olduğunu vurguluyor.
Perspektif: İzinler, mevzuat, çalışma saatleri ve ücretlendirme gibi farklı parametreleri analiz eden Compare the Market Avustralya, iş-yaşam dengesi konusunda en iyi 5 ülkenin sırasıyla İspanya, Lüksemburg, Fransa, Hollanda ve Finlandiya olduğuna işaret ediyor.
- Analiz ayrıca, Almanların yılda ortalama 1,340 saat ile en az çalışma saatine sahip ulus olduğuna işaret ediyor. Listenin ilk 3 sırasında Almanları, sırasıyla Danimarkalılar ve Norveçliler takip ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elon Musk gününü nasıl geçiriyor? S&P Global, Türkiye’nin kredi notunu yükseltti. BBVA, Banco Sabadell’i satın almak için 12 milyar avro teklif etti. FDA, süt ürünleri işçilerinin kuş gribi açısından yüksek risk altında olduğunu açıkladı.
06 May 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.



