Çok boyutlu bir görsel okuma denemesi: Zamane İstanbulları

İçinde bulunduğumuz döneme dair kritik ve yaratıcı bir görsel okuma denemesi niteliğinde olan Zamane İstanbulları sergisi 30 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde.
Çok boyutlu bir görsel okuma denemesi: Zamane İstanbulları

6 Nisan - Özel Sezin Okulu - İstanbul
Özel Sezin Okulu ile birlikte

Özel Sezin Okulu’ndan dünyadan ilham veren eğitim örnekleri: Eğitim ve Ötesi İllüstrasyon: Nuray Sevinç, Özel Sezin Okulu Tohum Çemberi Sorumlusu Özel Sezin Okul u tarafından dünyadan ve Türkiye’den iyi eğitim örneklerini, haberleri ve eğitimi şekillendiren güncel fikirleri okurlarla buluşturma aracı olarak kurulan Eğitim ve Ötesi blog , Türkçede eğitime dair çok fazla güncel kaynak olmadığından alandaki kişilere bir ilham alanı olmayı umuyor. 2012 yılında kurulan Eğitim ve Ötesi blog dünya gündemini eğitimle ilişkilendiren, eğitimin geleceğine dair öngörüler paylaşan; aileleri, öğretmenleri, öğrencileri ve herkesi ihtiyaç duyabilecekleri kaynaklarla buluşturan bir platform. Hem Özel Sezin Okulu öğretmenlerinin hem alanında uzman kişilerin katkılarıyla hazırlanan blog, iki haftada bir eğitimin gündemine küresel bir bakış getiriyor. Bloga bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Özel Sezin Okulu : 1963 yılında Sabahat Sezin tarafından Erenköy’de bir apartmanda anaokulu olarak kurulan okul, bugün Çekmeköy’deki 20 bin m2’lik kampüsüyle ana sınıfından 12. sınıfa dek öğrencilerin ve topluluk üyelerinin ihtiyaç duydukları kaynaklarla desteklendikleri bir ekosistem olarak faaliyetlerini sürdürüyor.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İstanbul’da yaşayan, şehirle farklı ilişkiler kurup farklı tarzlarda üretim yapan 11 sanatçının yakın tarihli çalışmaları; Zamane İstanbulları’nda çeşitli temalarda bütünleşerek karşımıza çıkıyor. Silva Bingaz, Osman Bozkurt, Ci Demi, Kıvılcım S. Güngörün, Ekin Özbiçer, Emin Özmen, Ahmet Sel, Ali Taptık, Kerem Uzel, Erdem Varol, Cansu Yıldıran’ın fotoğrafları 11 farklı sergiymiş gibi ayrı ayrı parlarken birleştiklerinde bir takımyıldıza dönüşüyor âdeta.

Yaşar Adnan Adanalı, Fırat Genç, Şebnem İşigüzel, Melisa Kesmez, Biray Kolluoğlu, Gamze Toksoy ve Sibel Yardımcı’nın kaleme aldığı metinlerle bir boyut daha kazanan Zamane İstanbulları; şehre bakarken heybemize ekleyeceğimiz zengin perspektifler ve soru işaretleri sunuyor.

Zamane İstanbulları’nın küratörlüğünü üstlenen Refik Akyüz ve Serdar Darendeliler’le serginin güçlendirdiği bağları, çoğulcu ve çok boyutlu yapısını, sanatçılarla birlikte üretme sürecini ve sergiye paralel etkinlikleri konuştuk.

Ali Taptık, Arazi Nostaljisi serisinden, 2004-2022

Ali Taptık, Arazi Nostaljisi serisinden, 2004-2022

Son çeyrek yüzyılda İstanbul’un geçmişiyle bağının gitgide koparıldığını görüyoruz. Zamane İstanbulları’nın bu bağı güçlendirmek için neler yaptığını söyleyebiliriz?

