Finansın geleceğiyle yeşil gelecek bir mi?


Ön ödemeli kartların lideri: Papara Card
Kart kullanım alışkanlıklarını değiştirme, finansal erişimi artırma ve "nakitsiz toplum" hedefine ulaşma gibi amaçlarıyla da faaliyet gösteren Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) eski CEO'su Soner Canko'nun da savunduğu gibi kartlı…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Başta Bitcoin olmak üzere kripto para birimleriyle ilgili yaşanan pek çok tartışma, bu varlıkların “finansın geleceği” olduğu savı etrafında şekilleniyor. Bununla birlikte konu gelecek olduğunda açılan bahislerden bir diğeri de çevre ve iklim krizi. İklim krizinin tanınması ve buna ilişkin çözümler, gerek özel sektörün gerek hükümetler ve uluslararası organizasyonların gündeminde her zamankinden daha üst sıralarda yer alıyor. Yönetimler tarafında Avrupa Yeşil Mutabakatı gibi büyük çaplı ve hırslı politika tasarıları tartışılırken özel sektörde neredeyse her gün birçok şirket “2050’ye kadar karbon nötr hâle gelme” ve benzeri sözler vererek yatırımcılarını faaliyetlerini sürdürülebilir kılacaklarına ikna etmek istiyor. Peki, finansın ve gezegenin geleceği için ayrı ayrı önemli yerler tutan bu iki vizyon birbiriyle ne kadar uyumlu?
- Madencilik: Bitcoin, “madencilik” adı verilen bir süreçle üretiliyor. Bitcoin ağı üzerinde gerçekleştirilen transferlerin kompleks matematiksel hesaplamalarla doğrulanması ve bu transferlerin toplu bir hâlde blok zincirine eklenmesi sonucunda “madenciler”, yeni Bitcoin’lerle ödüllendiriliyor. 2009’da “kazılan” blok başına alınan ödül 50 Bitcoin iken bunun her 210 bin blokta yarıya düşmesi sonucunda Mayıs 2020 itibarıyla ödül 6,25 Bitcoin seviyesinde bulunuyor. Hafta sonundaki fiyatlardan hesaplayınca bu, 350 bin doların üzerinde bir rakama denk geliyor. Sistemin tasarımı gereği dolaşıma girebilecek Bitcoin sayısı azami 21 milyonken şu ana kadar 18 milyon 635 binden fazla Bitcoin üretildi. Mevcut durumda blok zincirine yaklaşık olarak her 10 dakikada bir yeni bir blok eklenirken öngörüler, tüm Bitcoin’lerin kazılmasının 2100’lerin ortalarına kadar süreceğine işaret ediyor.
- Sektör: Bitcoin’in ilk üretilmeye başlandığı zamanlarda kişisel bilgisayarlarda yürütülen madencilik faaliyetleri, 2013’te özel entegre devrelerle (ASIC) çalışan kazma donanımlarının piyasaya sürülmesiyle kurumsallaştı ve başlı başına bir sektör hâline geldi. ABD, Avrupa, Çin ve Rusya başta olmak üzere dünyanın pek çok bölgesinde binlerce kazıcıyı tek bir çatı altında bir araya getiren Bitcoin çiftlikleri kuruldu. Bu çiftliklerin en büyük gider kalemlerinden biri elektrik. Hem kazıcıları aralıksız çalıştırmak hem de bunu sürdürebilmek için ortamı soğutmak, oldukça yoğun bir güç tüketimi gerektiriyor. Cambridge Üniversitesi’ne bağlı Alternatif Finans Merkezi’nde yürütülen araştırmalar, küresel çapta Bitcoin madenciliğinin yılda 120 teravatsaatin üzerinde elektrik tükettiğini ortaya koyuyor. Bu, sektörün bir yılda Arjantin, Hollanda ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı ülkelerden daha fazla elektrik tükettiği ya da sektör bir ülke olsaydı dünyada en fazla elektrik tüketen 30 ülkeden biri olacak olduğu anlamına geliyor.
- Yeşil endişeler: Bu denli büyük miktarlardaki elektrik tüketiminin karşılandığı enerji kaynakları ve sektörün sahip olduğu karbon ayak izi, madenciliğin çevresel etkilerine dair soru işaretleri yaratıyor. Cambridge Alternatif Finans Merkezi’ndeki araştırmalara katılan madencilerin %76’sı, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için yenilenebilir kaynakları kullandıklarını söylüyor; ancak bulgular Bitcoin üretimi için harcanan tüm enerjinin sadece %39’unun yenilenebilir kaynaklardan geldiğini gösteriyor. Sektörün büyük oyuncularının bu konuda olumlu yönde herhangi bir adım attığını söylemek de pek mümkün değil. Örneğin, hisseleri Nasdaq’da işlem gören madencilik şirketi Marathon Patent Group, geçen yıl ekim ayında ABD’nin Montana eyaletinde kömürle çalışan bir elektrik santralinden güç alan bir veri merkezi kuracağını açıklamıştı. Karbon ayak izi tarafına baktığımızda Bitcoin Enerji Tüketimi Endeksi’ni yayımlayan Digiconomist platformunun tahminleri, madencilik faaliyetlerinin yıllık 37 milyon ton karbondioksit emisyonuna yol açtığını gösteriyor. Kıyaslamak gerekirse bu, yaklaşık olarak Yeni Zelanda’nın yıllık emisyonuna denk geliyor. Dünyada madencilik faaliyetlerinin yarısından fazlasının Avrupa gibi bu konulardaki regülasyonların görece daha sıkı olduğu yerlerdense henüz emisyonlara ilişkin yasal çerçevenin oturtulmadığı Çin’de yapılıyor olması da sektörün negatif dışsallıklarını artırıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
22 Şubat Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde kripto para piyasası, 57 bin doları aşan Bitcoin’in yükselişinin perde arkası ve olası regülasyonlar var.
22 Şub 2021

YAZARLAR

İren Can Kuyucu
İren, Koç Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Aposto'da ağırlıklı olarak piyasalar, ekonomi ve iş dünyası alanlarında yazıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




