
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ne dinler?
Hâlâ Depeche Mode, Joy Division, Blur gibi 80’ler/90’lar gruplarını dinliyorum. Thom Yorke’un solo işlerini ve Flying Lotus’u epey seviyorum. Daha yeni gruplardan ise açık ara favorim Foals, son 3-4 yıldır Spotify Wrapped’imde zirvede.
Kimi takip eder?
İnanılmaz özenli hazırlanmış Pinterest hesabım panoma kimleri önerirse onları takip ediyorum. Genelde illüstratörler, 2D animasyoncular, karikatüristler ve The New Yorker kapakları.
Ne izler?
Gergin ve beyin yoran filmler. Yorgos Lanthimos ve Safdie Kardeşler’in iç gıcıklayan gerginliğini epey seviyorum. Bir de bu aralar utanç verici derecede geç kalmış bir şekilde David Lynch izliyorum.
Ne okur?
Grafik roman sevdalısıyım; Daniel Clowes, Adrian Tomine, Charles Burns favorilerim. Eski Belçika/Fransa çizgi romanları, Tintin, Ersin Karabulut, Cem Dinlenmiş. Çizgisiz olarak ise Roald Dahl öyküleri.
Neyi tekrar eder?
Kalt’ın Podcasti’nin bir avuç bölümünü tekrar tekrar dinliyorum. Yabancı arkadaşlarımla paylaşamadığıma en çok üzüldüğüm şey bu podcast'tir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Zaman, cinsiyet ve sınır tanımayan Zel Zele Records'tan bir kuple alıyor, Paris'te baharı yeniden yaşıyoruz.
17 Ara 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.



