Çift kitle formülü: Yapay zeka çağında markalar nasıl inşa edilecek?

Markalar artık iki farklı “hedef kitle”ye sahip: Biri duygu odaklı insan, diğeri mantık odaklı yapay zeka. 2026’yı bu dönüşümün ilk aşaması diye düşünürsek yapay zeka mantığını çözmek ilk öncelik olacak. Ama zamanla, iyi yönetilen markalar, bu iki dünyanın kesişimini bulmaya çalışacaklar.
Çift kitle formülü: Yapay zeka çağında markalar nasıl inşa edilecek?

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Ekim ayının sonunda OpenAI, yerleşik ChatGPT içeren web tarayıcısı ChatGPT Atlas’ı tanıttı. Lansman videosunda kullanıcı, tarayıcısını açıp marketten gıda alışverişi yapıyordu. Fakat bu kez marketin internet sitesine girerek değil, bir “yapay zeka asistanı” aracılığıyla... 

  • Atlas, kullanıcının daha önceki alışveriş alışkanlıklarını ve tercih ettiği ürünleri analiz ediyor, seçenekleri karşılaştırıyor, öneriyor ve hatta sepete ekliyor. Kullanıcı artık yalnız değil. Onun yerine düşünen, eleme yapan, karar veren bir dijital vekili var.

Peki eğer artık insanlar marka tercihlerini yapay zeka yardımıyla yapacaklarsa markalar kimi hedeflemeli, kime iletişim yapmalı? İnsana mı, yoksa o insanın kullandığı yapay zekaya mı?

Huniyi öldürme zamanı

Pazarlama dünyası yıllardır “tüketici yolculuğu” denen huni şeklinde bir akışı esas alıyor. Bilinirlik, değerlendirme, karar, sadakat… Bu lineer ve rasyonel akışın gerçeği tam yansıtmadığını bilsek de, planlama yapmayı mümkün kıldığı için kullanmayı tercih ettik. Ancak 2025'te, huniyi öldürmenin zamanı geldi. 

“Tüketici yolculuğu” ndaki aşamalar hedef kitlenin sadece insan olduğu bir dönemde, insanın içinden geçtiği aşamaları temel alarak yazılmıştı. Günümüzde bizim yerimize eleme yapan ve satın alma kararını veren yapay zeka asistanlarıyla tek bir tüketici yolculuğundan bahsedemeyiz.

Marka seçimini yapay zekaya bırakmak 

ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya'da yapılan bir e-ticaret araştırmasına göre kullanıcıların yaklaşık yarısı, en az ayda bir kez, yapay zeka önerisiyle alışveriş yapıyor. ABD'deki Z Kuşağı ve milenyum kuşağının %60'ından fazlası yatırımlarını yönetmek için yapay zeka önerilerini takip ediyor. Gartner’a göre 2026 yılında tüm aramaların %25’i yapay zeka aramasına kayacak. 

  • Tüm bu işaretler, yapay zekanın tüketici tercihlerini yönlendirmedeki önemini gösteriyor. Yeni lanse edilen asistanlar yaygınlaştıkça insanlar yapay zekayı sadece “tavsiye almak” için değil—karar verme yükünü devretmek için de kullanacaklar.

Bu durum yalnızca teknolojik gelişmelerle ilgili değil, yıllar içinde artan ürün ve marka sayısıyla da ilgili. Her kategorideki marka sayısının artması seçenek bolluğu ve dolayısıyla karar yorgunluğu yaratıyor. Ve karar yorgunluğunun en kolay çözümü, “Benim yerime seç” demek.

Yapay zeka modellerinin artısı, süper kişiselleştirme yetenekleri. Kullanıcı geçmişi, geçmiş yazışmalar ve detaylı komutlar sayesinde aynı soru için herkese özel cevaplar sunabiliyorlar. Bu sayede “benim yerime seç” sonuçları, bugüne kadar arama motorlarında ya da internet deneyiminde görmediğimiz kadar tatmin edici olabiliyor.

'Yapay zeka seçilebilirliği olan' marka nasıl olur?

Burada yeni bir kavram doğuyor: Markanın yapay zeka tarafından seçilebilir olması. Bir yapay zeka asistanı, kullanıcıya “şunu al” derken markanın hikayesini değil, veriyle ispatlanabilir değerini okur. Bu, ürünün veri yapısından görsellerin etiketlenmesine, oradan müşteri yorumlarının tutarlılığına kadar uzanan teknik bir bütünlük gerektiriyor. 

  • Bir markanın websitesi, sosyal medya dili, ürün açıklamaları ve görsel evreni artık sadece kullanıcıya değil, onun yapay zeka asistanına da sinyal göndermeli.

