Çin’i anlamak, Çin ile çalışmak

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye otomotiv sektörünün Çin otomotiv sektörüyle imtihanı 2024'ün ilk ayından itibaren başladı. 2023 yılında otomotiv sektörümüzün üst düzey yöneticileri zaten bu sinyalleri vermişti. Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt gruplarında bulunan Çin menşeli marka BYD’nin Türkiye’ye gelme sürecinde “2024 yılında başka şeyler konuşuyor olacağız” demişti. Gerçekten de öyle oldu. Türkiye bir anda Çin merkezli otomobillerin akınına uğradı. Devlet buna hemen tepki göstererek, Çin merkezli elektrikli otomobillerin Türkiye’ye kolay kolay getirilememesi için şu an yürürlükte olan bir tebliğ çıkardı. Yaşanacakları ilerleyen süreçte hep birlikte göreceğiz.

TAYSAD Başkanı Albert Saydam
Geçen hafta basın toplantısı düzenleyen Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Albert Saydam’ın Çin konusundaki açıklamaları bu konunun altını çizer nitelikteydi:
Çin’i anlamak ve Çin’le çalışmak bizim 2024’te ajandamızda. Çünkü önünde durmak mümkün değil. %30 derseniz bir yolunu buluyor. %50 deseniz de bir yolunu bulacaktır. Örneğin Çin'de üretilen motor milinin Türkiye'ye getirilmesi, ana sanayinin bunu kısa sürede çözmesi mümkün değil çünkü Türkiye’ye getirilecek, o numune üretilecek, o numune merkezde denenecek, onaydan geçecek, laboratuvarda araç testi yapacak. Bu 1-1,5 sene sürecektir.
Üretim konusuna da değinecek olursak, Çinliler’in Türkiye’de üretime ciddi bir ilgisi var. Son 2-3 ayda—ki Kızıldeniz'den önce—Avrupa Birliği'nin getirmiş olduğu %30’luk vergiyle Türkiye'ye olan ilgileri artıyor. Lütfen olumsuz haberlere o kadar kapılmayalım.”
Bu açıklamalar da gösteriyor ki hem otomobil pazarımızda hem de tedarik tarafında Çin ile kol kola bir yaşam bizleri bekliyor.
Açıklamanın devamı ve haftanın otomotiv sektörü gelişmelerine link üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2024 Ocak'ında 85 şirketten 23.670 çalışan işten çıkarıldı ve toplu işten çıkarmalar 2023 Mart ayından bu yana görülen en yüksek seviyeyeye ulaştı.
29 Oca 2024

YAZARLAR

Ahmet Çelik
Otomobil Gazetesi, OtoDergi

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.




