

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
26 Ağustos'ta Himalayalar'dan kopan bir buzul kütlesi, Nepal ve Tibet'te binden fazla insanın hayatını aldı; binlerce insandan da hâlâ haber alınamıyor. Ama bu felaketin büyüklüğü doğanın gücünden değil, bilinen bir riskin henüz çoğu yerde izlenememesinden geldi.
Olayın adı buzul gölü taşkını. Yüksek dağlarda buzullar erirken arkalarında büyük göller bırakır; bu gölleri tutan da genellikle kayadan değil, gevşek moloz ve buzdan oluşan doğal setlerdir. Bir çığ ya da kaya kütlesi bu göle düştüğünde, set aniden çöker ve göldeki milyonlarca metreküp su tek seferde aşağıya boşalır. Nepal'de olan tam olarak buydu ve sonuç, önüne çıkan her köyü, yolu, köprüyü süpüren bir sel dalgasıydı.
Bu artık sadece bir doğa olayı değil, giderek daha sık görülen bir örüntüdür. Isınan iklimle birlikte buzullar geri çekiliyor ve geri çekilen her buzulun ardında yeni ve daha büyük göller oluşuyor. Bilim insanlarının yakın zamanda yaptığı bir hesaplama, bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor: Dünya genelinde 15 milyon insan, doğrudan bir buzul gölü taşkını riski altında yaşıyor; bunların yarısından fazlası sadece dört ülkede, Hindistan, Pakistan, Peru ve Çin'de yoğunlaşıyor. Yani tetikleyici olay öngörülemez olabilir, ama riskin kendisi hiç de öngörülemez değil.
Nepal'deki felaketin en çarpıcı yanı da tam burada. Sel, izlenen bilinen bir gölden değil, 5.200 metre yükseklikte, hiç gözlem altında olmayan bir kaya ve buz kütlesinden başladı. Aşağı vadideki otomatik ölçüm istasyonları ise sel dalgası kendilerine ulaştığında zaten devre dışı kalmıştı, çünkü bu tür sel dalgaları kaynağından koptuktan sonra beş ila otuz dakika içinde aşağıya varabiliyor. Yani mesele yalnızca bilinen gölleri izlemek değil, izlemeyi bilinmeyen yamaçlara da yaymak.
İyi haber şu ki bu boşluğun kapatılabilir olduğunu gösteren örnekler var. Peru'da 1941'de Palcacocha Gölü'nün taşması Huaraz kentinde yaklaşık 1.800 kişinin ölümüne yol açmıştı. O günden beri onlarca gölde drenaj tünelleri ve sifon sistemleri kuruldu ve sonraki can kayıpları belirgin biçimde azaldı. Nepal'in kendi topraklarında da başarı hikâyeleri var: Tsho Rolpa Gölü'nün seviyesi 2000 yılından itibaren üç metre düşürüldü, Imja Tsho Gölü'nde 2016'da benzer bir çalışmayla göl seviyesi indirildi ve altı yerleşime otomatik sirenli uyarı sistemleri kuruldu, bu da bölgede yaşayan yaklaşık 72 bin kişiyi korudu. Bhutan ise Thorthormi Gölü'nü mühendislik çalışmasıyla beş metre alçalttı.
Ama bu örnekler aynı zamanda ikinci bir dersi de gösteriyor: Kurmak yetmiyor, kurulan yapıları sürdürmek de gerekiyor. Tsho Rolpa'daki erken uyarı sistemi yıllar içinde bakımsızlıktan işlevini yitirmişti. Yani mesele tek seferlik bir yatırım değil, sürekli bir sorumluluk. Aynı Marmara Depremi’nde olduğu gibi, deprem uzun süre gelmediği zaman kentin çeperlerine taşınanlar yavaş yavaş geri dönüp eski binalarına taşınıp depremi unuttular.
Nepal'deki kayıp bu boşluğun bedeliydi. Ama aynı zamanda bir davettir: Dünyanın yüksek dağlık bölgelerinin tamamını, sadece bilinen gölleri değil, bilinmeyen yamaçları da kapsayan bir izleme ağı kurmak ve bunu kalıcı kılmak artık bir hayal değil, bir seçim meselesi. Bu belki 10 sene önce çok maliyetli bir çabaydı ama teknoloji ve haberleşme her geçen gün ucuzluyor ve ucuzlamaya da devam edecek. “Paramız yok” artık bir sebep olarak öne sürülmesi zor bir özür olmaya başlıyor.
Himalayalar'daki bu sel bir kader değildi. Önlenebilirdi ve bir dahaki sefere önlenebilir, yeter ki kurduğumuz sistemleri unutmayalım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nepal’de iklim krizinin büyüttüğü sel riski, ağaç kovuklarının sunduğu sığınaklar, Kaçkarlar’da doğayla koşmak, rüzgârın şekillendirdiği yavaş yaşam ve eko-anksiyetenin geleceğe dair kaygılarımızdaki yeri; bu sayıda ve çok daha fazlası.
17 Eyl 2026

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Bir teknenin motorunu değiştirmek mi daha sürdürülebilir, yoksa denizle kurduğumuz ilişkiyi mi?
17 Eyl 2026







