FT: Türk havacılık sektörü Avrupalı rakiplerini geçiyor

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Financial Times'ın haberine göre Türk havacılık sektörü, havayolları ve havalimanlarının yıllarca süren yatırımlarının ve beklenenden hızlı ilerleyen pandemi sonrası toparlanmanın ardından bir patlama yaşıyor. Ülkenin en büyük iki havayolu şirketleri Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayolları geçen yıl, pandemiden önceki yıl olarak referans alınan 2019'a göre %10 artışla 115 milyon yolcu taşıdı. Havalimanı yolcu sayılarında da Türk havalimanlarının başarısının yüksek olduğuna dikkat çekildi.
- Dahası: OAG veri firmasına göre geçen yıl İstanbul Havalimanı, uçuş sayıları açısından bölgenin en yoğun havalimanı olurken Türk Hava Yolları da Ryanair ve easyJet'in ardından üçüncü en yoğun havayolu oldu.
Önemli detay: Türkiye'nin havacılık sektörünün rakiplerine göre hızlı bir şekilde genişlemesi, ülkenin Avrupa pazarında baskın bir oyuncu haline gelmesine de yol açtı. Büyüme ise; ülkedeki havayollarının ve havalimanlarının iyileştirilmiş altyapı ve filolara yatırım yapması ve salgının ardından kapasiteyi hızlı bir şekilde geri getirmesiyle ortaya çıktı.
Bir önemli detay daha: Türkiye'nin hakim turizm sektörü aynı zamanda havacılık sektörü için de itici güç oldu. Geçen yıl rekor 54 milyar dolara ulaşan turizm gelirlerinin, zayıf para birimi sayesinde yabancı ziyaretçi sayısında güçlü bir artışla 2024'te 60 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Açıklama: Aviation Advocacy Danışmanı Andrew Charlton, "Türkiye, potansiyel olarak orta sınıfa dönüşebilecek ve tüm ülkeyi ileriye taşıyabilecek demografik yükselişe sahip, gelişmekte olan bir ülke. Bu nedenle politika ayarları büyümeye yelken açacak" yorumunu yaptı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Financial Times'ın Türk havacılık sektörünün patlama yaşadığını yazdı. Çin'de Z Kuşağı çalışma kültürüne kıyafetleriyle isyan ediyor. ABD'de daha çok çalışan sendikalaşmaya gidiyor.
22 Nis 2024

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.



