Blokzincir: Dijitalleşmenin son halkası

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Turan Sert - Paribu Danışma Kurulu Üyesi ve BlockchainIST Center Danışmanı
Gelin bu yazıda, blokzincir ve merkeziyetsiz finansın ne olduğunun yanında nasıl ortaya çıktığına daha geniş bir perspektifte dijitalleşmenin tarihi üzerinden bakalım. Aslına bakarsanız blokzincir teknolojisi, son yirmi-otuz yıldır yaşamakta olduğumuz fiziksel dünyadan dijital dünyaya geçiş sürecinin son evrelerinden biri. İlk olarak bu sürece kullanıcı tarafından bir göz atalım.
1960'larda ilk bilgisayar kullanımı ile başlayan dijitalleşme hareketi, 90'larda internetin hayatımıza girmesi ile ciddi bir hız kazandı. Dijital dünyanın fiziki dünyaya göre hız, rahatlık, esneklik, kolaylık gibi onlarca avantajı vardı. Kullanıcıya sağlanan bu avantajların etkisiyle iletişim alanında e-posta ile başlayıp sonrasında medyaya sıçrayan ve dokunduğu her alanı temelden sarsan bir harekete dönüştü dijitalleşme hareketi.
Tabii ki, ekonomik aktiviteler de dijitalleşmeden etkilendi ancak bir parça farklı olarak. Zira, iletişim dünyasında kişiler birbirleri ile direkt olarak iletişime geçebilirken ekonomik ya da finansal olarak benzer bir ilişkiye geçebilmek başlangıçta imkansızdı.
Dijital dünyanın sıkıntıları
Peki, kişilerin birebir ekonomik faaliyette bulunmaları neden zordu? Onca avantajına rağmen dijital dünyanın fiziksel dünyaya göre üç temel sıkıntısı vardı.
İlk olarak, bir ve sıfırlardan oluşan sanal dünyada güvenlik, büyük bir handikaptı. Fiziki engel olmadan erişim, aynı zamanda sizin de dünyanın her yerindeki kötü niyetli aktörlerin hedefi haline gelmenize neden oluyordu. Bu da özellikle ekonomik varlıkları dijital dünyaya taşıma konusunda büyük riskler getiriyordu.
İkincisi, dijital dünyada her tür ürün çok rahat bir şekilde kopyalanabiliyordu. Bu durum, özellikle dijital dünya içinde değer tutmayı zorlaştırıyordu. Zira çağlar boyu herhangi bir varlığın değerli olabilmesi için kısıtlı bir miktarda olması temel şartlardan bir tanesi olagelmişti.
Üçüncüsü ise fiziki dünyanın aksine dijital dünyadaki eylemlerin sonradan geri alınabiliyor ya da değiştirilebiliyor olmasıydı (bakınız Ctrl-Z tuşu). Bu aslına bakarsanız yapılan hataları düzeltmek açısından oldukça avantajlı bir özellik. Fakat bir yandan da karşı tarafın işlemi geri alması riskini getiriyor, bu da ekonomik faaliyetlerin nihayetlendirilebilmesine engel oluyordu.
Finansal kurumların rolü ve getirdiği sorunlar
Yukarıda saydığımız üç sıkıntı nedeniyle kişilerin, dijital dünyada birbirleriyle güven ve huzur içinde ekonomik ilişkiye girmeleri mümkün olmadı. Ara çözüm olarak banka ve finansal kurumlar, aradaki bu ilişkiyi tesis eder hale geldi. Bankalar, dijital dünyada paramızın değerini koruyan ve rahatça başkasına transfer yapabilmemize olanak veren güvenli limanlar oldu. Dijitalleşmenin etkisiyle ticari ve ekonomik faaliyetler patlarken bankalar da hacimlerini ve kârlarını ciddi bir şekilde artırdı.
