GİYSİLERİN YOLCULUĞU (I)

Nereden, nasıl, nereye, neden?
GİYSİLERİN YOLCULUĞU (I)

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Üzerindeki giysinin seyahat etmiş olabileceğini tahmin eder miydin? Hem de en uygun fiyatlarda satılabilmesi için. 

Belki yeni aldığın ve ucuza bulduğun o giysi, seni o an için mutlu ediyor ama arkasında yatan gerçekleri gün yüzüne çıkaramıyor. Ne alacağımıza karar verirken fiyata bakabiliyor ve benzer ürünlerin fiyatları daha ucuz olduğu yerlerle karşılaştırabiliyoruz. En ucuzu ararken ne şartlarda yapıldığına, nereden geldiğine bakmıyoruz. Üstelik etiketlerde yazan “Made in …”  büyük oranda o ürünü satın aldığın ülkenin sınırlarını aşıyor. Bu etiket, ürünün hangi çalışma koşullarında yapıldığını, ne kadar ucuza geldiğini ve oluşum süreci sırasında dünyaya bırakılan karbon ayak izini anlatmıyor. Anlayacağınız çevresel dönüşümlerle doğrudan bağlantılı olan hızlı moda sisteminin sürdürmeye aykırı olan konularından biri de seyahat eden giysilerimizin döngüsü.  

Nasıl mı? Bugün giysilerimizin çoğu, daha ucuza üretilmesi adına daha hızlı, zorlu çalışma olanaklarına sahip; Çin, Sri Lanka, Vietnam, Endonezya, Filipinler ve Etiyopya gibi “üçüncü dünya ülkelerinde” üretiliyor. Hızlı moda markalarının “gelişmiş ülkelerde” kaç tane mağazası olduğunu düşünürsek, üretilen giysilerin yapıldıkları yerden dünyanın farklı ülkelerine gitmesi için ne kadar çok yol yaptığını hayal etmek bile durumu anlamamıza yardımcı oluyor. Üstelik hızla yapılan hızlı moda koleksiyonları artık deniz yollarından çok hava yollarıyla dağıtılıyor ve üretilirken sebep olduğu toplam karbon salınımından çok daha fazlası bu seyahatte atmosfere salınıyor. Çünkü acelemiz var. 

giysilerin yolculuğu 2

Sıkça duyduğumuz karbon ayak izi aslında üretilen ürün başına salınan karbondioksit ve diğer sera gazlarının miktarı, enerji ayak izi ise, üretilen ürün başına tüketilen enerji miktarı. Kumaş üretimi sırasında dokuma, örme, boyama ve bitiş gibi birbirini takip eden birçok işlem gerçekleşir ve bu işlemler sırasında doğal gaz enerjisi, elektrik enerjisi ve dizel yakıt tüketilir. Buna ek olarak, dışarıdan temin edilen ham maddelerin üretimleri ve nakliyeleri sırasında da farklı formlarda enerji tüketilir. Ayrıca, çalışanların ulaşımlarının sağlanması gibi yardımcı faaliyetler de enerji tüketimine katkıda bulunur. Tüm bu etkenleri göz önünde bulundurarak, enerji ve karbon ayak izleri hesaplanır.

Anlayacağınız karbon ayak izi sandığımızdan daha karmaşık ve denizaşırı üretim sadece ucuz işçilikten ibaret değil. Ülkeler arası gidip gelen giysilerin bu kadar seyahat etmesi aslında tek bir nedene bağlı değil. Sektörün çeliştiği başka konular da var.

Ekonomi meselesi: Labour Behind the Label Bangladeş ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki birçok işçinin genellikle güvenli olmayan binalarda düşük ücret karşılığında uzun saatler çalıştığını ancak milyonlarca insana iş sağlayan fabrikaların gelişmekte olan ülkelerin ekonomisi için son derece önemli olduğunu paylaşıyor. Yalnızca Bangladeş'te, moda endüstrisinde üretim aşamasında yaklaşık 3,6 milyon kişi çalışıyor. 

Kalifiye iş gücü meselesi: Giyim şirketleri, fabrikalarının daha yoksul ülkelerin kalkınmasına ve para kazanmasına yardımcı olduğunu savunuyor. Çin, Malezya ve Vietnam gibi popüler bölgelerde asgari ücretler yükselirken bile, fabrika işçiliğinin Asya'da ölçeğe göre daha ucuz olduğu doğru. Ancak gelişmiş ülkelerdeki imalatla ilgili sorun, kalifiye iş gücü eksikliğinden de kaynaklanıyor. Hanky Panky markasının kurucuları, Lida Orzeck and Gale Epstein, “Zamanla kalifiye eleman bulmak daha da zorlaştı. 80'lerde ve 90'larda, daha fazla marka üretimini denizaşırı ülkelere taşıdıkça ve yerel üretim tesisleri küçüldükçe, düzgün kesim yapmayı ve farklı çeşitlerde kumaşlarla nasıl başa çıkacağını gerçekten bilen insanları bulmak çok daha zor hâle geldi.” diyor ve bu yüzden kendi ülkelerinde iş gücünü eğitmek zorunda olduklarını söylüyorlar

Çözüm önerileri: Durum böyleyken moda sektörü ve çevreci kuruluşlar bu sistemi değiştirmek için anlaşmalara imza atıyor. Bunlardan bazıları:

1- BM'nin iklim değişikliği girişiminin himayesinde önde gelen moda markaları, tedarikçiler ve diğer ortaklar tarafından imzalanan Moda Endüstrisi İklim Eylemi Şartı. Lenzing Grubu da dâhil olmak üzere imzacılar, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında %30 azalma sağlamayı taahhüt ediyorlar.

