Dune - Part Two: Çöl gezegeninde ikinci perde

Bilimkurgu romanından beyazperdeye taşınan Dune evreninin ikinci filmi, romanı okumamış olanlara, öncülüne kıyasla daha anlayışlı davranıyor.
Dune - Part Two: Çöl gezegeninde ikinci perde

1 Mart - Reflect Studio - Duende
Reflect Studio ile birlikte

Kırmızı kalbi takip et: Reflect Studio X Keith Haring Sevgili Duende okuru, Kalbin kadar temiz bu sayfayı , kocaman bir kalbe sahip olan bir isme; Keith Haring ’e ve onun kırmızı kalbini takip edebileceğin Reflect Studio iş birliğine ayırıyoruz. 1980'lerin başında New York sanat sahnesinin dinamik bir gücü olan Keith Haring, kısa sürede uluslararası üne kavuştu ve o günden bu yana sanat, kültür ve moda üzerindeki etkisi artarak devam etti. “Sanat herkes için” diyerek umutlu ve bir o kadar da aktivist bir ruhu savunan çok yönlü sanatçının imgeleriyle karşılaştığımızda nerede görsek tanırız. Dünyaya bu kadar değerli ve tanınmış izler bırakan Haring’in imgeleri barış, sevgi ve eşitlik gibi kavramları aktaran, evrensel olarak tanınan bir görsel dil hâline geldi. Bu eşsiz ve canlı dil şimdi, üzerinde taşımak isteyenler için Reflect Studio ’nun klasik parçaları üzerine sevgi ve saygıyla işlendi. ❤️ Reflect Studio X Keith Haring : “One Planet, One Heart” sloganıyla bizleri karşılayan bu kırmızı, siyah, mavi ve beyaz koleksiyonda, efsanevi pop art ve grafiti sanatçısının ikonik görselleri süper yumuşak sweatshirtler, atkılar, tişörtler, şapka ve berelerde hayat buluyor. Kırmızı kalbi takip edeceğin bu koleksiyonun henüz ilk seri olduğunu hatırlatarak seni devamından haberdar olman için Reflect Studio bültenine davet edelim. Reflect Studio X Keith Haring koleksiyonun ilk serisini buradan keşfedebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Dune: Part Two

Yönetmen: Denis Villeneuve

Yapım yılı: 2024

Süre: 166 dakika

Sinemanın edebiyat karşısında ağır mağlubiyetlere uğradığı zamanlar oluyor. İzlemekte geç kaldığım için ne yazık ki projeksiyon lambası benden daha hevessiz bir salonda izlediğim Dune’dan (2021, Denis Villeneuve) çıktıktan sonra bu dev prodüksiyonun da bunu doğruladığını düşünmüştüm. Hayranı olduğum Timothée Chalamet, Zendaya ve Oscar Isaac’in varlıklarına, teknik anlamda kesinlikle kusursuz görselliğine, müziklerine ve efektlerine rağmen Frank Herbert’ın henüz tanıştığım dünyasına girmekte çok ama çok zorlanmıştım. Filmin üç saatlik bir “giriş” olması ve sona ermeyeceği başından belli yapısı bir yana, adeta dilini bilmediğim bir gezegenin ortasına bırakılmış ve terk edilmiş gibi hissetmiştim. Üstelik ben kimden taraf olmam gerektiğini ya da “olayın” ne olduğunu anlamaya çalışırken, birkaç saniye görünen karakterler, bilmediğim bir geçmişe dair referanslar ya da bilmediğim bir geleceğe dair kehanetler kafamı oldukça karıştırmıştı. Dune’u aralarına yeni birini almaya oldukça kapalı, zorba bir arkadaş grubunun elinden çıkmış ama çok iyi tasarlanmış teknik bir başyapıt olarak görmüştüm.

