Moda sektörünün yeni yol haritası


Odeabank Mobil ile şubeye gitmeden görüntülü görüşmeyle anında hesap açın “Yakından Bankacılık” müşterisi olun!
Dünyanın pek çok ülkesinde sunulmakta olan dijital bankacılık hizmetleri, özellikle pandemi nedeniyle getirilen kısıtlamalar ve yeni tedbirlerden ötürü bugün pek çok kişi tarafından daha fazla tercih ediliyor. Dijital bankacılık olanakları…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Gözünüzü kapatın ve sadece bir saniyeliğine dolabınızda kaç tane giymediğiniz, belki de varlığını bile unuttuğunuz kıyafetiniz olduğunu düşünün. ThredUp’ın 2021 tarihli raporuna göre, ABD'de her yıl yaklaşık 36 milyar giysi çöpe atılırken dünyanın dört bir köşesinde 9 milyar giysi hiç giyilmeden dolaplarda bekliyor. Son yıllarda sayıları hızla artan ikinci el satış ve kiralama platformları ise lüks ürünleri başta olmak üzere dolaplarda bekleyen ürünlerin sayısını azaltacak gibi duruyor.
Moda sektöründe son durum
Petrolden sonra dünyanın ikinci büyük kirletici endüstrisi olan moda, uzun zamandır çevreye verdiği zararlar ve işçi hakları ihlalleri nedeniyle tepkilerin odağındaydı. Son yıllarda, tüketicilerin çevreye karşı duyarlı markalara yönelmesi ise markalar için dönüşümü zorunlu hale getirdi. Sektördeki dönüşümün öncüleri, fiziksel mağazalar veya çevrim içi platformlar aracılığıyla ikinci el ürünleri satmaya veya kiralamaya dayalı iş modelleri geliştiren şirketler oldu. ThredUp, ikinci el giyim ve aksesuar pazarının önümüzdeki beş yıl içinde ikiye katlanarak 77 milyar dolara ulaşacağını ve 2025’e kadar perakende sektöründen 11 kat daha hızlı büyüyeceğini öngörüyor.
Neden ikinci el?
McKinsey'in 2019 tarihli bir raporuna göre modada yeni sahiplik modellerine geçiş; tüketicinin çeşitlilik, sürdürülebilirlik ve alım gücü konusundaki artan arzusundan kaynaklanıyor.
İkinci el platformlarının altını çizdiği en önemli konu sürdürülebilirlik. Zira ikinci el platformları ve kiralama modelleri sayesinde bir kıyafetin ömrü uzarken yeni ürünlere talep azaldıkça moda endüstrisinin üretim için harcadığı karbon miktarı da azalmış oluyor. Y ve Z kuşağındaki tüketicilerin çevreye karşı duyarlılığının artması da ikinci el platformlarının tercih edilmesinde büyük rol oynuyor. Pricewaterhouse Cooper (PwC), Y ve Z kuşağına mensup tüketiciler arasında sürdürülebilir ürünleri destekleyenlerin sayısının 2019 ile 2020 arasında iki kattan fazla arttığını ortaya koyuyor.
Ulaşılabilir ve sürdürülebilir lüks
Son yıllarda ikinci el lüks moda pazarı; The Real Real, Rebag, Depop, Vestiaire Collective ve Fashionphile gibi platformların tüketicilere Louis Vuitton, Chanel, Hermès gibi markaların ürünlerini alıp satabilecekleri bir pazaryeri sunmasıyla hızla büyüdü. Türkiye’de ise ModaCruz’un önderliğinde gelişmeye başlayan sektör her geçen gün etki alanını genişletiyor. Sektördeki bu hareketlilik, bugüne kadar ürünlerin fiyatları ve dağıtımı konusunda kontrolü elinde tutmakta ısrarcı olan lüks moda markalarını da ikinci el odaklı stratejiler geliştirmeye itiyor.
Geçtiğimiz mart ayının başında Gucci, Alexander McQueen ve Balenciaga gibi markaların sahibi olan Kering, Fransa merkezli ikinci el giyim platformu Vestiaire Collective'in %5 hissesini satın aldı. Lüks sektöründe ikinci ele kayışın ayak sesleri olarak algılanan bu satın almanın ardından Kering'in CEO'su Francois-Henri Pinault, "İkinci el lüks artık bir gerçek ve köklü bir trend," açıklamasında bulundu. Fakat tüm bu gelişmelere rağmen lüks moda pazarının ikinci eli tamamen kucaklamaya henüz hazır olmadığını belirtmekte fayda var. Nitekim Hermès ve Chanel gibi markalar, ikinci el platformlarla ortaklık kurmak bir yana henüz en ikonik ürünlerini çevrimiçi satmaya bile yanaşmıyor.
Kıyafet kiralama sektörü ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için 21 Ekim 2020'de Aposto! Gündem'de yayımlanan şu yazıya göz atabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde Çin'in lüks sektörünün merkezi haline gelmesi, moda sektörünün ikinci el ve kiralama platformları öncülüğündeki dönüşümü ve Avrupa Birliği'nin aşı tedariki sıkıntısı var.
28 Haz 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ray-Ban ve Oakley gibi popüler markaların çatı şirketi EssilorLuxottica, son dönemlerde ticari performansından çok kurucu ailenin içinde yaşanan iktidar mücadelesiyle gündeme geliyor. Şirket, yönetime duyulan güvensizlik nedeniyle son bir yılda %40’ın üzerinde değer kaybederken yatırımcılar, aile içindeki anlaşmazlıkların akıllı gözlük pazarının da büyüdüğü bir dönemde EssilorLuxottica'nın geleceğini nasıl etkileyeceğini sorguluyor.

Ekim ayında düzenlenen SAP Executive Summit Türkiye’de, “Kazanmanın Anatomisi” başlıklı oturumda Formula 1’in iki efsane pilotu David Coulthard ve Mika Häkkinen konuşmacıydı. Coulthard ve Häkkinen’i dinlemek, yarışları takip ederken düşündürdükleri bazı konuları iş dünyası açısından yeniden değerlendirmemize vesile oldu. Özellikle de teknolojiye yapılan yatırımlarla insanın gelişimine ayrılan emek arasındaki ilişkiyi…

Verileri anlık hava tahmini gibi düşünebiliriz, stratejiyi ise iklim bilgisi gibi... Yağan her yaz yağmurunda mont giymeye kalkan, kış güneşine aldanıp hemen tişörte dönen bir marka ancak hasta olur. Pazarlama ve iletişim dünyasının ihtiyacı olan, anlık sağanaklara göre her çeyrekte gardırop değiştirmek değil, mevsimin genel yönünü okuyup rotasında sağlam durabilmek.

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.



