
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Moda varoluşsal krizinden nasıl çıkacak? Geçmişte kalması gerekirken kanırtarak bugüne kadar gelmiş yüklerinden kurtularak mı yoksa yine tek gayesi kâr olan ve bunun için de kendini her kalıba uyduranların oyuncağı olarak mı? Çizilen iyi niyetli imajların arkasında aslında uzun vadede kâra dönüşecek planlar mı var? Birçok marka için bu doğru, bunu gizlemiyorlar da. "Sürdürülebilirlik" gündemdeyse, ona uygun koleksiyon çıkarıyor, ikinci el satışlarda gelecek görülüyorsa direksiyonu o yöne kırıyorlar. Bu örneklerden biri de çok yeni bir gelişme olan lüks marka grubu Kering’in Paris merkezli ikinci el lüks ürün satış platformu Vestiaire Collective ile el sıkışması. Anlaşma kapsamında %5’lik pay sahibi olan Kering’in bu adımdan kârı ne?
GÖZDE PAZAR
Boston Consulting Group’a göre ikinci el satış pazarında 2025’e kadar %15-20 arası bir büyüme bekleniyor. Bu bugün ne anlama geliyor? Yatırım, gelecek planı, akıllı adımlar, bugünden atılan sağlam temeller…
Burberry ve Stella McCartney gibi birkaç yıldır ikinci el satış platformlarıyla çalışan markalara dahası ekleniyor. Condé Nast ve başka pay sahiplerinin de olduğu Vestiaire Collective’in piyasa değeri, bu hafta yatırımcılara Kering Group’un da katılmasıyla artarak 1 milyar dolara ulaştı. Kering, sektördeki etkisini ortaya koyarken karşılığında da ektiğini biçmeyi umuyor tabii ki. Şirketin bünyesindeki markalar arasında olan Gucci ve Alexander McQueen zaten geçtiğimiz aylarda platformla iş birliği yapacaklarını duyurmuştu, bunun devamının geleceğine şüphe yok.
FAYDASI NE?
Bu platformlar, markalara gelir sağlamanın yanı sıra markaların imajlarına da katkı sağlıyor. Öncelikle ikinci el satış platformlarındaki temsil ürünlerini kontrol altında tutabiliyorlar. Bu platformlarda söz sahibi olarak, satışa konan ürünleri üzerinde kontrolleri oluyor; belirlenen ürünü iyi ifade etmeyen görselleri değiştirebiliyor, fiyat skalasını ayarlayabiliyorlar. Ellerinde kalan, satılmamış eski sezon ürünlerini veya iade edilmiş ürünleri değerlendirecek bir alana sahip oluyorlar. İkinci el olma durumundan ötürü ürünler nispeten daha uygun fiyatlara satışa çıktığında erişemedikleri bir tüketici kitlesine de ulaşabiliyorlar. Bunları yaparken bir yandan lüks moda tüketicisi olma potansiyeline sahip, döngüsel modayı “önemseyen” müşterilerin gönlünü kazanmak, bir marka sempatisi yaratmak ve repütasyonlarını güncellemek istiyorlar. Fazla sorgulamayan tüketici kitlesinde işe yarıyor da. Alexander McQueen kullanılmayan ikinci el ürünlerin döngüde kalmasını sağlıyor belki; ancak satıcılara sezon ürünlerinde kullanılması üzerine tanımlanan kredi sistemiyle de yeni satışa yönlendiriyor.
KÂR SİSTEMİ
The Business of Fashion (BoF)'ın bu konuyla ilişkin yayımladığı bir makalede Kering şirket bünyesinde direktörlük yapan Gregory Boutté’nin “İkinci el ürün pazarı lüks moda endüstrisini bir değişim ve dönüşüm yoluna sokacak tetikleyici bir etken olabilir, bu sebeple bu süreçte aktif rol oynamak istedik.” şeklinde bir açıklaması yer alıyor. Kering, lüks moda endüstrisinin nabzını tutan bünyesindeki birçok markanın geleceğini belirlemek üzere bir iş planı oluşturup ona göre adım atıyor. Bu bir büyüme planı, gelecek vadeden bir alanda söz sahibi olma çabası. %5’lik payla Kering şu an kontrol sahibi olmasa da bu pazarda aktif; izliyor ve planlıyor. Sürdürülebilir yatırım planlarından söz ediyor ancak asıl önemli ve büyük hamlelerdense, kâr getirmeye devam edecek yatırımlara yöneliyor. Bu lüks markalar arasında oynananan bir oyunsa, kabul etmek lazım bunu layıkıyla yapıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Moda, “moda” olmadan ne yapar? Beden, trend ve ideal olabilir mi? İkinci el, kimin kurtuluşu?
07 Mar 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.