Refik Akyüz: İstanbul sürekli büyük bir değişim geçiriyor ama son 25 yıldır bunun hızlandığını görüyoruz. Galiba kaybettiklerimize yönelik çok çabuk bir nostalji geliştirebiliyoruz. Bu durum bizim dikkatimizi çekti sergi sürecinde. Serginin bence bugüne dair bir tür hafıza yaratma çabası var. Bu hafıza yaratma çabası bugün kritik başka değişiklikler arifesinde olmamızla da gelişiyor. Sergide dikkat çekici şey aslında insanların yaşamına odaklanılmış olması. Yani İstanbul serginin bir yerlerinde bazen görünüyor ama İstanbul’u gösterme çabası içinde bir sergi değil aslında. Osman Bozkurt ve Ali Taptık’ın fotoğraflarında mimari ve kentsel yapı-çevre üzerine birtakım araştırmalar ve oradan çıkan sonuçlar var fakat diğer taraflarda hep insanların yaşamları üzerine bir belgeleme var. Sergi insanların hayatlarını göstererek bu zamanı tespit ediyor bir anlamda.

Ekin Özbiçer, Oto-oryantalizm serisinden, 2014-2022

Ekin Özbiçer, Oto-oryantalizm serisinden, 2014-2022

Serginin adı “İstanbul”ların çokluğuna, çoğulluğuna, çeşitliliğine ve değişkenliğine işaret ediyor. Birbirinden farklı “İstanbul”lara, İstanbul’un bin bir yüzüne bakarken neleri önceliklendirdiniz?

Serdar Darendeliler: Dediğin gibi "İstanbullar" meselesi bizim en baştan beri aklımızda olan bir şeydi. Bu kentin içinde aynı anda yaşanan pek çok İstanbul var. Bu "İstanbullar" bazen birbiriyle çakışıyor, bazen üst üste biniyor, bazense birbiriyle hiç temas etmiyor. Çok farklı İstanbul algıları ve deneyimleri var çünkü. "İstanbullar" vurgusunu biraz da o yüzden yapmak istedik. Daha önceden çalıştığımız veya başka işlerini bildiğimiz, birlikte çalışmak istediğimiz sanatçıların İstanbul’la ilgili projelerini araştırdık. Bildiğimiz projelere devam ediyorlar mı, geliştiriyorlar mı? Öyle bir saha araştırması yaptık ve yeni işleri göstermeyi hedefledik, görülmemiş işlerden bir sergi istedik.

Ci Demi, Her Şeyin Kötü Gittiğine Dair Emareler serisinden, 2016-2022

Ci Demi, Her Şeyin Kötü Gittiğine Dair Emareler serisinden, 2016-2022

Sanatçıların ortaklaştığı yedi tema çıktı ortaya. Bu temalar katalogda akademisyen ve edebiyatçıların metinleriyle ayrışıyor. Sergide böyle bir ayrım yok aslında. Kentteki sosyal hareketlilikler, kentin topoğrafyası ve kentin peyzajına yönelik müdahaleler, Kanal İstanbul, göç meselesi, öteki olmak, İstanbul’la kişisel bağ kurma pratikleri ve İstanbul’da yaşayanlara olağan gelen olağan dışı tuhaflıklar üzerine bahsettiğim temalar. Sergide hem geneli ilgilendiren meseleleri ve değişiklikleri görebiliyoruz hem de insanların kişisel pratiklerine değinen alt temalara rastlıyoruz.

İstanbul’da yaşayıp faal olarak üretim yapan, çeşitli kuşaklardan fotoğrafçıların işlerine yer vermek istedik ki bundan 10-20 sene sonra bakıldığı zaman 2022-2023’teki fotoğrafçı çeşitliliğine ve fotoğraf pratiklerine dair bir şeyler görülsün. Görece yakın kuşak fotoğrafçılar ağırlıkta ama çok deneyimli isimler de var.

Emin Özmen, Olay serisinden, 2013-2022

Emin Özmen, Olay serisinden, 2013-2022

Serginin ele aldığı meselelere yazar, araştırmacı ve akademisyenlerin kaleme aldığı metinlerin eşlik etmesi sergiye nasıl bir boyut kazandırıyor?

