Farklı insanlarla farklı tınlamak

İdil’le önce rüzgârda savrulan sonbahar yapraklarına şaşırdık. Sonra masada olan ne varsa paylaştık. Kötü günlerin karamsarlığında birlikte olmanın yarattığı umuda sığındık.
Farklı insanlarla farklı tınlamak

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geleceği toz bulutu içinde görmeye başlayınca içimdeki üretim dürtüsü hep tetiklenir. Kalıcı olacağına inandığım şeylerin peşinden gitmek önceliğim hâline gelir. Pandemi zamanı çok uzaklardaki (şimdi daha da uzakta olan) sanatçılarla vakit geçirmek, onların üretimlerine teslim olmak ve hayali arkadaşlar edinmek için Keşif Sahnesi’ne başladım. Bulunduğum yerden çıkmak ve yazarak özgürlüğümü kazanmak istedim. Hâlâ öyle.

İdil'le Kadıköy'deki favori mekânı Polka Kafe'nin önünde


Keşif Sahnesi’nde şimdiye kadar pek çok konukla ilk defa bu seri için tanıştım. Dolayısıyla sadece üretimlerine değil, karşılıklı oturup paylaşıma açık olma durumumuzu değerlendirdim. Sonrası zaten bir mesaj, bir telefon konuşması ya da bir e-postayla devam etti. Bu durum İdil Meşe için de geçerli. Bir salı günü telefonlaşıp bir çarşamba günü Kadıköy’de çorbacıda buluşup bir perşembe günü Galata’daki Aposto! Stüdyosu’nda sohbetimizi kayda aldık. 

Müziği hayatının merkezine almak yerine onunla oynamayı, keşfetmeyi, eğlenmeyi, bazen yalnız bazen kalabalık hissetmeyi seven biri var karşımda — “Farklı insanlarla farklı tınlıyor,” olmasını önceliklendirmiş biri. İdil'in masaya getirdikleri hiçbir zaman tamamen ona ait değil. Ses kümesinden çıkıp İdil’e bulanmış parçalar hepsi. Geldiği yer de, gittiği yön de belli değil. O yüzden de seslenince ya da ona doğru bir adım atınca birden beliriyor İdil’in müziği. Hayattan derin nefes çekmiş sesi, huzur üflüyor kulağıma. 

İdil'le Polka Kafe'de, cam kenarında keyifli bir sohbetin ortasında


İdil’le önce rüzgârda savrulan sonbahar yapraklarına şaşırdık. Sonra masada olan ne varsa paylaştık. Kötü günlerin karamsarlığında birlikte olmanın yarattığı umuda sığındık. Müzikle dolu bir hikâyeye geçmeden önce senin için bir çalma listesi oluşturduk. 

Evet, her zamanki yerdeyiz — köşe başındaki mekânda; sokağa bakan masada.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🎧 Keşif Sahnesi #14: İdil Meşe

İdil'in müziğe karşı kendini ürkütmeden, stres hissetmeden, hayranı olduğu müzisyenlerle üretme yolculuğuna davetlisin.

05 Ara 2021

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar