Grammy'lerde erkek egemenliğinin sonu (mu)?

Grammy’lerin en önemli ödüllerini tarihte ilk kez sadece kadın müzisyenler aldı. Müzik sektörünün beyaz erkek egemenliği artık son bulurken, kadınların sesi daha yüksek çıkıyor; başarılarıyla zaten çoktandır hak ettikleri ödülleri en yükseğe kaldırıyorlar…
Grammy'lerde erkek egemenliğinin sonu (mu)?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dünyanın en önemli festivallerinden Primavera Sound, birkaç yıl önce eşitliğin önemine vurgu yapmak için “The New Normal” mottosuyla katılımcı ve headliner'ların en az yarısını kadın sanatçı ve gruplardan seçti. Berlin Film Festivali, cinsiyet ayrımını kaldırarak En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu ödüllerini ayrı ayrı vermek yerine En İyi Başrol ve En İyi Yardımcı Rol performanslarına ödül vereceğini açıkladı.

Artık epeyce "eski moda" bulunan, beyaz erkeklerin yönetimde çoğunluğu oluşturması dolayısıyla yıllardır eleştirilen Grammy’ler de dünyadaki eşitlik ve kapsayıcılık rüzgarına daha fazla dayanamadı. Geçen Pazar düzenlenen törende büyük ödüllerin neredeyse hepsini kadın sanatçılar topladı. Taylor Swift “Yılın Albümü”, Miley Cyrus “Yılın Kaydı”, Billie Eilish “Yılın Şarkısı” ve Victoria Monet “En İyi Yeni Sanatçı” ödülllerini aldı. Bahşedilmiş değil, kazanılmış bir galibiyetti bu! 

Gecede varlık gösteren tek erkek ise Killer Mike oldu. Politik dozu yüksek rap şarkılarıyla tanınan Mike, “En İyi Rap Performansı”, “En İyi Rap Şarkısı” ve “En İyi Rap Albümü” ödüllerini aldı. Gecenin sonunda ise darp suçundan gözaltına alındı. Killer Mike, törende çalışan bir güvenlik görevlisiyle kavga etti ve daha sonra kefaletle serbest kaldı. 

Eski CEO'ya kelimelerle yumruk

Kadınlar ise Grammy tarihinde ilk kez tüm önemli ödüllerin sahibi oldu. Taylor Swift, dördüncü kez “Yılın Albümü” ödülünü kazanan ilk sanatçı oldu. Bu ödülü üç kez kazanan Frank Sinatra, Stevie Wonder ve Paul Simon'u geride bıraktı. Billie Eilish, 22 yaşında 9. Grammy ödülünü aldı. Victoria Monét, 34 yaşında “En İyi Yeni Sanatçı” ödülünü kazanan en yaşlı kişi oldu. Paramore, tarihte “En İyi Rock Albümü” ödülünü kazanan ilk kadın vokalli grup oldu. Grammy tarihinde ilk kez televizyonda yayınlanan her ödül, en az bir kadın sanatçıya verildi.

Phoebe Bridgers

Bu arada 2018’de büyük kategorilerde neredeyse hiçbir kadın ödülü kazanamamıştı. Recording Academy’nin o zamanki başkanı Neil Portnow, suçu kadın sanatçılara atarak korkunç bir açıklama yapmıştı: “Kadınlar aday gösterilmek ve Grammy kazanmak istiyorlarsa kendilerini göstermeliler.” Bu söz hiçbir zaman unutulmadı.

Phoebe Bridgers, boygenius ve SZA ile yaptığı çalışmalardan dolayı bu yıl evine dört ödül götürdüğü sırada Portnow’a kelimeleriyle sağlam bir yumruk attı ve “Neil Portnow, eğer kadınlar aday gösterilmek ve Grammy kazanmak istiyorsa ‘adım atmaları’ gerektiğini söyledi. Aynı zamanda cinsel şiddet ile de suçlanıyor. Ben de ona şunu söylemek isterim, henüz ölmediğini biliyorum ama öldüğünde sidik içinde çürüyeceksin” dedi.

Hâlâ kızgın olmalıyız

Gazeteci ve Her Country kitabının yazarı Marissa R. Moss, BBC Culture’a şunları söyledi: “Kadınların bu yılki devasa başarısına bakıp ‘Tamam, iş bitti’ demek çok kolay sanırım. Bridgers hâlâ çok kızgın olmanın ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi. Çünkü gelecek yıl her şey eski hâline dönebilir. Çünkü bu kadınların olağanüstü eserler yarattığı ilk yıl değildi, fakat bu ödüllere bu kadar net şekilde layık görüldükleri ilk yıldı.” 

Beyoncé ve Jay Z, 2024 Grammy Ödülleri'nde. / Getty Images

Müzik endüstrisinde hâlâ büyük bir cinsiyet eşitsizliği var. Jay Z bile “Dr. Dre Küresel Etki Ödülü”nü kabul ederken Grammy sistemindeki önyargılardan bahsetti ve eşi Beyoncé’nin pek çok Grammy rekorunu elinde tutmasına rağmen, henüz eve "Yılın Albümü" ödülüyle dönmediğini söyledi.

Kadınlar sektörü ayakta tuttu

Geçen yıl müzik endüstrisinin en çok üreten ve kazananları kadınlardı. Taylor Swift’in “Eras Tour” ve Beyoncé’nin “Renaissance Tour”u hasılat rekorları kırdı. Şu an müzik dinleme platformlarının viral listelerinde en üst sıralarda yer alan sanatçılar arasında yine kadınlar var. Taylor Swift, Spotify’da 26 milyar kez dinlendi. Miley Cyrus’un “Flowers”ı ise sosyal medyada en çok paylaşılan şarkılardan oldu. ABD müzik endüstrisinde kadın prodüktörlerin yanı sıra söz yazarları da sektörde güçlü bir pozisyonda. Aynı zamanda son dönemde yükselişte olan Latin müziğinde de kadın sanatçıların baskınlığı hissediliyor. 

Ayrıca bu yıl bir "kız oyuncağı" olarak görülen Barbie, yeniden kültürel bir fenomene dönüştü ve geçen yaz neredeyse tüketime dair her alanda para kazandırdı. 

Grammy’yi temsil eden Recording Academy’nin CEO’su ve Başkanı Harvey Mason Jr, yaşanan bu tarihî bir anın ileride müziğin kapılarının kadınlara daha çok açılmasına neden olacağını söyledi. Grammy’nin ikiyüzlü dünyasındaki bir iyi niyet gösterisi...

Erkek ve kadınları ayrı kategorilerde tutmaya yönelik bu modası geçmiş gelenekler, cinsiyet konusundaki en zararlı alışkanlıklardan. Günün sonunda global anlamda cinsiyetçi ve aynı zamanda ırkçı bir müzik sektörü var. Türkiye’de de mekanlar programlarını kadın sanatçıları önceliklendirecek şekilde planlamıyor. Kadın prodüktör sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor ve müzik üzerine panellerde en çok erkekler konuşuyor.

Öte yandan, ünlü İngiliz grup IDLES, turnesi sırasında ön grubun mutlaka kadın vokalli olmasını istiyor. Türkiye konserinde de bu kuralı uyguladı. 

Peki, Türkiye’de bunu yapan kaç sanatçı var? Dönüp bakınca biletleri satılan, akımlar yaratan, cesur adımlar atan ve müzik sektörünün ilerlemesine en büyük katkıyı sağlayan ise her zaman kadınlar! Grammy’lerde ve dünyada hâlâ düzeltilmesi gereken pek çok şey var. Ama geçen Pazar akşamı gördüğümüz tören, müzik sektörü bir başlangıç ve uyanma olarak görülebilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı