

Dünyanın her yerinden ürün al, seyahat ederken kazan: Glocalzone
Bugün Quando okuyucularını, dünyanın her noktasında dostlarınız varmış gibi hissettiren ve yurt dışından alışveriş deneyimini en güvenli hâliyle sunan bir platform olan Glocalzone’la tanıştırmak isteriz. Nedir? Gezgin olarak veya alışveriş…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geride bıraktığımız hafta sonu Rusya’da gerçekleşen seçimler ve daha öncesi; muhalif seslerin bastırılmasının, Rusya lideri Putin’in iktidarını sağlamlaştırmasının, sonucu belli olan bir oylama gerçekleşmesinin ve "sandık doldurma" gibi usulsüzlüklerin ötesinde bir başka gerçekliğe de işaret etti. Muhalefet temsilcilerinin halkla iletişim kurduğu internet siteleri ve mobil uygulamalar Rusya’daki iletişim otoritesi tarafından yasaklandı.
Geçtiğimiz hafta Quando’nun Vaka Çalışması kanalında yer verdiğimiz Hükümetler ve kontrol: internet kesintileri başlıklı yazımızda hükümetler internetin gücünü fark ettikçe internet kesintilerinin küresel bir fenomene dönüştüğü iddiasını savunmuştuk. Bu hafta ise ölçeği biraz daha daraltıyoruz ve dijital çağda demokratik seçimler gerçekleştirmenin hangi açıdan zorlaştığına odaklanıyoruz.
Rusya’da neler oldu?
Rusya'da muhalefetin öne çıkan isimlerinden biri olan, sinir gazıyla zehirlenerek Almanya'da tedavi gördükten sonra Moskova'ya dönüşünde havalimanına ayak basar basmaz tutuklanan ve 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılan muhalif lider Aleksey Navalni'nin destekçilerinin iletişim için kullandığı çok sayıda internet sitesi Rusya iletişim otoritesi Roskomnadzor tarafından erişime engellendi.
Ayrıca Apple ve Google, muhalif oyları koordine etmeyi amaçlayan ve yine Navalni destekçileri tarafından kullanılan mobil uygulamayı uygulama mağazalarından kaldırmaya zorlandı. Rusya hükümetinin bu uygulamanın varlığının Rusya'daki seçimlere müdahale olduğunu savunduğu ve teknoloji devlerini büyük cezalarla tehdit ettiği iddia edildi.
Google'dan ismini vermek istemeyen bir çalışan Rusya hükümetinin bazı çalışanların isimlerini belirlediğini ve Google'ı bu kişilerin haklarında kovuşturma başlatmakla tehdit ettiğini öne sürdü. Apple ise konuyla ilgili herhangi bir soruya yanıt vermedi.
Navalni ekibinden Ivan Zhdanov uygulamanın mağazalardan kaldırılmasının "utanç verici bir siyasi sansür eylemi olduğunu" söyledi. İfade özgürlüğü meseleleri odağında çalışan eski bir Birleşmiş Milletler çalışanı David Kaye ise şirketlerin Rusya'nın uyguladığı baskıya ortak olduğunu ve bunu açıklamak zorunda olduklarını dile getirdi. Rusya hükümeti ise Navalni hareketinin "aşırılıkçı" olarak nitelendiğini ve platformların Rusya yasalarına uygun bir karar aldığını savundu. Navalni ekibi Telegram'ı iletişim amacıyla kullanmaya çalışsa da hükümet baskısına maruz kalıp kalmadığı belli olmayan Telegram da bir süre sonra bu kanalı kapattı.
Neden önemli?
The New York Times'ta yayımlanan bir yazıda "özellikle otoriter ülkelerde"; Facebook, Google, Twitter ve Apple gibi ABD merkezli teknoloji şirketlerinin hizmetlerine açık ve sansürsüz erişim sunmasının giderek zorlaştığı belirtiliyor. Hindistan, Myanmar ve Türkiye gibi örnekler verilerek "otoritelerin şirketlere belirli siyasi mesajları engellemeleri konusunda baskı yaptığına" ve internet kesintilerine dair talimatlar verilebildiğine dikkat çekiliyor.
Hükümetlerin teknoloji şirketlerine uyguladığı baskıların ilk örneği Rusya değil. İnternet sitelerine erişimlerin kısıtlanması, bazı içeriklerin kaldırılmasının talep edilmesi gibi gerçekler şirketlerin periyodik raporlarında okunabiliyor. Yine de aynı yazıda Natalia Krapiva, uygulama mağazalarına baskı yapmanın yeni bir fenomen olduğunu söylüyor. Krapiva, tarafsız durmaya çalışan ve özellikle personelleri cezai yaptırımlarla tehdit edilen endüstri liderlerinin erişime açık internet ve ifade özgürlüğü konusunda daha yüksek sesle konuşması gerektiğini savunuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre de Rusya’da yaşananlardan sonra Apple ve Google’ın, hizmetlerini kullanan milyonlarca insana eylemlerini nasıl temellendirdikleri konusunda bir açıklama yapması gerekiyor.
