Deadpool & Wolverine: Marvel kendi çöplüğünü karıştırıyor

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Deadpool & Wolverine
Yönetmen: Shawn Levy
Süre: 127 dakika
Yapım yılı: 2024
2021 yılında Loki dizisi ve Spider-Man: No Way Home ile Marvel Sinema Evreni’nde (MCU) yeni kapılar açan, 2022’de Doctor Strange in the Multiverse of Madness ile devam eden (hatta aynı yıl Everything Everywhere All at Once ile yaygın akım sinemanın dışına da taşınan) çoklu evren fikri Deadpool & Wolverine ile bambaşka bir boyut kazanıyor. Kelime oyunu yapmadım; 2019’da Disney’in, X-Men karakterlerinin haklarını elinde barındıran 20th Century Fox’u satın almasıyla neredeyse tüm Marvel çizgi romanları karakterleri bir çatı altında toplanmış oldu. (Disney’in bir süredir Sony Pictures ve Marvel Studios işbirliğiyle kullanabildiği Spider-Man karakteri de dahil birkaç karakter hâlâ bunun dışında.) 20th Century Fox çatısı altında izlediğimiz son Wolverine filmi Logan, son Deadpool filmi Deadpool 2 ve son X-Men filmi X-Men: Dark Phoenix ise sırasıyla 2017, 2018 ve 2019 yıllarında gösterime girdi. Dolayısıyla başta filme ismini veren iki mutant olmak üzere Deadpool & Wolverine’de izleyeceğimiz tüm X-Men karakterleri ilk kez MCU dahilinde karşımıza çıkıyor.
Deadpool & Wolverine, hayatına sıradan bir insan olarak devam etmeye karar veren ve ahlaki açıdan esnek geçmişini geride bırakan Wade Wilson yani Deadpool’un, dünyası yok olma tehlikesiyle karşılaşınca isteksizce harakete geçmek zorunda kalmasıyla başlıyor. Üstelik Deadpool (Ryan Reynolds), en az kendisi kadar isteksiz birinden, önceki filmlerden hatırladığımız kadarıyla her fırsatta laf soktuğu Wolverine’den (Hugh Jackman) yardım istemek zorunda kalıyor. Evet, Deadpool & Wolverine isminden anladığımız ve filmin aylardır her yerde karşımıza çıkan video ve görsellerinden gördüğümüz kadarıyla Wolverine ve Hugh Jackman geri dönüyor. Logan (2017, James Mangold) filmini izleyenleri şaşkınlığa uğratacak bu gelişmeyi haklı çıkarmaya çalışan ve ölü sevicilik ile şiddet pornosu arasında bir yerlerde konumlanan açılış sahnesi nasıl bir çılgınlıkla karşı karşıya olduğumuzu haber verir nitelikte.

Deadpool & Wolverine | Kaynak: Marvel Studios
Deadpool & Wolverine, sığ bir bahaneyle çoklu-evren filmlerine dahil ettiği iki X-Men karakterini evrenin öyle bir ucuna fırlatıyor ki, sürpriz bozanlardan uzak durarak izlemeyi başaranlar için hiç tahmin edilemeyecek karşılaşmalara ve buluşmalara vesile oluyor. İsteksiz bir ortaklık içindeki iki kahramanın kendilerini bulduğu araf misali boşluğun ve bu boşlukta karşılarına çıkan detayların tek bir anlamı var: Marvel kendi çöplüğünü karıştırıyor. “Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı” sözünün alabora edildiği yerdeyiz. Kırıntıları dahi hatırlanmayan eskiyi pazarlamayı başaran bir ticari zekayla karşı karşıyayız. Öte yandan bu film Marvel’ın izleyici sadakati açısından beklentilerini çok daha ileriye taşıdığının, izleyicisine çok daha sorumluluk yüklediğinin de işareti sanki: Son yıllarda MCU içinde dallanıp budaklanan tekil filmlerin, film serilerinin ve dizilerin birbiri için önkoşul ya da yankoşul olmaya başladığı ve sürekli bir izleme ya da takip zorunluluğu yarattığı malum. Deadpool & Wolverine ile bunun bile yeterli olmadığını anlıyoruz. Yoksa artık bir MCU filmindeki tüm referansları anlamak, bir MCU filminden azami zevki alabilmek için gişede batan ya da yapımı başlamadan rafa kaldırılan projelere, bir karakteri kimin canlandıracağı söylentilerine ya da Disney ve Marvel’ı etkileyen sektörel gelişmelere de mi hakim olmamız bekleniyor? Artık sadece MCU filmlerini değil, D23 Expo** haberlerini de mi ezbere bilmemiz gerekiyor?

