
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
21. yüzyılın getirdiği bir hissizleşme, belki de her gün dünyada olup bitene karşı bünyemizin bir savunma sistemi olarak geliştirdiği kayıtsızlık hissi; bildiniz mi? Sanki bakıyor ama görmüyor; görüyor ama harekete geçmiyoruz. Biliyor ama konuşmuyor, tartışmıyoruz; sustuğumuz için değişimi tetikleyemiyoruz.
Yetmezmiş gibi 2020 güncellemesiyle hayatımızı işgal eden salgın, işleri biraz daha zora sokuyor. Maskelerle zar zor nefes alıyor, sesimizi duyurmak için sürekli yüksek sesle konuşuyor, hissettiklerimizi yüzümüzün yarısıyla ifade etmeye çalışıyoruz. Bazen güldüğümüzü karşı tarafın anlayıp anlamadığını düşünüyor, karşımızdakinin ifadelerini ise kaşlarından okumaya çalışıyoruz. Ve en önemlisi bu yıl hâkimiyeti ele alan hijyen kurallarıyla dokunmak eskisi kadar tatmin etmiyor, aksine bir suçluluk duygusu yaratıyor. Ne kadar az nesneye, kişiye dokunsak o kadar iyi diyoruz; hissizleşmenin en somut örneği bu belki de. Duyularımızın önüne -mecazi bir anlamın da ötesinde- perde indiği bir zamanda ise doğru olanı ayırt etmek, etik olanı kestirmek zor.
Hissizleşme hâlini başarıyla ifade eden ve bize kalırsa Paris Moda Haftası’nın en iyi “güzellik” görünümü Schiaparelli’nin artistik direktörü Daniel Roseberry’nin imzasını taşıyor. Dudak, burun, kulak ve parmakların kalıbını çıkararak onları bir aksesuara dönüştüren artistik direktör, Schiaparelli’nin 2020 Sonbahar/Kış koleksiyonunu tanıtan etkileyici videoyu yayımladıktan sonra topladığı alkış kadar -beklenmedik bir şekilde- eleştiri de aldı. Yorumlarda parçaların orijinalliği sorgulanırken parmak şeklindeki aksesuarların genç bir tasarımcının Roma merkezli markası Angostura’dan kopyalandığını iddia ediliyor. Doğruysa da prestijli markalar veya bu markaların karizmatik kreatif direktörleri genç yeteneklerin tasarımlarından ilk defa “ilham” almıyor.

Moda dünyasının etik ve demokratik olma yolundaki mücadelesinde sağlam bir tümsek olan bu mesele modayla, insanla, doğayla yeniden bağ kurma ve modayı geleceğe ve günümüz şartlarına uygun olarak yeniden inşa etme aşamasında, konuyu yine neyi ne kadar gördüğümüz ve neye ne kadar ses çıkardığımıza geliyor. Bu noktada bahsetmezsek olmaz; doğru soruları sormak ve spot ışığını yanlış olana tutmak yakında tanıştıracağımız yeni kimliğimizin temelini oluşturuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...