Aslında buraya kadar her şey çok güzel; ancak maalesef dijital dünyadaki bu aracılar, bir noktada kişiler için ayak bağı olmaya başladı. Zira her insanın bu aracılara erişimi yoktu. Bunun yanında, bu aracılar birbirleri ile o kadar da uyumlu çalışmıyorlardı. Yani bir işlem yapmak istediğinizde saatler, günler alabiliyordu. Ayrıca, coğrafi kısıtlamalar nedeni ile her yerdeki insanlar ile iletişime geçmeniz mümkün olmuyordu ve bu faaliyetler oldukça masraflıydı.
Blokzincir masaya ne getiriyor?
İşte blokzincir, özünde yukarıda bahsettiğimiz üç sıkıntıyı aşmayı sağlayacak bir teknoloji olarak kişilerin aracı kurumlar olmadan birbirleri ile ekonomik ilişkide bulunmalarına olanak sağladı. Şifreleme teknolojileri zaten kişilerin dijital dünyada güvenli bir şekilde dolaşmalarına olanak sağlamıştı. Blokzincir teknoloji ise kişilerin bir aracı olmadan dijital varlık tutup ona ulaşabilmesine ve başkasına transfer edebilmesine zemin yarattı.
Blokzincir bu sorunları nasıl aştı? Birkaç temel özelilk ile. Bunlardan en önemlisi şeffaflık. Tekrar edelim, blokzincir dediğimiz aslında herkes tarafından görülüp incelenebilen bir yazılım. Yazılım olarak kopyalanabiliyor; ancak defter olarak tutulan işlemler kopyalanmıyor ya da geriye doğru değiştirilemiyor.
Değiştirilemediğine nasıl emin oluyoruz? Sistemin devamını dünyanın her yerinde on binlerce makine sağlıyor. Bu makineler, sistemi değişmez halde tuttukları sürece ödüllendiriliyor. Yani içinde kendi kendine doğru ve tutarlı bir şekilde devam etmesini sağlayacak bir mekanizma oluşturulmuş ve bu makine on yıldır tıkır tıkır işliyor.
Peki, gelecekte bir sorun olmayacağının garantisi var mı? Gayet tabii yok. Burada da insan faktörü devreye giriyor. Blokzincirlerin yaşatılmasını makineler sağlıyorsa da gelişmesini insanlar ya da bir diğer deyişle o blokzincirin topluluğu sağlıyor. Bu topluluğun elinde, blokzincirin yarattığı paralar olduğu için temel amaçları bulundukları blokzinciri büyütmek. Bunun da yolu, blokzincirin güven teşkil etmesi ve insanlar tarafından kullanılmasından geçiyor.
Merkeziyetsiz finans
Merkeziyetsiz finans ise işte yukarıda anlattığımız aracıları olan ihtiyacı ortadan kaldıran blokzincir hareketinin içinde bir evre. Bitcoin, bu hareketin atasıdır desek yanlış olmaz. Zira üzerinde değer saklanabilen ve herhangi bir otoritenin etkisi altında olmadan isteyen herkesin bir başkasına istediği zaman istediği kadar para gönderebilmesini sağlayan para Bitcoin oldu. Tabii ki, finansal ihtiyaçlar sadece para transferi ile bitmiyor. Bunun mevduatı, kredisi, sigortası, token alım-satımı, türev piyasaları var. Merkeziyetsiz finans, kişilerin herhangi bir aracı kullanmadan bu işlemleri birbirleri ile doğrudan yapabilmelerine olanak sağlıyor.
İşte size, tekniğe çok da bulaşmadan, en yalın haliyle kriptopara ve merkeziyetsiz finansın tarihsel gelişimi...
Dijitalleşme, blokzincir ve merkeziyetsiz finansla ilgili daha fazla bilgi için: turansert.medium.com
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Blokzincir, finans alanında nasıl kullanılıyor? Bitcoin ETF'leri, Bitcoin'i ana akım bir yatırım aracı haline getirecek mi? Bitcoin, yeni altın mı?
05 Kas 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



