Grunge Alla Turca: 11 yıl sonra nihayet Duman

11 yıllık hasret bitti ve Duman, geçen pazartesi iki yeni şarkıyla huzura çıktı. Şarkılar dinledikçe güzelleşti ama "Kufi" daha da güzelleşti. Duman, her zamanki Duman; sözünü esirgememiş, içinden geleni söylemiş. Üstelik çok da güzel söylemiş.
Grunge Alla Turca: 11 yıl sonra nihayet Duman

30 Mayıs - Sabancı Üniversitesi - Pareto
Sabancı Üniversitesi EDU ile birlikte

Türkiye’den listelerde yer alan tek kurum: Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) EDU , kuruma özel programlar alanında dünyanın en iyileri arasında. Neler oluyor? Profesyonellere yönelik gelişim programları sunan Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) , Financial Times tarafından her yıl ilan edilen Kuruma Özel Programlar 2024 dünya sıralamasında bu yıl da yükselişine devam ederek 34’üncü sıraya yükseldi . Katılımcıların ihtiyaçlarına uygun program tasarımı, akademik bilgiyle iş pratiği arasındaki denge, kullanılan yöntem ve araçların güncelliği, yeni beceri ve bakış açısı kazandırma, kuruma yaratılan değer, katılımcıların aynı kurumu gelecekte tekrar tercih etmesi gibi önemli kriterlerin tamamında da EDU yükselişini sürdürdü. Türkiye’den listelerde yer alan tek kurum olma başarısı gösteren EDU , dünyadaki gelişmeleri izleyerek yenilikçi öğrenme araçları ve tasarladığı programlarla 22 yıldır iş dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor. Financial Times Kuruma Özel Programlar 2024 dünya sıralamasını incelemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

11 yıllık hasret bitti ve Duman, geçen pazartesi iki yeni şarkıyla huzura çıktı. Çok zamandır bekliyordum, tam saatinde randevuya yetiştim ve şarkıları heyecanla dinledim. İlk izlenimimi X’te şöyle aktardım: 

Nerde Benim Kafam şahane rock’n roll—ki Duman’dan beklediğimiz tam da buydu; Kufi muazzam konser şarkısı olmuş."

Şarkılar dinledikçe güzelleşti ama Kufi, daha da güzelleşti. Eminim herkes dinledi, anlatmaya gerek yok ama şunu söylemek elzem: Duman, her zamanki Duman; sözünü esirgememiş, içinden geleni söylemiş. Üstelik çok da güzel söylemiş. Bu, hele ki içinde bulunduğumuz günlerde, çok değerli.

Şu cümleyi yıllardır çekincesiz kuruyorum: Duman, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük rock grubu. Bu iki şarkı, neden böyle olduklarını bir kere daha gösterdi ya da tersinden bakarsak, tam da bu yüzden bu şarkılar çok güzel. Her şeyden önce samimiler. Sahiciler ve cümlelerini metaforlara sığınmadan dümdüz kuruyorlar. Müzik derseniz, zaten muazzam. Başından beri böyle. Değişmiyorlar ama bu iyi anlamda bir değişmeme hâli. Elbette yeknesak bir hat üzerinde ilerlemiyorlar. Bunun için, yapacaklarını her seferinde daha büyük merakla bekliyoruz. Kendi adıma konuşayım, bekliyorum. 

Kısa Duman tarihi

1999 yılında dinleyiciyle buluşan ilk albümleri "Eski Köprünün Altında" çıkmadan ortalığı karıştırmıştı. Ekip, öncesinde Mad Madame adıyla çalışmalar yapmış, Duman’a dönüştükten sonra verdikleri konserler büyük ilgi görmüştü. Ortaköy’de Flatline’da Mad Madame dinleyenler, Seattle’dan aldıkları grunge sosuyla müziklerini süsleyen Duman’ı çok sevmiş, Taksim’den Ankara’ya uzanan hayran kitlesi yavaş yavaş oluşmuştu. Ben de onlardan biriydim ve Ankara’da Duman’ın yolunu gözlüyordum, İstanbul seyahatlerimi onların sahneye çıktığı güne denk getirmeye çalışıyordum. 

