'Euphoria'nın yeni sosyolojisi: Hıyarlar ve hayaletler

Euphoria, doğduğu günden beri Z jenerasyonunun üzerine giydirilmiş bir projeksiyon, simli bir aynaydı. İlk iki sezonda bu ayna, lise koridorlarının neon ışıkları altında kimlik arayışını, bağımlılığı ve ilk hayal kırıklıklarını yansıtıyordu. Ancak araya giren beş yıllık zaman sıçramasıyla birlikte, üçüncü sezonda karşımızda artık lise fantezisinden uyanmış, 20'li yaşlarının başında gerçek dünyanın sert yüzeyine çarpmış genç yetişkinler var.
Dizinin yeni sezonunun ana meselesi tam olarak bu: Z kuşağının o pırıltılı rüyadan çıkıp borçla, metalaşmayla, dikkat ekonomisiyle yüzleşmesi ve eski sistemin enkazını devralıp onu yönetmeye ya da yönetememeye çalışması.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Tuğçe Madayanti Şen
Sinema yazarı, akademisyen ve arkeolog. 2013’ten bu yana BirGün gazetesinde haftalık film yazıları kaleme almakta ve İyi Seyirler programını hazırlayıp sunmaktadır. Yeditepe Üniversitesi’nde Akademik Kurul üyesi olup “Film Eleştirisi” dersleri vermekte; ayrıca Halbuki Linguist Cooperative’te uluslararası öğrencilere Türk sineması üzerine dersler yürütmektedir. Şen’in Esperanto dilinde çektiği kısa filmi uluslararası festivallerde gösterilmiştir. HAYTAP-Sanat birimini kurarak Türkiye’de dizi ve filmlerde hayvan hakları denetim süreçlerini başlatmış; sinema, kültür politikaları ve etik konularında çalışmalarını sürdürmektedir.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.