Deadpool & Wolverine | Kaynak: Marvel Studios
Sıkı bir MCU takipçisi olarak Deadpool & Wolverine’den aldığım izleme zevkini ve izlerken duyduğum heyecanı filmin iyi olmasına değil, bunca yıldır izlediğimiz MCU filmlerinin bizi mahrum bıraktıklarına borçlu olduğumu düşünüyorum. Kusursuz bir film, derinlikli bir senaryo, sınırları zorlayan bir yaratıcılık ya da bugüne kadar görmediğimiz bir şey yok bu filmde. Sadece, bunca yıldır filmlerinin gişe gelirini düşüreceği endişesiyle R* reytinginden köşe bucak kaçan ve domine ettiği süperkahraman filmleri türünü PG-13* filmlere boğan Disney’in “bırakınız eğlensinler” lütfu var. Başka bir deyişle, özlediklerimizi bulmak... Satın alımın sonrasında MCU’nun ilk R reytingli filminin, 20th Century Fox döneminin en R reytingli iki karakterini buluşturan bir filmle gelmesi de oldukça doğal. Disney’in tozpembe dünyasından fırlamış, küfretmeyen, asla cinsel organlarıyla düşünmeyen ve en bencili bile bir noktada iyi bir mesaj vermeye programlanmış süperkahramanlar, özellikle son yıllarda MCU filmlerinin tahmin edilebilir formüllere ve senaryolara sıkışmasına neden olmaya başlamıştı. Küfürlerin ve cinsel içerikli şakaların ardı arkası kesilmeyen, şiddetin sonuçlarının yumuşatılmadığı Deadpool & Wolverine’in olası başarısı, Disney’in MCU içinde reyting çeşitliliğine gitmesine ve bu evrendeki R reytingli filmlerin sayısının artmasına neden olabilir. Ve umarım olur.
*Amerikan Sinema Filmleri Derneği (MPAA) tarafından belirlenen sınıflandırma sistemine göre ABD’de PG-13 reytingli filmleri 13 yaş, R reytingli filmleri ise 17 yaş altındaki çocuklar sadece yetişkin bir vasi eşliğinde izleyebiliyor. **D23 Expo, Disney tarafından iki yılda bir düzenlenen, Disney bünyesindeki tüm stüdyoların gelecek projelerine dair haberlerin, fragmanların ve detayların paylaşıldığı etkinlik.
Nerede izleyebilirsin? Deadpool & Wolverine, 24 Temmuz Çarşamba günü gösterime girdi.
Benzer işler:
- The Cabin in the Woods (2011, Drew Goddard)
- Spider-Man: No Way Home (2021, Jon Watts)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro ve Duende işbirliğiyle The Bear’ın yeni sezon değerlendirmesi, yeni Marvel Sinema Evreni filmi Deadpool & Wolverine’in incelemesi.
26 Tem 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.
25 Eyl 2026

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

İstanbul kültür ortamının hızlanmaya başladığı dönemde, 2001 yılında kurulan Galerist, 25. yılını "Gönül İşi" sergisiyle kutluyor. Galerist Direktörü Müge Çubukçu ile sergiden yola çıkarak galerinin 25 yıllık hafızası, İstanbul sanat ortamının dönüşümü, sanatçı-galeri ilişkilerinin görünmeyen katmanları, sanat üretiminin güçlü kökleri ve geçmişin yarattığı gelecek üzerine konuştuk.

Geçen hafta Macklemore ile Ed Sheeran arasında patlak veren ve müzik dünyasını sarsan krizin ardından, günümüz endüstrisinde siyasetin müzikten ayrı tutulamayacağına artık emin olduk. Ed Sheeran gibi küresel bir pop devinin dahi tarafsızlık kalesine sığınamayacağını kanıtlayan bu kriz, toz pembe sahnelerin çok geride kaldığını ilan ediyor.




