Günümüz dugularına alternatif bir bakış: Cryono


Farklı gözlerden farklı tasvirlerle: Göz Alabildiğine İstanbul: Beş Asırdan Manzaralar Nedir? Sergi . İstanbul’un siluetine bir uçtan bir uca bakarken 15. yüzyıldan 20. yüzyılın ilk çeyreğine uzanan zaman çizgisinde dönemin diplomatik ilişkilerine, şehrin geçirdiği dönüşümlere, çokkültürlü yapısına ve sosyal yaşamına ait izleri Ömer Koç Koleksiyonu'ndan yapılan bir seçkiyle keşfetmeye davetlisin. Nerede ve ne zaman? 26 Mayıs 2024’e kadar Meşher ’ de. Neden gitmeli? Küratörlüğünü Şeyda Çetin ve Ebru Esra Satıcı'nın üstlendiği sergide en eski yapıt 1493 yılına ait . Bir kısmı ilk defa İstanbul’da sergilenen; geniş açılı şehir manzaralarını gösteren tablolardan gravürlere, nadir kitaplardan albümlere, panoramik fotoğraflardan objelere dek 100’ün üzerinde nadide eser seni bekliyor. Not almalı: İstanbul’un göz alıcılığına bir iltifat sunmak yerine anlatının çeşitliliğini, tasvirlerin farklılığını ortaya koyan Göz Alabildiğine İstanbul sergisinde; gemi kaptanından seyyahlara, askerlerden elçilere, yazar, ressam ve fotoğrafçılardan mimar ve şehir plancılarına kadar Batılı gözlerin farklı teknik ve araçları öne çıkıyor. Sergi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir, İstanbul’a heyecan verici değişik açılardan bakmak için yolunu Taksim’e, Meşher ’e düşürebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Oyun. Eser, Edmond Rostand’ın unutulmaz eseri Cyrano De Bergerac’i canlandırıyor.
- Nerede? DasDas
- Ne zaman? 14, 15, 21, 22 Ekim ve 15, 23 Kasım
- Neden gitmeli? Bülent Emin Yarar, Caner Erdem, Ece Çeşmioğlu Ölmez, Elif Mandan, Erol Babaoğlu, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Fatin Elçim, Mert Fırat, Ömer Faruk Tezgel’i sahnede seyredebilmek, ayrıca oyunun dekor ve ışık tasarımını yapan Cem Yılmazer’in üretimine yakından bakabilmek için.
- Not almalı: Ahmet Sami Özbudak’ın yönetmen koltuğunda oturduğu Cyrano De Bergerac, bu yorumuyla geçmişten bugüne bir köprü kuruyor. İzleyici, eserin şiirsel ve masalsı atmosferini arkasına alarak günümüzün güzellik meselelerine, derinliğini kaybetmiş duygulara, aşka, yalnızlığa ve ölüme yeniden bakacak. Biletler şurada.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay şehrin tiyatro takviminde Cryono, Veda, 1923, Şirreti Evcilleştirmek, Çirkin ve dahası var.
28 Eyl 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