Böylesi uyarlamalar söz konusu olduğunda yönetmen, senarist ve yapımcıların kaynak malzemeyi yıllar önce okumuş ya da izlemiş, haklı olarak hayranı olmuş ve filmi olağandışı bir heyecanla bekleyenler ile benim gibi yabancılar arasında ikilemde kaldığını tahmin edebiliyorum. Hayranları sıkmak ve yeni gelenleri yabancılaştırmak arasındaki seçimde Warner Bros.’un “kitabı okuyup gelin” demeyi seçmesi beni bir izleyici olarak öfkelendirmişti. (Bu bakımdan Dune: Part Two’nun basın gösterimi öncesi romanın yeni Türkçe baskısının dağıtılması oldukça manidar.) Frank Herbert’ın romanını Dune sonrası hâlâ okumamıştım, biraz da ikinci bölümün “benim gibilere” ne vadettiğini görmek için belki.

Dune | Kaynak: TME Films

Dune: Part Two beni şaşırttı. Bunda Dune ile hâlihazırda o dünyaya istemsizce de olsa girmiş olmamın etkisi büyük. Artık kimden taraf olacağımı, “olayın” ne olduğunu bilmemin, karakterlerin motivasyonlarını ve hikayelerine dair bilgimin sıfırdan fazla olmasının... Ama ilk bölümde olmayıp da ikinci bölümde olan esas şey, filmin ve bu bilimkurgu evreninin simgelerinin daha açık bir şekilde okunabilmesi: Artık solucanların ne olduklarıyla değil ona binen birinin yaptığı güç gösterisiyle, artık baharatın ne olduğuyla değil onu kontrol etmenin ne demek olduğuyla ilgilenebiliyor olmanın hazzı... Ustalıkla kurgulanmış güzel görüntüler akarken ileri atlayıveren zamanda olanların bir şeyler kaçırdım hissi yaratmak yerine iyi aksiyon sahnelerine alan açtığını fark etmenin mutluluğu... Bunlar Dune: Part Two’nun öncülünü aşabildiği olumlu noktaları. Hans Zimmer’in Oscar ödüllü müzikleri ve Greig Fraser’in Oscar ödüllü görüntülerinin çıtayı daha da yükseltmiş olması, kostüm tasarımlarının göz kamaştırması ve belki de Mad Max: Fury Road’dan beri izleyemediğin kalitede aksiyon sahneleri var bir de.

Dune: Part Two benim için tamamen çalıştı da diyemem. Filmde hâlâ romanı okumamış biri olarak bir yabancı gibi hissettiğim ya da önemli olayların saniyelerle geçiştirilmesine “bu bir mini-dizi olmalıydı” isyanı ettiğim anlar fazlasıyla oldu. Yine de Feyd-Rautha’nın tek boyutlu bir villain olarak bırakılmamasına—ki Austin Butler’ın performansı ve Elvis’i geride bırakabilmiş olması muazzam—Paul ve Chani arasındakilerin pembe dizi kıvamında uzatılmaması sevindirici. Bir seçilmiş kişi olarak Paul Atreides ve bir mesih olarak Muad’Dib’in toplumsal ve politik işlevi ve etkisinin bu ikinci bölümde çok daha anlaşılır ve takip edilebilir olduğu da bir gerçek.

Dune filmleri hakkında derinlemesine düşünmeyi, kağıt üstünde ve bir edebiyat eseri olarak çok daha iyi durduğuna emin olduğum bu dünyayı bir de okuru ve hayranı olarak ele alıp yorumlamayı çok isterim. O zaman başlayalım: “Arrakis’e doğru yola çıkmalarından önceki hafta, etraftaki toplanma telaşı bu son safhasında neredeyse dayanılmaz bir çılgınlık boyutuna ulaşmışken yaşlı bir kadın, Paul adlı delikanlının annesini ziyarete geldi.”

Benzer işler:

  • Mad Max: Fury Road (2015, George Miller)
  • Tenet (2020, Christopher Nolan)

Nerede izleyebilirsin? Dune: Part Two, bugün gösterime giriyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🪱 Dune’da ikinci perde, Netflix’ten “Kuvvetli Bir Alkış”

Denis Villeneuve’den "Dune: Part Two", Berkun Oya imzalı “Kuvvetli Bir Alkış”ın oyuncularıyla sohbet.

01 Mar 2024

Reflect Studio ile birlikte
Kaynak: TME Films

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine