Entrika imparatorluğu Succession'da final sezonu

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her şey, Britanya televizyonlarındaki kara komedi ve taşlama geleneğini devam ettiren Peep Show (2003-2015) ve Fresh Meat (2011-2016) gibi dizilerin yaratıcısı Jesse Armstrong’un ABD’nin medya imparatorlarından Rupert Murdoch ve ailesi hakkında bir senaryo yazmasıyla başladı. Murdoch adlı yapıma kimse yeşil ışık yakmadı. 2016’da Armstrong’un geliştirdiği ve değiştirdiği, Murdoch ailesinin yerine kurmaca Roy ailesini yerleştirdiği yeni senaryosu, Adam McKay ve Will Ferrell gibi isimlerin yapımcı olarak projeye dâhil olmasıyla bambaşka bir boyut kazandı. Succession’ın ilk bölümü 3 Haziran 2018’de HBO’da yayınlandı.
Sopranos, Six Feet Under, Game of Thrones, Euphoria… Sex and the City, Veep, Barry, Hacks… Band of Brothers, Chernobyl, The White Lotus… İster drama ya da komedi dizileri olsun, ister mini-diziler. ABD televizyonlarında içerik kalitesi, prodüksiyon değeri ve reytingleri yüksek yapımlarla özdeşleşmiş bir yayıncı olarak HBO, 90’ların sonundan beri markasıyla taahhüt ettiği standartları ABD dışında da birçok ülkedeki izleyiciye ulaştırıyor. İlk bakışta sıkıcı bir zengin aile draması olarak yorumlanabilecek Succession, izleyicisi için güç, hırs, entrika ve rekabet etrafında dönen bir kasırgaya dönüşmekte, şans veren herkesi içine çekmekte zorlanmıyor.

Brian Cox (Logan Roy) | Fotoğraf: Macall B. Polay
İlk bölümünü izleyişimizin üzerinden neredeyse beş yıl geçmiş. “Veraset başlığının vadettiği bir şey var.” diyor dizinin yaratıcısı Jesse Armstrong, “Bunun sonsuza kadar devam edebileceğini hiç düşünmedim. Aklımda her zaman bir son vardı. 2. sezondan beri de şunu düşünüyordum: Sıradaki sezonda mı, ondan sonrakinde mi, yoksa ondan sonrakinde mi?” Neticede bazen iyi, bazen kötü bölümleri olan ve yıllarca sürecek ortalama bir dizi yerine, ilk sezonlardaki heyecanı ve kaliteyi sabitlemeye, dördüncü sezonla veda etmeye karar vermişler. Dizinin belkemiği Logan Roy’u canlandıran Brian Cox, Armstrong’u bu kararından dolayı şöyle takdir ediyor: “Bu onun disiplinini ve İngilizliğini gösteren bir karar. ABD’deki eğilim, bir şeyi sonuna kadar sağmaktır.”
Unutulmaz bölümler
Succession’ın final sezonu başlamadan önce bazı bölümleri tekrar izleyerek hafızanı tazeleyebilir, Roy ailesin entrikalı dünyasına yeniden adapte olabilirsin. Tansiyonun bölüm boyunca düşmediği, şok edici sürprizlerle aile ve şirket içi dinamiklerin değiştiği bu 7 bölümden bazıları sana karakterleri onlar yapan özelliklerini, bazıları da dizinin genel atmosferini hatırlatacak.
- Which Side Are You On?, 1. Sezon, 6. Bölüm
- Nobody Is Ever Missing, 1. Sezon, 10. Bölüm
- Hunting, 2. Sezon 3. Bölüm
- Safe Room, 2. Sezon 4. Bölüm
- This Is Not for Tears, 2. Sezon, 10 Bölüm
- Retired Janitors of Idaho, 3. Sezon, 5. Bölüm
- All the Bells Say, 3. Sezon, 9. Bölüm
Succession’ın Emmy karnesi
- Succession, değerlendirmeye alındığı 2019, 2020 ve 2021 yıllarında toplam 48 Primetime Emmy adaylığı elde etti; 13 Primetime Emmy Ödülü’nün sahibi oldu. Dizi ikinci ve üçüncü sezonlarıyla En İyi Drama Dizisi seçildi.
- Eylül 2022’deki 74. Primetime Emmy Ödülleri’nde 14 oyunculuk adaylığı elde eden Succession rekor kırdı. 14 oyuncudan Matthew Macfadyen En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu - Drama kategorisinde ödüle uzandı. Rekor daha önce 1977 yapımı mini-dizi Roots’a aitti.
Daha fazlası...
- Dizinin The New Yorker’a konuşan yaratıcısı Jesse Armstrong dördüncü sezonun neden Succession’ın son sezonu olmasına karar verdiklerini anlatıyor.
- Logan Roy’u canlandıran Brian Cox, Variety’deki röportajında dizinin sona eriyor olmasıyla ve oyunculuk yaklaşımıyla ilgili konuşuyor.
Nerede izleyebilirsin?
Succession'ın dördüncü sezon bölümleri ABD'de 26 Mart Pazar gecesi HBO'da yayınlanmaya başlayacak, her bir bölüm Türkiye'de 24 saat sonrasında TOD'da izlenebilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.