Serdar Darendeliler: Galiba bu bizim dergicilik döneminden gelen bir alışkanlığımız. Sergilerde sanatçıların işlerinin yanı sıra o işlerin ele aldığı konular, meseleler, duygular üzerine yazan akademisyen, araştırmacı, edebiyatçıların metinleriyle bir katman daha eklemek bizi tatmin ediyor. Daha tam olduğunu hissediyoruz yaptığımız işin.

Bu sergide de öyle bir şey yapmak istedik. Bahsettiğin yazarlar işleri yorumlayan metinler kaleme almadılar. Özellikle istedik bunu onlardan. İşleri anlatan metinler olmasın; o işlerin değdiği, temas ettiği konulara kendi pencerelerinden bakmalarını istedik.

Ben bütünleştirici buluyorum farklı disiplinlerin bir araya gelmesini. Tabii ki bunu serginin içerisinde yapmak çok kolay değil. Görsel bir şeyin içine çok fazla metin koymak çok kolay değil. O yüzden bunun için katalog çok daha uygun bir mecra oluyor. Sergide o metinlerden çok kısa alıntılar var ama bu metinlerin tamamını okuyup sergiyi o gözle gezmenin daha ufuk açıcı olduğunu düşünüyoruz.

Silva Bingaz, Diplerdeki Dönüştürücü Ruh serisinden, 2012-2022

Silva Bingaz, Diplerdeki Dönüştürücü Ruh serisinden, 2012-2022

Refik Akyüz: Katalog aslında serginin kalıcı olan kısmı oluyor. Sergi dört ay kalıyor, gezilebildiği kadar geziliyor ama katalog her zaman için bütünlüklü bir şekilde sergiyi geleceğe taşıyor. Bugüne dair İstanbul’la ilgili araştırma yapmak isteyen biri bundan 20 sene sonra baktığı zaman hem fotoğrafları hem fotoğrafların konularında uzman akademisyenler, yazarlar tarafından nasıl değerlendirildiğini görecek. Bence o da önemli bir unsur.

Serdar Darendeliler: Sanatçılar, fotoğrafçılar işlerini yaparken tabii ki çok fazla araştırıyorlar, okuyorlar ama tamamen başka bir daldan gelen birisinin de bu konuyla ilgili fikirleri besleyici olabiliyor bence. Belki fotoğrafla hiç ilişkisi olmayan bir akademisyenin fotoğraf sergisinde yazması da aslında enteresan. İçlerinden bazıları “Ben fotoğraf üzerine ne diyebilirim ki?” diye sorduklarında “Biz de fotoğraf üzerine yazmanızı istemiyoruz zaten; kendi uzman olduğunuz, hâkim olduğunuz konuyla ilgili yazmanızı istiyoruz” dedik. Böylelikle ortaya daha bütünlüklü bir tablo çıktı.

Kerem Uzel (laif), Dönüşümü Beklemek serisinden, 2020

Kerem Uzel (laif), Dönüşümü Beklemek serisinden, 2020

Zamane İstanbulları’nın en ilgi çekici yanlarından biri sanatçıların eserlerinin nasıl sergileneceğine dair düşünce ve isteklerini önemseyip sergiyi öyle kurgulamış olmanız. Bu sizin için nasıl bir süreçti?

Serdar Darendeliler: Sanatçılarla birlikte üretmeyi seviyoruz. Bu sıfırdan yeni bir iş üretilmesi anlamına gelmiyor. Sergideki eserlerin neredeyse tamamı daha önceden üretilmiş ama bugüne kadar toplu olarak sergilenmemiş işler. Bir ya da iki işin çizgileri daha belliydi nasıl sergilenecekleri konusunda, diğerleri daha açıktı. Konuşmak, tartışmak, üzerine çalışmak iki taraf için de verimli oldu. Aslında sergide 11 tane ayrı sergicik de varmış gibi baktığın zaman. Birbirinden kopuk olmayan 11 sergi bir araya geliyor ve Zamane İstanbulları’nı oluşturuyor. Karma sergi ama hepsinin içinde kişisel sergileri var gibi. İstedikleri gibi seslerini duyurmalarına, diğer işlerle konuşacak şekilde bir alan açtığı için sanatçıları da daha mutlu kılan bir sunuma dönüşüyor böyle bir sergileme. Sonuçta hem biz bir şeyler öğrendik hem de sanatçılar... Toplamda daha güçlü bir etki oluştu böylece.