Konserlerde pişen, gide gele ezberlediğimiz şarkıların yer aldığı albümü hasretle beklerken Duman’ın rock tarihini değiştireceğini bilmiyorduk elbette. O yıllardaki genç heyecanımızla defalarca dinlediğimiz albüm, bir sonraki adımı sabırsızlıkla beklememize vesile olmuştu. 

2002 tarihli "Belki Alışman Lazım"

2002 tarihli "Belki Alışman Lazım", sadece Duman tarihinin değil memleket rock tarihinin de kırılma noktalarından biri. Her Şeyi Yak sayesinde çok daha fazla insana ulaştılar belki ama Bu Akşam'dan Mânâsı Yok'a uzanan şarkılarla yerlerini sağlamlaştırdılar. 

Üç yıl sonra yayınlanan "Seni Kendime Sakladım" ve 2009’da piyasaya verilen "Duman I / Duman II" başlıklı albümler, Aman Aman'dan Senden Daha Güzel'e pek çok şarkıyla tanışmamızı sağladı. Gümbür gümbür gelen topluluk, kocaman bir çağlayana dönüştü ve hepimizi kapsama alanına aldı. Bunu yaparken gözlerini ve kulaklarını memlekette olan bitene ve oradan gelen seslere de dikmişlerdi—ki topladıkları ve aktardıkları, onları başka bir yere koymamızı sağladı.

Alaturka grunge

Dönemin etkin müzik dergisi Roll’un Ocak 2000 tarihli 38. sayısında yayımlanan ilk Duman söyleşisinin başlığı, ekibin tarzını özetliyor: “Ortaköy’de grunge, Seattle’da alaturka.”

Seattle, eğitim için oraya giden Kaan Tangöze’de bir dönüşüme sebep olmuş ve genç solist, kulağını alaturka seslere açmış. Özdemir Erdoğan’dan Münir Nurettin Selçuk’a uzanan bu sesler, Duman yolculuğunun belirleyicileri aslında. Topluluğun bas gitaristi Ari Barokas, çocukluğundan kulağına dolan bu seslerle Duman’ın alaturkaya daha da yakınlaşmasını sağlayan isim. Ekibin üçüncü ayağı Batuhan Mutlugil ise Batı'yla aradaki dengenin koruyucusu. 

Duman’ın bunca sevilmesinin sebebi, biraz da bu formülün başarıya ulaşması. Bir yanda grunge, diğer yanda alaturka; rock sosu bir hayli fazla ama arabesk de ihmal edilmemiş. Bütün bunlar yapılırken, özgün bir hat yakalanmış üstelik. Daha ne olsun? 

2010 yılında Müslüm Gürses'in de sahneye çıktığı bir Duman konseri.

Tam da bu yüzden, sahnede Âşık Mahzuni Şerif türküleri söylemeleri, Neşet Ertaş yorumlamaları ya da Müslüm Gürses’in meşhur ettiği Olmadı Yar'ı (onunkine benzeyen bir yorumla) repertuvara almaları, kimseyi şaşırtmıyor. Müslüm Gürses’le turneye çıkmaları da öyle. 

En başından beri aykırı ama asla yadırganmayan hareketler bunlar. Duman, her şeyden öte sahiciliğiyle insanları yakalıyor. Bir kere daha söyleyeyim: Samimiler, dürüstler, memleket meselelerinin dışında değiller ve şahane reflekslerle kendilerini bir anda gündemin ortasında bulabiliyorlar. Yeni albümün çıkış şarkısı Kufi, biraz da bu yüzden sevildi. 

Eyvallah'tan Kufi'ye

11 yıl önce, tam da içinde bulunduğumuz günlerde hepimiz aynı şarkıyı dinliyorduk: “Biberine gazına / Copuna sopasına / Tekmelerin hasına / Eyvallah” sözleriyle başlayan Eyvallah, ODTÜ’deki olaylar üzerine yazılmış bir şarkıydı ve yeni albüm için kaydedilmişti. Polis, Gezi Parkı’nı korumak üzere orada nöbete duranlara saldırdığında ekip, bu şarkıyı YouTube üzerinden paylaştı ve olayların akışı değişti. Eyvallah, Gezi direnişinin simge şarkısı oldu; tarihe böyle geçti. 

İlerleyen haftalarda yayınlanan "Darmaduman", Duman’ın (aralarda yayınlanan konser albümlerini ve toplamaları saymazsak, Duman I ve Duman II’yi de tek albüm olarak kabul edersek) beşinci albümleri. Altıncının zamanı gelmişti, geçiyordu bile.

Kaan Tangöze’yle 2022 yılının başlarında BantMag adına bir söyleşi yapmış, beklenen soruyu sormuştum: “Yeni Duman albümünü ne zaman dinleyebileceğiz?” Cevap, heyecanlıydı: 

“Yeni beste çok. Bende de var, Batuhan ve Ari’de de… Toplasak belki 50-60 beste var elimizde. Bunların yarısına bakmışızdır beraber ama hep araya bir şey giriyor, tamamına erdiremiyoruz. Dağılıyoruz, birleşiyoruz, bir şeyler değişiyor, pandemi oluyor, şarkılar bir türlü ortaya çıkamıyor. Bunun için konsantre olup stüdyoya girmemiz gerekiyor. Girmeye karar verdikten sonra bir ayda çalar çıkarız.” 

Beklentiyi artırmış, sabırsızlanmıştık. Albüm, iki yıl sonra tamamlanabildi. İlk iki şarkı önümüzde ama diğerleri için heyecanımız sürüyor. Üstelik daha da sabırsızız çünkü şarkıların ikisi de mükemmel. 

Başta söylediğim gibi, şarkıları uzun uzun anlatmaya gerek yok çünkü uzun uzun dinleyeceğiz. En azından diğer 14 şarkı yayınlanana kadar... Liseli bir çocuk heyecanıyla, ilk aşkını yaşayan bir ergen sabırsızlığıyla beklediğim şarkılar bunlar. Her şey bir yana, bana bunu yaşattıkları için Duman’a ne kadar teşekkür etsem az.

Kaan Tangöze yukarıda andığım söyleşimizin bir yerinde şunu söylemişti: 

“Bazen kendi aramızda konuşurken ‘Bir Duman festivali yapalım’ diye dalga geçiyoruz. Sırayla çıkalım, solo solo çalalım, en sonunda Duman’la ortalığı karıştıralım…” 

Festival hâlâ şahane fikir ama bu yazın Duman konserlerinin festivali aratmayacağı muhakkak. Bilhassa Kufi, ortalığı daha çok sallayacak. Yeni şarkılar, albüm öncesinde (amiyane tabirle söyleyecek olursak) belki gazımızı alır ama yetmez. Yine de bu yaz bir Duman konserinde buluşmak elzem. Nerede olursa olsun. Söyleyecekleri çok şey var çünkü.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Harry Potter dizisi, Duman teklisi

HBO, yapım aşamasındaki Harry Potter serisinin yürütücü yapımcısı, dizi sorumlusu ve yönetmenini duyurdu. Geçen pazartesi iki yeni şarkıyla 11 yıllık hasreti dindiren Duman'ı Murat Meriç yazdı.

30 Haz 2024

Harry Potter

YAZARLAR

Murat Meriç

Müzik yazarı. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006), 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016), Yerli Müzik (bi'bak Berlin, 2018) ve Hayat Dudaklarda Mey / Memleketin Anason Kokan Şarkıları (Anason İşleri Kitapları, 2019) adlı dört kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine