Derinlik sarhoşluğu


Yerebatan Sarnıcı yarın ziyarete açılıyor
İstanbul’un tarihî yarımadasında yer alan ve dünyanın önemli kültür miraslarından biri olarak kabul edilen Yerebatan Sarnıcı uzun bir aradan sonra kapılarını açmaya hazırlanıyor. Nedir? 2016 yılında İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanlığı…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Interpol, The Other Side Of Make-Believe
Süre: 45 dakika
Plak şirketi: Matador Records
Yayın tarihi: 15 Temmuz 2022
Kartonet: Cool kelimesinin müzik dünyasında karşılığını arıyorsak gideceğimiz en güvenli limanlardan biri Interpol olabilir. Tamamı pandemi sürecinde yazılan ve kaydedilen yedinci stüdyo albümleri The Other Side Of Make-Believe de bu duruşlarının bir devamı olarak gün yüzüne çıktı.
The Other Side Of Make-Believe, Interpol’ün 20 yılı aşkın kariyerlerinde bir arada vakit geçirerek yazmadıkları ilk albüm olma özelliğine sahip. Yazım sürecine Paul Banks Edinburgh’tan, Daniel Kessler İspanya’dan ve Sam Fogarino da Georgia eyaletindeki Athens şehrinden katıldı. Bu mesafeli birliktelik, albüme olumsuz etki vermekten ziyade üç müzisyenin de daha özgür olmasına olanak sağladı. Bir yıllık uzaktan çalışmanın ardından önce Catskills’te bir araya gelen üçlü, şarkılara son hâlini verdi. Ardından Interpol ve El Pintor albümlerinde prodüksiyon masasında yer alan Alan Moulder ve Flood’la bir kez daha çalışmak için Kuzey Londra’nın yolunu tuttu. Prodüktör ikili, grup elemanlarından gelen farklı materyalleri bir potada hem eritmeyi hem de ortaya çıkan müziğin Interpol gibi tınlamasını sağladı.

Interpol, The Other Side Of Make-Believe
Neden dinleyelim? Interpol’ün yaptığı bir albüme pozitif ve/veya hayata karşı umut tazeleyen bir iş diyeceğimi tahmin dahi edemezdim ancak The Other Side Of Make-Believe böyle bir albüm. Yine de Interpol diskografisinin en güçlü albümlerinden biri değil. Hit potansiyeli olan şarkılar da olmadığından albümün dinleyiciyi direkt yakalaması zor. Fakat birkaç dinlemenin ötesine geçildiğinde suyun derinleştiğini, albümün müzikal katmanlarının belirginleştiğini fark etmek mümkün. İlk iki tekli olan Toni ve Something Changed için çekilen kısa film tadındaki kliplerde Interpol’un derin sulardaki dünyası var.
Grubun diskografisi ele alındığında 2014 tarihli El Pintor sonrasındaki sadeleşme aşikâr. Bu sadeliğin The Other Side Of Make-Believe’deki temel direkleri gitarist Daniel Kessler ile davulcu Sam Fogarino. Paul Banks, bir önceki albümle birlikte çoktan hem söz yazımında hem de vokalinde ulaşabileceği noktaları keşfedip onları sadeleştirmeye başlamıştı.
Albümün adını sözlerinde ağırlayan Passenger, bir davulcunun dikkat çekmeye ihtiyaç duymadan şarkıyı nasıl öne taşıdığının en etkileyici örneklerinden. Kişisel yorumlar yerine odağımı objektif noktalara çekmeye çalışsam da bazı şarkılarda bunu başaramadığımı söylemem lazım. Bu albümün ve grubun El Pintor’la başlayan süreçte yaptığı en etkileyici parçanın Gran Hotel olduğu fikrindeyim. Paul Banks’in tekrara dayalı ama etkileyici sözlerini zirveye taşıyan kişi Daniel Kessler’dan başkası değil. Tıpkı Fogarino’nun Passenger’da yaptığı gibi öne çıkma hırsı yok. Şarkıda sade ama zekice dokunuşları var. Özellikle 03:45 sonrasını kulaklıkla ve mümkünse yüksek sesle dinlemenizi öneririm.
“So close on taking notes on my brain
Will you be faithful, will you be my origin?
All this is obsolete gardens are burning
'Cause I'll do anything to know you're here again”
Interpol, Gran Hotel
Benzer işler:
- The National, Boxer
- The Sound, Jeopardy
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Bear dizisiyle Şikago müziğinin dününe ve bugününe seyahat ediyoruz, Can Kılcıoğlu’nun ilk uzun metrajı Karnaval'ı ve Interpol'ün yeni albümünü ziyaret ediyoruz.
22 Tem 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




