Çanlar kimin için çalıyor?

İklim değişikliğinin her geçen gün daha yıkıcı sonuçlarının ortaya çıkması şirketlerin bedel ödemesine ve riskleri azaltmak için birçok adım atmasına neden oluyor.
Çanlar kimin için çalıyor?

11 Kasım - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Emlakta güncel haberler, ev için faydalı bilgiler: Zingat Blog Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Bu soruna karşılık “Emlak. Bilgi. Güven.” sloganıyla yola çıkan Zingat , 2015 yılından bu yana Türkiye’de güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu olarak hizmet veriyor. Zingat Blog: Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar / kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar ve bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri aynı çatı altında buluşturan Zingat, Zingat Blog ile doğru, kapsamlı referans bilgiler ve faydalı tüyolara ulaşmanın sınırlarını genişletiyor. Neler var? Zingat Blog; güncel gayrimenkul bilgileri, emlak haberleri, emlakta son dönem eğilimleri, kentsel dönüşümdeki gelişmeler ve şaşırtıcı bilgilerin yanı sıra videolu içerikler, ev yaşamına dair ipuçları ve dekorasyon önerileri sunuyor. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere Zingat ’ı ziyaret edebilir, ev ve gayrimenkul dünyasından güncel haberler ve faydalı bilgilere güvenle ulaşmak için Zingat Blog ’u keşfedebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

2022'nin sonuna yaklaşırken birçok büyük şirketin koridorlarında "2022 Sürdürülebilirlik Raporu'nun" ayak sesleri duyulmaya başladı. Dünyanın her köşesinden şirketler dünyaya verdikleri zararı azaltmak ve gezegenimizi kurtarmak için ne kadar çok çalıştıkları bir yılı geride bıraktıklarının raporunu paylaşmaya hazırlanıyor. Bu esnada denetim ve danışmanlık şirketi Ernst & Young, tüm dünyada şirketlerin karbon saydamlığı alanındaki raporlamalarını değerlendiren EY Küresel İklim Riski Beyan Barometresi'nin 2022 versiyonunu yayımladı. EY'ın raporu, günümüzde şirketlerin iklimden kaynaklı etkileri açıklamak için daha fazla çaba harcamasına rağmen karbon saydamlığı konusunda birçoğunun hâlâ harekete geçmediğini ortaya koyuyor. İklime etkileri hakkında raporlama yapan şirketlerin sayısında büyük artış olsa da bu, raporlama kalitesine yansımıyor. Ancak yine de şirketlerin son yıllarda büyük bir yol kat ettiğini söylemek mümkün. Kimi zaman şirketlerin sürdürülebilirlik adımlarının pazarlama faaliyetlerinin bir parçası haline getirdiği düşünülse de şirketler iklim risklerini azaltmak konusunda harekete geçmek zorunda ve geçiyor, çünkü her geçen gün ödeyecekleri bedel artıyor. 

Çok değil, bundan birkaç yıl önce yalnızca şirketlerin iklime verdiği zararı ve iklim üzerindeki etkilerini konuşuyorduk. Ancak şimdi madalyonun diğer yüzü de giderek belirgin hale geliyor ve şirketler iklimin kendileri üzerindeki etkisine de odaklanıyor.

İklim değişikliği şirketleri nasıl etkiliyor?

"İklim riskini" küresel ısınmanın işletmeler üzerindeki olumsuz fiziksel ve finansal etkileri olarak açıklamak mümkün. Peki şirketler hangi iklim etkileri konusunda endişelenmeli?

Maddeleri saymaya iklim değişikliğinin doğrudan etkileriyle başlayabiliriz. Seller, kuraklıklar, yangınlar ve artan sıcaklık, dünya genelinde ekonomilere şimdiden zarar veriyor. Örneğin Teksas merkezli, dünyanın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden AT&T son birkaç yıldır iklim değişiminden kaynaklandığını düşündüğü doğal felaketlerin oluşturduğu zararı telafi etmek için 874 milyon dolarlık bakım ve onarım harcaması yapmak durumunda kaldı. 

Finansal risklerse, hammaddelerin ve diğer emtiaların artan fiyatlarını ifade ediyor. Kuraklık suyun fiyatını yükseltebilir; iklimle ilgili düzenlemeler enerji maliyetini artırabilir. Ayrıca yukarıdaki örnekte olduğu iklim değişikliğinin yarattığı tahribat için de şirketlerin finansal harcamaları artacaktır. 

Öte yandan, iklim değişikliğinin etkileri sadece fiziksel ve finansal etkilerle de bitmiyor; aynı zamanda iş dünyası için çalışma ortamını yeniden şekillendiriyor ve hükümetlerden, düzenleyicilerden, yatırımcılardan, halktan giderek artan yüksek sesli değişim çağrılarıyla düşük karbon ekonomisine geçişi teşvik ediyor.

İklim risklerinin şirketlere kestiği ağır faturaların örnekleriyse her sektörde kendini gösteriyor: 

  • Tedarik zinciri kesintisi: 2021'de Malezya'da iklim değişikliğinin yol açtığı belirtilen bir tayfun, üretimin durma noktasına gelmesine neden oldu. Malezya, ABD tarafından ithal edilen yarı iletkenlerin çoğunu paketlediğinden, tayfun bazı ABD merkezli otomobil üreticilerinin operasyonlarını durdurmasına yol açtı.
  • Daha yüksek maliyetler: 2019 ve 2020'de Avustralya'daki orman yangınları 18 milyon hektardan fazla araziyi yaktı ve sigorta şirketlerinin tazminat ödemelerinde 1,3 milyar dolara mal oldu.
  • Ulaşımda aksama: Ren Nehri, Avrupa'nın en önemli ulaşım kanallarından biri. Son yıllarda kuraklıklar rekor düzeyde düşük su seviyelerine yol açarak çelik şirketlerinin ürün sevkiyatını ve turizm şirketlerinin nehir yolculuklarını engelledi.
  • Yiyecek kıtlığı: Artan hava sıcaklıkları, dünyanın pek çok bölgesinde gözlemlenen yağış oranlarının azalması tarımda ve gıda üretiminde aksamalara neden oluyor.
  • Düzenleyici risk: Bu olumsuz etkiler artmaya devam ettikçe kamuoyu baskısı artıyor ve hükümetler harekete geçmeye başlıyor. 

İklim değişikliği dünyada hemen hemen her sektörü ve bölgeyi etkiliyor, ancak iklim finansmanlarının çoğu uyum için değil, hafifletme içindi. Azaltma iklimi dengelese dahi, iklim değişikliğinin etkileriyle yaşamaya devam edeceğiz. Karşılabilecek iklim risklerini en aza indirmek için şirketler de çeşitli adımlar atmak ve iklim değişikliğine uyum sağlamak zorunda. Peki bu uyum nasıl sağlanacak?

Kaçınılmaz gerçek: Adaptasyon

İklim değişikliğine uyum, iklim değişikliğinin şirketin üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak için harekete geçmek veya potansiyel fırsatlardan yararlanmak anlamına geliyor. İklim değişikliği zaten şirketleri etkilediğinden adaptasyon da kaçınılmaz bir gerçek haline geliyor. Bu mücadelede pek çok uyum seçeneği mevcut ve öngörülen iklim değişikliği etkilerinin yönetilmesine yardımcı olmak için kullanılabilir, ancak bunların uygulanması yönetişim ve karar alma süreçlerinin kapasitesine ve etkinliğine bağlı. 

Bu satırları okuduktan sonra "Ne yapılabilir ki?" sorusu kafasında dönüp durmaya başlayanlar için karbon emisyonunun en büyük nedenlerinden olan veri merkezlerinin attığı adımlara göz atmakta fayda var. Örneğin bazı şirketler, emisyonları azaltmak için üretilen ısıyı yeniden kullanmaya çalışıyor. Amazon, İrlanda’da evlere ısı sağlamak için veri merkezleri tarafından üretilen ısıyı geri dönüştürüyor. Meta Danimarka'da ısıyı yeniden kullanıyor: 1 veri merkezinden üretilen ısı 6 bin 900 evi ısıtma kapasitesine sahip. 

Ayrıca şirketler, değer zincirinin her noktasında "net sıfır emisyon" hedefleri ve sürdürülebilirliği işin merkezine koymak gibi yaklaşımlarla iklim krizini durdurmaya katkıda bulunabilir. Aslında küresel ısınmayı durdurmak, şirketlerin kendilerine çevrilmiş oku durdurmasının da tek çaresi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

📛 “İklim cehennemi otoyolunda” şirketler

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in deyişiyle iklim cehennemine giden bir otoyoldayız. Peki şirketler sürdürülebilirlik yolculuklarının başarıya ulaşması için neler yapmalı? Artan iklim risklerine adaptasyon için nasıl adımlar atıyorlar?

11 Kas 2022

Zingat ile birlikte
Markus Spiske/Unsplash

YAZARLAR

İrem Özbay

Writer @ Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Birol Oğuz

·

02 Eki 2026

Savunma sanayii büyüdü: Peki Türkiye gerçekten çağ atladı mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?