

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
"Hayal gücünün işi olmak istemek; hayal gücü, insanın ne olduğuna dair bize geniş bir şekilde uzanır, itişir, meydan okur ve güvenir. Ancak, belki de hayal gücünün en büyük işi, dünyanın gerçekliğine karşı bir denge sağlamaktır, nasıl başka türlü olabileceğimizi hayal etmek."
Bu sıralar bilim kurgu sevdalılarının gündemindeki “Dune” filmi gezegenimizin farklı şartlarında, nasıl başka türlü hayatlarımız olabileceğine dair hayal kapısını aralıyor. "Dune" filmi Frank Herbert'in aynı adlı romanından beyazperdeye uyarlandı. Kitap birçok kez sinemaya uyarlansa da yönetmen Denis Villeneuve tarafından çekilen film, Herbert’in eserinin modern bir yorumunu seyirciye sunuyor. Dune kelimesi, çöl benzeri gezegen Arrakis'in yüzeyini kaplayan devasa kum tepelerini ifade etmek için kullanılıyor.
Dune, iklim kurgunun öncülerinden biri olarak kabul edilebilir.
Herbert'ın "Dune"u, sadece bilim kurgu romanı değil, aynı zamanda insanlığın geleceğini şekillendirebilecek derin bir ekolojik vizyonun ürünü. Arrakis gezegeni, kum tepeleri ve sıcak çöller ile dolu. Bu kuru ve çorak gezegen, insanların hayatta kalma mücadelesini simgelerken, kum solucanları ise her köşede sinsi bir tehdit oluşturuyor. Ancak bu kum solucanları sadece tehlike değil, aynı zamanda gezegenin dengesi için hayati bir rol oynuyorlar. Baharatı üreten bu solucanlar, insanların uzayda yolculuk yapmasını sağlayan kaynağı oluşturuyor ve baharatı elde etmek için gezegen sömürülüyor. Bu baharat, insanların enerji ihtiyaçlarını karşılayan önemli bir kaynak olan petrolü hatırlatıyor.
"Dune" serisi, gezegenin dengesiz ekosistemini ve insanların doğal kaynakları nasıl sömürdüğünü incelerken, günümüz dünyasındaki iklim değişikliği ve çevresel sorunlarla da çarpıcı benzerlikler taşıyor. Herbert'ın yazma sürecindeki ana ilham kaynağı çöl ekosistemleri olmuş. Yazar, özellikle Oregon'un çöl bölgeleri gibi yerlerdeki doğal ortamları inceleyerek Arrakis gezegeninin çorak ve acımasız atmosferini yaratmış. Ayrıca Orta Doğu'nun tarih ve kültüründen de etkilenmiş ve bu unsurları "Dune" evrenine entegre etmiş. Özellikle Bedevi kültürü ve çölde yaşamın zorlukları, serinin temel temasını oluşturmuş.
Arrakis'teki kuraklık, hikayenin karakterlerini ve olaylarını derinden etkiliyor.
İnsanlar, suyun değerini ve önemini anlıyor ve suyun kontrolü, güç dengelerinin belirlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Aynı zamanda, Arrakis'in kuraklığı, gezegenin yerlisi Fremen halkının kültürünü ve yaşam tarzını da şekillendiriyor. Fremenler, suyu en değerli varlık olarak görüyorlar ve bu nedenle onu korumak için çeşitli yöntemler kullanıyorlar:
Su Geri Dönüşümü: Suyu mümkün olduğunca verimli bir şekilde kullanıyor ve geri dönüşüm sistemleri geliştiriyorlar. Örneğin, nefes alırken ve terlerken kaybolan suyu geri kazanmak için giysilerinde su toplayıcıları kullanıyorlar.
Su Koleksiyonu: Nadir yağmurları ve nemli havalardaki suyu toplamak için çeşitli teknikler geliştiriyorlar. Özel toplama tesisleri ve cihazlar kullanarak yağmur ve nemden su elde ediyorlar.
Su Tasarrufu: Suyu tasarruflu kullanıyor ve israf etmekten kaçınıyorlar. Filmde beni en çok etkileyen sahnelerden biri, Fremenlerin vücutlarındaki suyu boşa harcamamak için ağlamaktan bile kaçınmaları oldu.
Suyun Korunması: Suyu korumak için sıkı kurallar ve töreler geliştiriyorlar. Örneğin, ölenlerin bedenlerindeki suyu geri kazanmak için özel teknikler kullanılıyor. Daha sonra, toplanan su, Fremen topluluğunun su stoklarına ekleniyor.
Herbert’in Dune’u kaleme aldığı 1960'lar, çeşitli çevresel sorunların arttığı ve dünya genelinde iklim değişikliği gibi konuların daha fazla dikkat çekmeye başladığı bir döneme denk geliyor. O dönemde, endüstriyel faaliyetlerin artmasıyla birlikte hava ve su kirliliği gibi çevresel sorunlar önemli bir hal almıştı. Ayrıca, nükleer denemeler ve kirlilik, doğal yaşamı ve ekosistemleri ciddi şekilde etkileyen başlıca sorunlardan biriydi. Özellikle petrol ve diğer fosil yakıtların yoğun kullanımı, atmosferde sera gazlarının artmasına ve iklim değişikliğine neden olan bir etken olarak ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu dönemde, petrol ve enerji krizleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu başlangıç aşamasındaki çevresel sorunlar ve enerji kaynaklarına olan bağımlılık gibi konular Dune’a ilham olsa da, Herbert bu sorunların ileride gelebileceği yeri hayal edebildi. Akademisyen William Senior’a göre Herbert, bugün en ısrarcı biçimde karşılaştığımız birçok sorunu öngördü.
Herbert, Dune serisi ile ilgili şöyle yazmış: "Ekolojik konularla ilgili birkaç yazı yazmıştım ama süper kahraman kavramı, beni ekolojinin demagoglar ve sözde kahramanlar için sonraki bir bayrak olabileceği endişesiyle doldurdu... Küresel bir sorunun şeklini görmeye başlamıştım, hiçbir parçasının diğerinden ayrılmadığı - toplumsal ekoloji, siyasi ekoloji, ekonomik ekoloji."
Dune, sadece bir bilimkurgu hikayesi değil, aynı zamanda bir çevre manifestosu.
İklim krizi, dünya coğrafik hayallerini yeniden yapılandıran yeni sorular ortaya koyan ve etik, toplumsal ve kültürel bir sorun olarak yeniden hayal edilmektedir. Edebiyat, sinema gibi sanat aracılığı ile paylaşılan aşırı senaryolar ile hayal edilemeyenin, hayal edilmesi sağlanıyor ve iklim krizi tartışmasının kabul edilebilir sınırları yeniden tartışılıyor. Herbert'ın yaratıcı evreni de okuyucuları ve izleyicileri düşünmeye, hayal etmeye ve harekete geçmeye teşvik ederken, aynı zamanda gezegenimiz sürdürülebilir bir şekilde yönetilmezse neler olabileceğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Film, bu yönüyle sadece bilim kurgu sevenlere değil, herkese hitap ediyor. Dune’u bir de bu gözle izlemeye ne dersiniz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Bir teknenin motorunu değiştirmek mi daha sürdürülebilir, yoksa denizle kurduğumuz ilişkiyi mi?
17 Eyl 2026








