Çocukluğun "vahşi batı" hâlinden yetişkinliğin küresel kaygılarına: Deniz Tortum


Özlenen festival deneyimi yeniden İstanbul’da: Sónar Istanbul 2021
Hayatı bir festival tadında yaşayan Duende okuyucularını, müziğin farklı deneyimlerle buluştuğu Sónar’la yeniden buluşmak için gün sayarken, Sónar İstanbul 2021’i mercek altına almaya davet ediyoruz. Nedir? #yüzdeyüzmüzik katkılarıyla dört…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Deniz'i keşfetmek: Ataköy'de, Bahçeşehir'de, ebeveynlerin üç yaşındaki bir çocuğu Terminator 2'ye götürebilecek kadar rahat olduğu 90'larda geçen yılları için "Çocukluğun vahşi batı gibi gibi olması, o çılgınlığı çok hoşuma gidiyordu," diyor. Doktorlardan oluşan bir ailede ve onların doktor arkadaşları arasında büyümüş Deniz Tortum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çalışan babasından duyduğu hikâyeler ve "ortamın şamatası" daima ilgisini çekmiş. Bu yüzden belki, izlediğim ilk filmi Maddenin Hâlleri'nde bize de anlatmak, göstermek istemiş hastane koridorlarının bilinmeyen tarafını: "Filme başlamam baya kişisel bir sebeptendi." diyor, "Hastanenin yalınlığına, dedikodusuna hem de gündelik hayatına bakan ve Grey's Anatomy gibi olmayan, dramatik bir film ya da dizi olmayan bir hastane tasviri isteğim hep vardı."
Müzik, şiir, sinema: Deniz'in ilk uzun metrajlı filmi Maddenin Hâlleri değil. Ondan iki yıl önce Venus Music Peace Band'in peşine takılıp şehir şehir gezdiği Anadolu Turnesi'nin yönetmenliğini Can Eskinazi'yle paylaşmış. Sadece bir yol filmi ya da sadece bir müzik filmi olacağını düşündüğüm bu filmin, Türkiye’deki insan çeşitliliğini, insanlar arasındaki beklenmedik benzerlikleri ve hafife alınabilen farklılıkları anlattığını görüyorum izlerken.
Öte yandan Deniz'in önceki birçok projesinde ve kısa filminde Duende olarak bizi heyecanlandıran farklı sanat dalları arasındaki o etkileşim ve paylaşımları görmeye devam ediyorum. "Ondan çok şey öğrendim." dediği ve Dünya ve Hatıralar Koridoru filmlerinde birlikte çalıştığı Efe Murad'la iş birliklerinden yola çıkıp şiirden ve sinemadan konuşuyoruz. Şiirde sözcüklerle zaman-mekânın tekrardan bir inşası olduğunu, zamansal, mekânsal ya da duygusal olarak sürekli imkansızlıklar yaratıldığını söylüyor. "Buna benzer olarak filmde de zaman-mekân imkansızlıkları yaratarak çoğunlukla montajla, dile gelmeyen kavramları kavramsallaştırma hâli var. Belki de şiirle sinemanın öyle bir bağlantısı var."

Kadıköy Sineması'ndan
Deniz'le keşfetmek: Önce Paul Schrader'in First Reformed'u hakkında konuşmayı istese de belgesel sinema dilini bu kadar iyi kullanan bir yönetmen bulmuşken ondan bir belgesel önerisi istiyorum. İklim aciliyetinden çok da uzaklara gitmiyoruz — zaten önerdiği film de gündelik dertlerimizin, kaygılarımızın ya da seçimlerimizin bir şekilde dönüp dolaşıp iklim aciliyetiyle ilişkili olduğunu hatırlatıyor. Brett Story'nin 2017'nin ağustos ayında New Yorklu insanlara mikrofon uzattığı ve "Şu an ne için kaygılısınız?" diye sorduğu The Hottest August'u için "Bir konusu ve sınırı olmasa da belli bir mekânda, belli bir sürede geçen bir keşif hâli," diyor Deniz. İlk izlediğinde hiç sevmemiş, ikincisinde çok sevmiş bu filmi ve filmin fikrini.
Onun da sıradaki projelerinden biri iklim aciliyetiyle ilgili. İklim krizinden konuşuyor, birlikte kaygılanıyoruz. Brett Story'nin filmindeki dış sesin New York'un en sıcak ağustosu hakkındaki vurucu son cümlesi, "Yanına bile yaklaşamaz..." oluyor. Birkaç hafta sonra Başka Sinema Ayvalık Film Festivali'ndeki bir panelin başlığını gördüğümde bir daha vuruyor beni: Bu, Gelecek Yazların En Seriniydi. Kaygılanıyorum.
Diyor ki: "Bir filmi ilk izleyişinde hiç sevmemek, ikincisinde çok sevmek… Aslında filmler sabit nesneler değil, neredeyse hepsi bir manzara ve kimi günler yağmurlu kimi günler güneşli oluyorlar. O güneş de yağmur da izleyicinin kendisinin içinde olduğu durumla ilgili ve her seferinde kendisini farklı şekillerde gösteriyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Emre, ikinci konuğu Deniz'le çocukluğun "vahşi batı" hâlinden yetişkinliğin küresel kaygılarına, oradan Anadolu'dan New York'a bir yolculuğa çıkıyor.
29 Eyl 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

“Likya Kültürel Mirası” temasıyla 15-18 Ekim’de beşinci kez düzenlenen Kaş Tiyatro Günleri, bu yıl Kaş’ın yanı sıra Myra ve Patara’ya da uzanıyor. Festivalin kurucularından, Kaş Çevre ve Kültür Derneği Başkanı Ahmet Murat Akoy ve gönüllü destekçi Aslınur Sarıca’yla tiyatronun, ekolojik mücadelenin ve birlikte üretmenin açtığı alanı konuştuk.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin etkinlik koordinatörü Nigar Mat ile festivalin yerelle kurduğu bağı, adanın ekolojik sorunlarını ve dayanışmayla bir festival sürdürmenin koşullarını konuştuk.

Çilekeş, Epifoni Organizasyonu ile 16 yıl sonra orijinal kadrosuyla sahneye döndü. Grup yalnızca eski şarkılarını çalmadı, kolektif bir kitlenin parçası olmamızı da sağladı.