İnternete erişim bugün bilgiye erişim anlamına da geldiği için bu konuda uygulanan herhangi bir kısıtlama bilgiye erişim hakkının da ihlaline yol açıyor. Bu bağlamda 2016'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda temel insan hakkı olarak tanımlanan internete erişim bugün söz konusu seçimler olduğunda; adil, özgür ve güvenilir bir atmosfer kurabilmenin gereksinimleri arasında başı çekiyor.
"İnternet tabanlı bir demokrasi" tanımına karşılık gelen e-demokrasi kavramı internette siyasi katılım konusunda bir devrim yaratabilme potansiyeli görüyor. İnternet, çözüme kavuşturulması gereken bazı darboğazları olsa da gerek seçimlerde gerek sonraki süreçte halkın yaşadıkları bölgede ya da ülkede olan bitene dair gerçek zamanlı bilgiye erişmesi ve yönetime aktif katılım sağlaması için erişilebilir bir yol açıyor.
Özgür internet alanında çalışan sivil toplum kuruluşu Access Now'ın "İnternet kesintileri ve seçimler el kitabı" başlıklı çalışmasında internet kesintilerinin siyasi baskı, sansür, insan hakları ihlalleri, zayıflatılmış kurumlar ve hukukun üstünlüğünün eksikliği gibi gerçeklerin bir yansıması olduğu ifade ediliyor. Seçim dönemlerinde yapılan internet kesintilerinin muhalefetin sesinin bastırılması ve kampanyalarının engellenmesiyle sonuçlandığına dikkat çekilirken seçmenlerin seçim sürecine duyduğu güveni zayıflattığı ifade ediliyor.
Kitapçığa göre medya, seçim süreçlerinde usulsüzlüklere dair bir gözlemci olarak konumlanıyor ve internete yönelik baskılar medyanın bu görevini gerçekleştirmesini engelliyor. Medyaya seçim süreçlerinde seçmenleri doğru kararlar verebilmeleri için siyasi kampanyalar, adaylar ve adayların gündemlerine dair bilgilendirmek gibi hayati görevler düşüyor. İnternete ya da sosyal medyaya erişememek ise medyanın bu görevini yerine getirmesine engel oluyor.
Oy ve Ötesi gibi platformları düşünelim. Adil, güvenilir ve şeffaf seçimler gerçekleşmesi için çalışan bağımsız sivil toplum kuruluşları usulsüzlüklerin belirlenmesi konusunda dikkate değer bir görev üstleniyor. 31 Mart'ta gerçekleşen yerel seçimlerde ve 23 Haziran'da tekrarlanan İstanbul seçimlerinde mükerrer oy kullanılması, seçim yasaklarına aykırı seçim propagandası yapılması, siyasi parti gözlemcilerinin ve seçmenlerin sayım döküm işlemlerini izlemeye alınmaması, sandık kurulunun seçmenlerle oy kabinine girmesi gibi vakalar, günde 400 çağrı yanıtlayan Oy ve Ötesi gibi derneklerin internette paylaştığı raporlar aracılığıyla kamuoyunca görünür oluyor. Diğer yandan internet erişimiyle çalışan T3 gibi tutanak doğrulama sistemleri seçim güvenliğini garanti altına almaya yarıyor.
Ne yapmalı?
ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House, dijital platformların "demokrasinin yeni mücadele alanı" olduğunu söylüyor. Freedom House'un geçtiğimiz günlerde yayımladığı İnternette Özgürlük 2021 raporuna göre küresel internet özgürlüğü 11 yıldır üst üste geriliyor.
Myanmar, Belarus ve Uganda gibi ülkelerde seçimler ve anayasal krizlerde yaşananlar, bu gerilemenin en önemli sebepleri arasında yer alıyor. En az 48 ülkede otoritelerin teknoloji şirketleri için yürürlüğe koyduğu içerik, veri ve rekabet odaklı düzenlemelerden de anlaşılabileceği üzere hükümetlerin veri güvenliği konusunda artan hassasiyetleri, pozitif birkaç gelişme dışında genelde ifade özgürlüğünü sınırlamak ve kişisel bilgilere daha çok erişmekle sonuçlanıyor.
Access Now kitapçığına göre öncelikle dijital haklarımızın farkına varmamız gerekiyor. Bunun için internet kesintilerine ve demokratik seçimlere engel olan vakalara karşı duyarlılıklar geliştirmemiz ve bu gündemleri takip etmemiz öneriliyor. Diğer yandan benzer bir atmosfere her an maruz kalabileceğimizin bilincinde olarak teknoloji okuryazarlığımızı artırmaya ve olası bir kesinti durumunda ne gibi teknik hamleler yapabileceğimiz konusunda yol haritalarına duyduğumuz ihtiyaç ortaya çıkıyor.
Demokratik katılım başlığında internete olan güven arttıkça politika yapıcıların, özel sektörün ve sivil toplumun özgür interneti sağlama konusundaki sorumlulukları da aynı ölçüde artıyor. Ve tüm bu yaşananlar, demokratik süreçleri dijitalde de güvence altına alan politikalar ve araçlar geliştirilmesini gerektiren kapsamlı bir temel gündem yaratıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yan yana gelince aynı anda hem ufuk açan hem gülünç bir dilemma yaratan sözcükler.
23 Eyl 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.