Marka stratejisi açısından büyük bir dönüm noktasındayız. Kavramlar bile yeni yeni oturuyor. Yılın başında AIO (Yapay Zeka Optimizasyonu) diye tanımlanan kavram, yılın sonunda GEO (Üretken Motor Optimizasyonu) olarak anılmaya başlandı. Artık markalar için GEO, SEO'dan (Arama Motoru Optimizasyonu) daha da önemli olacak. 

  • SEO’nun aksine, GEO, Büyük Dil Modellerini (LLM) eğiten veriyi düzenlemekle ilgili ve marka içeriğinin yapay zeka modelleri için hem keşfedilebilir hem de bağlamsal olarak ilgili olmasını sağlıyor.

Büyük iletişim holdingleri son yıllarda satın aldıkları teknoloji şirketleri sayesinde bu alanda yeni ürünler lanse ediyor. Mesela, Omnicom’un PR ayağı olan OPRG, AI Optix’i bu yıl lanse etti. Ben de HeimatTBWA\, Ketchum Almanya ve Credera’nın ortak geliştirdiği modeli yakından inceledim. Bu modeller önce ChatGPT, Perplexity, Gemini, Claude gibi yapay zeka modellerinin markanız hakkında neler söylediğini analiz ediyor. Bilgiyi nereden aldıklarını ve sizi rakiplere karşı nasıl konumlandırdıklarını belirliyor. Sonrasında da markaların görünür ve güvenilir olması için marka içeriklerini tekrar yapılandırıyor, optimize ediyor. 

Bu yeni dünyada, markaların kurumsal jargondan uzaklaşması, daha net ve bağlamına göre bilgi vermesi gerekiyor. Çünkü yapay zeka modelleri artık daha çok bilgi kartı (flashcard) gibi işliyor. Doğrudan ve kesin bilgi veren içerikleri tercih ediyorlar. 

Haber kuruluşları, mikro influencer’lar, düşünce liderleri ve Reddit gibi topluluk platformları yapay zeka modellerini etkileyen bilgi kaynakları. Yeni dönemde markaların bu üçüncü taraf (third-party) içeriklerde nasıl yer aldığı, kendi websiteleri ve sosyal medya hesapları kadar önem kazanacak. 

Dijital standardizasyonun ötesine geçmek

Bu dönüşümün tehlikeli bir tarafı da var. Yapay zeka seçilebilirliğine fazla odaklanmak, markaları dijital standardizasyona sürükleyebilir. Herkes aynı metrikleri optimize etmeye çalışırsa sonunda herkes aynı görünür. Teknik yeterlilik, tek başına markayı “yaşayan” bir varlığa dönüştürmez. 

Bir insan markayı görür, hisseder, değerlendirir. Ama yapay zeka, markayı sadece veri olarak görür. Fiyat, stok, teslimat süresi, yorum puanı, tıklanma oranı… O, duygusal bir bağ kurmaz, yalnızca seçer ya da eler. İnsanlar hâlâ o markayı giymenin, kullanmanın, göstermenin ne hissettirdiğine bakar. 

İşte o duygusal bağ hâlâ çok önemli. Yapay zeka modelleri yeni bir hedef kitle olarak radarımıza girerken insanlar önemini kaybetmiyor. Bugüne kadar insanların zihninde ilk sıralarda yer almak için yaptığımız tüm marka stratejileri hâlâ geçerli. Yanına yeni dünyanın gereklilikleri ekleniyor.

Çift kitle dönemi

Markalar artık iki farklı “hedef kitle”ye sahip: Biri duygu odaklı insan, diğeri mantık odaklı yapay zeka. 2026’yı bu dönüşümün ilk aşaması diye düşünürsek yapay zeka mantığını çözmek ilk öncelik olacak. Ama zamanla, iyi yönetilen markalar, bu iki dünyanın kesişimini bulmaya çalışacaklar. 

  • Bir yanda yapay zeka modellerinin radarına girmek için veriyle uyumlu, endekslenebilir, anlaşılabilir olmak; diğer yanda kültürel anlamda hâlâ insan kalbine dokunmak.

Marka inşasında yepyeni bir dönem başlıyor. Amaç insanlar tarafından hissedilen ama yapay zeka tarafından da anlaşılabilir bir marka yaratmak. En zekice marka stratejileri, bu ikisini tek bir hikayede birleştirebilenler olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

YAZARLAR

Toygun Yılmazer

Chief Strategy Officer at TBWA Group Istanbul & HeimatTBWA.

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"