Zamane İstanbulları, Pera Müzesi

Zamane İstanbulları, Pera Müzesi

Refik Akyüz: Fotoğraf işinin yapısından da kaynaklanıyor. Tek fotoğraftan oluşan fotoğraf işleri de vardır ama genelde serilerden oluşur fotoğraf işleri. Serdar’ın da dediği gibi her sanatçıya belli bir alan tanıyarak, orada küçük sergiler yaratarak o fotoğraf serisinin ruhunu gerçekten yansıtacak bir seçki oluşturduk. Sanatçılar serilerini küçük bir galeride sergileyecek olsalar yapacakları seçkiyi buraya koyarak tam bir temsil sağlamaya çalıştık.

23 Aralık 2022’den bu yana sergiye paralel birçok etkinlik sanatseverlerle buluştu. Bu programlar sergiyi hangi açılardan tamamladı, serginin sonuna yaklaşırken bizleri hangi etkinlikler bekliyor?

Serdar Darendeliler: Panellerde hem sanatçılar hem de katalog için metin kaleme alan yazarlar bir araya gelip bir moderatör eşliğinde serginin meselelerini konuşuyorlar. Sanatçılar pratiklerine dair bir şeylerden bahsediyor. Yazarlar bu metinlerde ele aldıkları konuyu biraz daha açıyorlar ve tartışıyorlar. Bu ikisinin bir araya gelmesi, bunun yüz yüze konuşuluyor olması aslında zihin açıcı bir şey.

Atölyelerde “amatör” olarak fotoğrafla ilgilenen kişiler, sergiden veya sergi dışından sanatçıların rehberliğinde fotoğrafı bir mecra olarak nasıl ele alabileceklerini öğreniyorlar. Pera Öğrenme’nin geliştirdiği, sergiyle ilintili ve öğrenme bölümünün çizgisine paralel işleyen çocuk atölyeleri var. Pera Film’in kendi gösterim programına ek olarak her sergi kapsamında o serginin temasıyla ilgili film seçkileri oluyor.

Cansu Yıldıran, Barınak serisinden, 2015-2022

Cansu Yıldıran, Barınak serisinden, 2015-2022

Bu pazar Zamane Öyküleri serisine başladık. Her pazar yayımlanacak kısa öykülerden oluşuyor. Çeşitli yazarlara sergideki bir veya birkaç fotoğraftan ilham alan kısa öyküler yazmalarını teklif ettik. Onları etkileyen, onlara ilham verebilecek fotoğraflar ya da seriler seçtiler. Görsel imgelerin bir edebiyatçıyı nasıl etkilediğini görmek istedik. Burada da şunları sorduk: “Fotoğrafla edebiyat arasında nasıl bir paslaşma olabilir? O görsel imgeler bir edebiyatçıyı nasıl etkileyebilir, ona nasıl ilham verebilir?” Fotoğrafların içeriklerinden tamamen bağımsız öyküler oluyor aslında bunlar. Fotoğrafları yorumlama veya okuma değil, o fotoğrafın tetikleyiciliğiyle yola çıkan öyküler var. İki farklı sanat dalının birbiriyle paslaşmasını hedefleyen bir seri Zamane Öyküleri.

Sergideki meselelere bakmak, onları ele almak açısından bu paneller, atölyeler, sergi turları, film programı ve Zamane Öyküleri’ni ufuk açıcı buluyoruz. Soru işareti uyandırmak bizi heyecanlandırıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

📷︎ Zamane İstanbulları

Şehir Hattı’nın bu seferinde konuklarımız Refik Akyüz ve Serdar Darendeliler, rotamız Zamane İstanbulları.

06 Nis 2023

Özel Sezin Okulu ile birlikte
Ci Demi, Her Şeyin Kötü Gittiğine Dair Emareler serisinden, 2016-2022

YAZARLAR

Dilara Kaya

Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor