Donald Trump’ın tweet’lerine Twitter kontrolü
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Donald Trump'ın hedefinde sosyal medya platformları vardı. Öncesinde Twitter, başkanın platform üzerinden paylaştığı iki mesaja topluluk kurallarını ihlal ettiği gerekçesi ile müdahalede bulundu. Sonrasında Trump anayasadaki ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek söz konusu platformlardaki içerik korumalarını kısıtlayacak bir yürütme kararı planladığını açıkladı. Facebook'un kurucusu Mark Zuckerberg'ün de rakibi Jack Dorsey’e göndermelerde bulunması ile Big Tech gündemi iyice kabardı.
• Nedir? Twitter, yaklaşan ABD seçimlerinde posta aracılığı ile oy kullanmanın büyük ölçüde hileli olduğu mesajını paylaşan Trump'ın tweet’ine "postalı oy pusulası hakkında gerçekleri öğrenin" yazılı bir ibare koydu. Ayrıca San Francisco merkezli şirket, Minneapolis'te George Floyd'un polis tarafından öldürülmesine yönelik protestolara yanıt olarak "yağma başladığında, ateş başlar" mesajını paylaşan Trump'ın bu tweet’ini de topluluk kuralları ihlali saydı.
• Facebook: Twitter gibi bilgi akışını düzenleyen platformlardan Facebook da tartışmaya dahil oldu. Fox News'e verdiği röportajda “Facebook'un insanların çevrim içi söyledikleri her şeyin hakemi olması gerektiğine kesinlikle inanmıyorum” diyen CEO Mark Zuckerberg, özellikle özel şirketlerin hakemlik görevine soyunmaması gerektiğinin altını çizdi. CEO'nun bu sözü önemli. Zira Twitter'ın aksine Facebook yönetim kurulunda bir tekel var. Zuckerberg oy hakkının %60'ını elinde bulunduruyor, dolayısıyla topluluk kurallarına da yine kendisi yön veriyor.
• Twitter: Başkanın tweet’lerinin yanıltıcı bilgiler taşıdığını belirten şirket, aldıkları aksiyonun 1 ay önce paylaştıkları kurum politikaları ile uyumlu olduğu mesajını paylaştı. Şirketin CEO'su Jack Dorsey de platform üzerinden paylaştığı mesajında bu aksiyonun kendilerini "gerçeğin hakemi" yapmadığını söyledi. Çelişkili ifadeleri ve tartışmaya açık bilgileri kamuoyuna göstermek istediklerini söyleyen Dorsey, amaçlarının insanların kendi yargılarını oluşturabilecekleri bir şeffaflık sağlamak olduğunun altını çiziyor.
• Şimdi ne olacak? Big Tech'i hâlihazırda anti-muhafazakâr bir önyargıya sahip olmak ile suçlayan Donald Trump, yer yer bu şirketleri kapatmak ile tehdit de ediyor. Sosyal medya devlerini kapatması pek olası değil ancak, perşembe günü imzaladığı karar ile Donald Trump, 1996'dan beri kullanımda olan İletişim Karar Yasası'nın yeniden gözden geçirilmesi emrini verdi. Bahse konu yasanın 230. maddesi sosyal medya şirketlerinin platformlarında görünen içerikler veya o içeriklere müdahale gerekçesi ile dava edilmesini engelliyor. Olası bir yasa değişikliği Twitter ve diğer platformların "makul bir açıklama" yapmadan içeriklere müdahale etme hakkını ortadan kaldırabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.