2- Global Fashion Agenda ve McKinsey & Company arasındaki uzun süreli bir ortaklığın sonucu olan Fashion on Climate raporu, moda endüstrisinin mevcut karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar azaltmayı hızlandırma ve endüstri değer zinciri genelinde emisyon azaltma araçlarıyla ilişkili maliyetlerin bir analizini sağlıyor ve moda markalarına, sektör genelinde iyileşmeyi hızlandırmaları ve öncelikli eylemlere geçmeleri için çağrıda bulunuyor.

giysilerin yolculuğu 3

Tasarımcıların çizim masasında tasarlanan kararlar, ofislerde belirlenen politikalar, ortak seçimler ve kullanım sonu stratejileri, emisyon ve harcanacak enerji seviyelerini belirleyen faktörler arasında. Kumaş liflerinin nasıl yetiştirildiği, kumaşın nasıl işlemlerden geçirildiği ve boyandığı, giysilerin nasıl yapıldığı, nasıl teslim edildiği ve daha sonra nasıl kullanıldığı, yıkandığı ve son olarak nasıl atıldığı da döngüye dâhil. Çiftçilerden üreticilere, tasarımcılardan tüketicilere kadar herkes değişime katkıda bulunabilir. Doğanın üstüne yıktığımız yükü azaltmak için tedarik zincirinin her aşamasında dikkat edilmesi gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 11: NEDEN OLMUYOR?

Giysilerin yolculuğu, rengârenk ten rengi, dijital ikizlerimiz, empati ve yargı.

10 Oca 2021

ANGST 11: NEDEN OLMUYOR?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış
AngstAngst

HİKAYE

Yaşamın öğle vakti geldiğinde yavaşlama cesareti: Hayat mı kısa, biz mi çok meşgulüz?

40’lı yaşlar, insanın hem zamanın ne kadar hızlı geçtiğini daha çok düşündüğü hem de hayatın sorumluluklarını daha ağır hissettiği bir dönem. Bir yandan yavaşlamak, daha seçici olmak ve zihinsel gürültüyü azaltmak isterken diğer yandan sürekli erişilebilir olmaya, karar almaya ve yetişmeye zorlanıyoruz. Psikoloji araştırmaları ise bu gerilimin yalnızca kişisel bir kriz olmadığını; yaş alma, zaman algısı ve modern hayatın bitmeyen uyaranları arasındaki daha büyük bir çatışmanın parçası olduğunu gösteriyor.

Cem Arıdağ

·

08 Ağu 2026

Yaşamın öğle vakti geldiğinde yavaşlama cesareti: Hayat mı kısa, biz mi çok meşgulüz?
AngstAngst

HİKAYE

Birleşik Krallık’ta ısı grevi: Aşırı sıcaklara karşı yasal çalışma sınırı isteniyor

Çalışma hayatında sıcak hava dalgalarına maruz kalınan aylar için talep edilen haklar, Birleşik Krallık’ta “Heat Strike” (Isı Grevi) eylemleriyle karşılık buluyor. Avrupa genelinde henüz bağlayıcılığı olan yasal bir ortak düzenleme bulunmazken Yunanistan, İtalya, İspanya ve Belçika’da "azami çalışma sıcaklığı" yasalarla belirlenmiş durumda. Tarihinin en sıcak yazlarından birini yaşayan Birleşik Krallık’ta sendika ve aktivistler, bu hak için mücadeleyi yükseltiyor.

Pelin Cengiz

·

07 Ağu 2026

Birleşik Krallık’ta ısı grevi: Aşırı sıcaklara karşı yasal çalışma sınırı isteniyor
AngstAngst

HİKAYE

Performans toplumunun arayüzleri: Kimliğimiz artık sürdürebildiğimiz alışkanlıklardan mı ibaret?

Pratiklerimizi takip ettiğimiz ve paylaştığımız sosyal uygulamalar, performans toplumunun arayüzleri mi? Duolingo, Strava ve benzeri uygulamalar, yalnızca alışkanlıklarımızı takip etmeyi sağlamıyor; gelişimi görünür ve paylaşılabilir kılarak kimlik kurma biçimimizi de dönüştürüyor olabilir.

Elif Bayram

·

06 Ağu 2026

Performans toplumunun arayüzleri: Kimliğimiz artık sürdürebildiğimiz alışkanlıklardan mı ibaret?
AngstAngst

HİKAYE

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?

Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Metin V. Bayrak

·

02 Ağu 2026

Hayatın yeni bekleme odası: Liseyi kaybettik, peki üniversite nerede?