

VOV Hesap’la biriktirirken de harcarken de kazan Güvenli yatırım araçları arasında vadeli hesaplar öne çıkıyor fakat acil nakit ihtiyaçlarında vadeli hesaplarda kullanım yapmak pek de kolay olmuyor. Alternatif Bank , vadesiz özellikleri taşıyan vadeli hesabı VOV Hesap’la bu probleme çözüm sunuyor. Nedir? Günlük vadeli mevduat özelliklerine sahip bir tasarruf hesabı olan VOV Hesap ; nakit iadesiyle , hem harcarken hem de biriktirirken kazanmanızı sağlayan bir Alternatif Bank vadeli mevduat ürünü. Avantajları neler? VOV Hesap’ın bağlı olduğu banka kartıyla yapılan tüm harcamalarınızda, harcama tutarının %10’u kadar (en fazla 500 TL) nakit iade kazanabilirsiniz. VOV Hesap’la; hesabınızın vadesini bozmadan, dilediğiniz zaman nakit ihtiyacınızı karşılayabilir veya hesabınıza para yatırabilirsiniz. VOV Hesap açılışında dikkat çeken avantajlı hoş geldin faiz oranından yararlanabilirsiniz. Üstelik, yararlandığınız ilk 90 gün boyunca, İnternet ve Mobil Bankacılıktan yapacağınız Havale ve EFT işlemlerinde ücret ödemezsiniz. Nasıl? VOV Hesap başvurunuzu, görüntülü görüşmeyle kolayca müşteri olma imkânı sunan Alternatif Bank’ın tüm dijital kanallarından yapabilir ve hesap hareketlerinizi Alternatif Bank İnternet Şubesi’nden rahatlıkla takip edebilirsiniz. Hem biriktirirken hem de harcarken kazandıran VOV Hesap ayrıcalıklarıyla tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Dünyanın en köklü holdinglerinden bazıları; değişen koşullar, verimliliği ve kârlılığı artırma iç güdüsü ve yatırımcı talepleri sonucunda holding içindeki birimleri ayrı şirketlere dönüştürme kararı alıyor.
General Electric’den (GE) başlayacak olursak; 129 yıl önce Thomas Edison tarafından kurulan şirket, geçtiğimiz salı günü havacılık, sağlık ve enerji odaklı üç ayrı halka açık şirkete bölüneceğini açıkladı.
- Sağlık birimi, 2023’ün ilk aylarında; yenilenebilir enerji, fosil yakıtlar ve dijital birimlerin birleşmesiyle kurulacak enerji birimi, 2024’te ayrılacak. Son birim ise ordunun önemli bir tedarikçisi olan GE Aviation olacak.
1875’te kurulan Toshiba ise GE’den birkaç gün sonra; odak noktaları altyapı, yarı iletkenler ve elektronik cihazlar olacak şekilde üç ayrı şirkete bölüneceğini duyurdu. Bölünmenin, 2023’ün ikinci yarısına tamamlanması hedefleniyor.
- 2015’te şirket kazancının olduğundan fazla gösterildiğinin ortaya çıkmasından bu yana şirket içi skandallarla uğraşan Toshiba, 2017’de şirkete 5,4 milyar dolar nakit enjeksiyonu yapan 30’dan fazla yabancı yatırımcıyı şirkete dahil etmişti. Bölünme planıyla birlikte “aktivist hissedarlar” olarak bilinen bu hissedarların, hisselerini satarak çıkış yapması hedefleniyor.
Son olarak Johnson & Johnson (J&J), geçtiğimiz hafta sonu tüketici ürünleri ve tıbbı cihazlar ile reçeteli ilaç olmak üzere iki ayrı şirkete ayrılacağını açıkladı. 135 yıllık şirketin yaşayacağı bu dönüşüm, 18 ila 24 aylık bir süreç içinde gerçekleşecek.
- J&J, son dönemde bebek pudrasının kansere neden olduğu iddiasıyla dava süreciyle karşı karşıya kaldı; ancak şirket yöneticileri yasal süreçlerin bölünme kararında rol almadığını iddia ediyor. Bölünme kararının, daha çevik olmak ve değişen trendlere daha hızlı yanıt vermek için alındığı belirtiliyor.
Neden önemli? Ard arda gelen bölünme kararları, farklı kulvarlarda hizmet veren şirketlerin ideal yapıları hakkındaki tartışmaları alevlendirdi. Yöneticiler, uzun yıllardır dünyanın farklı yerlerinde çok çeşitli işletmelere sahip olmanın şirketin farklı pazarlardaki iniş çıkışları telafi etmesine yardımcı olduğunu iddia ediyordu. Fakat son gelişmeler, çeşitli endüstrilerde rekabet etmeye çalışan şirketlerin verimsiz, karmaşık ve yönetilmesi zor hale geldiğini savunan yatırımcıların elini güçlendirdi.
Doğru strateji ne? Öte yandan, köklü holdingler strateji değiştirirken Amazon, Alphabet, Meta gibi büyük teknoloji şirketleri “yeni nesil holdingler” olarak yükselişe geçiyor. GE, Toshiba ve J&J gibi şirketlerin, daha esnek, duyarlı ve hedef odaklı şirketler kurma hamlesine karşılık büyük teknoloji şirketleri "Daha büyük daha iyidir," düşüncesiyle genişleme peşinde.
Örneğin Amazon, e-ticaretin yanı sıra streaming ve podcast işine girerken Google’ın çatı şirketi Alphabet, sürücüsüz araçlar geliştirmeye başladı. Teknoloji şirketlerinin argümanı, yeni nesil teknolojilerin “verimsizlik ve yönetim karmaşası” gibi sorunları çözeceği yönünde. Hangi stratejinin daha sürdürülebilir şirketler yaratacağını ise zaman gösterecek gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD'de enflasyon, ekim ayında yıllık %6,2 artışla son 31 yılın en yüksek seviyesine çıktı. General Electric, Toshiba ve Johnson & Johnson'ın bölünme planları, "Holdinglerin sonu mu geldi?" sorusunu gündeme getirdi.
15 Kas 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.




