Cazın devriâlemi: Bitches Brew’den London Brew’e

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bundan 53 yıl önce bir ağustos ayında Miles Davis’in başı çektiği, aralarında Chick Corea, John McLaughlin ve Dave Holland gibi efsane isimlerin yer aldığı bir grup müzisyen; New York City'deki Columbia's Studio B’de bir albüm kaydetti. Üç gün boyunca sabah 10’dan gece 1’e kadar süren kayıtlarda Davis ve arkadaşları, aynı yıl çıkan In a Silent Way albümünde elektrikli müzik aletleriyle çıktıkları yeni caz yolculuklarını devrimsel bir boyuta taşıdı.

Miles Davis, Bitches Brew (1970) | Tasarım: Malti Klarwein
Miles Davis, elektrikli piyano ve gitar enstrümanlarının katılımıyla geleneksel caz ritimlerini terk edip doğaçlamaya dayalı esnek ve rock etkili aranjmanlara yöneldi. Grubuna birkaç müzik skeci dışında belirlediği akordan çıkmamaları koşuluyla akıllarına gelen her şeyi çalabileceklerini söyleyen Davis, bugünün çağdaş caz müziğine ışık tutan albümün öncü yaratıcısı oldu. Sürrealist ressam Malti Klarwein’in imzasını taşıyan, popüler psikedelik imgelerle tıpkı albümdeki ses motifleri gibi kültürlerarası bir karışıma sahip kapak eşliğinde yayımlanan albümün adı Bitches Brew. Yayın tarihi 30 Mart 1970. Yani 53 yıl önce bugün.

London Brew albümünün Paul Epworth’s Church Studios'taki kayıt seansı | Fotoğraf: Nathan Weber
Bu hatırlatmayı yapmamızın bir başka sebebi daha var: 2020 yılında, pandeminin yarattığı konsersizliğin içinde Bitches Brew’ün 50. yılına ithafen Londra’daki ikonik Paul Epworth’s Church Studios’ta buluşan bir grup müzisyenin kaydettiği albüm. Benji B, Raven Bush, Theon Cross, Nubya Garcia, Tom Herbert, Shabaka Hutchings, Nikolaj Torp Larsen, Dave Okumu, Nick Ramm, Dan See, Tom Skinner ve Martin Terefe’nin aralarında yer aldığı 12 kişilik müzisyen topluluğun adı “London Brew” oldu. Tıpkı seneler önce Miles Davis ve arkadaşlarının yaptığı gibi 3 gün boyunca kayıt alan grubun kaos ve sakinlik arasında salınan yolculuğundan 8 şarkı ortaya çıktı. London Brew albümü, bugünün hiper gerçekliğine karşılık gelen bir kapak tasarımıyla Concord Jazz bayrağı altında 31 Mart Cuma günü yayımlanacak. Albümden şimdiye kadar gün yüzüne çıkan tekliler Raven Flies Low ve Miles Chases New Voodoo In The Church oldu. Cazın devriâleminden çıkacak kaydın tamamını dinlemek için sabırsızlanıyoruz.

31 Mart 2023'te yayımlanacak London Brew albümünün kapağı
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
caz
aranjman
Miles Davis
Chick Corea
John McLaughlin
Dave Holland
New York
In a Silent Way
Bitches Brew
Malti Klarwein
London Brew
Paul Epworth’s Church Studios
Nathan Weber
Londra
Benji B
Raven Bush
Theon Cross
Nubya Garcia
Tom Herbert
Shabaka Hutchings
Nikolaj Torp Larsen
Dave Okumu
Nick Ramm
Dan See
Tom Skinner
Martin Terefe
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.



